Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2021/5890 E. 2021/4311 K. 17.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5890
KARAR NO : 2021/4311
KARAR TARİHİ : 17.03.2021

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali, tehdit
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanığın, mağdur …’ı 26.04.2011 tarihinde kasten yaralama eyleminden dolayı açılan kamu davası yönünden hüküm kurulmamış ise de; zamanaşımı süresince karar verilmesi mümkün kabul edilmiş;
Sanık savunması, mağdurlar beyanı ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın suç tarihlerinde işlediği fiillerin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı, bu fiiller ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmış olduğuna ilişkin akıl hastalığı iddiasının bulunmadığı, bu hususta dosya kapsamına göre her hangi bir tespitinde mevcut olmadığı anlaşıldığından; tebliğnamedeki (1) numaralı bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1)Sanığın yargılama konusu eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” ve TCK’nin 233/3. maddesinde düzenlenen ”Aile Hukukundan Kaynaklanan Yükümlülüğün İhlali” suçlarına ilişkin olduğu, bahse konu eylemler yönünden öngörülen ceza miktarlarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası” ve ”üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına” ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü
ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2)Sanığın, küçük yaştaki çocukları olan mağdurlar … ile…’e yönelik hangi eylem ya da eylemleri sonucunda, aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçunun oluştuğu hususu karar yerinde gösterilmeden yazılı şekilde mahkumiyet hükmü tesis edilmesi,
3)Sanık hakkında düzenlenen iddianamede, tehdit suçundan açılmış bir kamu davasının bulunmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde beraat kararı verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 225/1. maddesine aykırı davranılması,
4)Sanık hakkında tekerrüre esas alınan Çerkezköy (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesinin 02.02.2007 karar tarihli, 01.03.2007 tarihinde kesinleşen, 2005/129 Esas – 2005/27 Karar sayılı ilamının sanığın çocukken işlediği bir suça ilişkin olması karşısında, TCK’nin 58/5. maddesi uyarınca tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeksizin, sanığın mükerrir kabul edilerek TCK’nin 58. madde hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.03.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.