Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2021/5418 E. 2021/5790 K. 01.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5418
KARAR NO : 2021/5790
KARAR TARİHİ : 01.04.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, basit yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanığın yargılama konusu eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” ve 5237 sayılı TCK’nin 106/1-1. maddesi kapsamında yer alan “Tehdit” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylemler yönünden öngörülen ceza miktarının TCK’nin 86/2. maddesi için “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu, TCK’nin 106/1-1. cümle maddesi için “altı aydan iki yıla kadar hapis cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin

251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2) Sanığın, mağdur …’a karşı kurulan hüküm yönüyle, oluşa kabule ve mağdurun adli raporuna göre yaralanmasının TCK’nin 86/2 maddesi kapsamında basit yaralama suçuna ilişkin olduğu, mahkemece kurulan hükümde temel ceza tayini uygulanırken uygulama maddesinin TCK’nin 86/2 maddesi yerine TCK’nin 86/1 maddesi olarak gösterilmesi,
3) Sanığın, mağdur …’a karşı eylemine uyan suçun 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında kaldığı, bu suçun takibi şikayete bağlı suçlardan olduğu, mağdurun hükümden sonra 10.11.2017 havale tarihli dilekçesi ile sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçtiğini bildirmesi karşısında, sanıklara 5237 sayılı TCK’nin 73/6. maddesi gereğince şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği hususu sorulup, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
4) Sanığın adli sicil kaydında bulunan … 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/05/2011 tarihli 2010/852 Esas – 2011/326 Karar sayılı ilamı ile TCK’nin 184/1. cümlesinden verilen 6.000 TL adli para cezasına ilişkin hükmünün tekerrüre esas olduğu, bahse konu suçun 18.05.2018 tarih ve 30425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7143 sayılı Kanun’un 16. maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanunu’na eklenen geçici 16. maddesine göre sanığın 31.10.2018 tarihine kadar başvurması ve madde kapsamında belirtilen şartları yerine getirmesi halinde 5237 sayılı TCK’nin 184/5. maddesinde belirtilen, 184/1. maddesinden mahkum olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar hükmünden yararlanma olanağının bulunması nedeniyle, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması karşısında anılan … 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/05/2011 tarihli 2010/852 Esas- 2011/326 Karar sayılı ilamı ile ilgili uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonucuna göre sanık hakkında TCK’nin 58. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerekliliği,
5) Sanığa ek savunma hakkı verilmeden iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 58/6. maddesinin uygulanması suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesine aykırı davranılması,

6) Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, 01.04.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.