Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2021/592 E. 2021/1764 K. 18.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/592
KARAR NO : 2021/1764
KARAR TARİHİ : 18.02.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanığın savunmasında mahkemeye bildirdiği adresinde gerekçeli kararın tebliğe çıkarılması, bu adreste bulunamaması, adresten ayrılmış olması ve yeni adresinin tespit edilememesi halinde nüfus kaydında yer alan yerleşim yeri adresinde Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi uyarınca tebligat yapılacağı gözetilmeden, mernis adresine doğrudan Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi gereğince yapılan tebligat işlemi usulsüz bulunduğundan, temyiz isteminin öğrenme üzerine süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Sanığa verilen cezaların türüne ve miktarına göre, sanığın duruşmalı inceleme talebinin, 5271 sayılı CMK’nin 299. maddesi ve 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 318. maddesine göre reddine karar verilerek yapılan incelemede;
1) Müşteki İsmail’in yaralanmasına ilişkin Nevşehir Devlet Hastanesi’nin 23.05.2012 tarihli ortopedi uzmanınca verilen raporunda ”Hastanın yapılan muayenesinde vücuda acı veren bir olay olduğu, 5 parmakta kırık olduğu ve bu kırıktan dolayı 1. derece hafif düzeyde hayati fonksiyonlarının etkilendiği, 5 parmakta hareket kısıtlığından dolayı uzuv zaafı olduğu. Durumu bildirir geçici rapordur.” şeklinde, Kayseri Adli Tıp Şube Müdürlüğü’nün 30.06.2014 tarihli raporunda ”Şahıs hakkında düzenlenmiş aile hekimliğinin 09.11.2011 tarih ve 14627 sayılı raporunun tetkikinde; darp nedeniyle şahsın yapılan muaynesinde; sol pariyeto temporal bölgede 4 cm’lik sağ pariyeto oksibital bölgede 3 cm’lik skalp kesisi, her iki bacak ön yüzde 5-6 cm uzunluğunda yüzeyel abrazyon, sol el 5. Parmak distalinde morarma olduğu, Nevşehir DH’nin A 120438795 protokol numaralı …’a ait tıbbi evrakında; sol el 5. Parmak distal flanksta kırık saptandığı, alçı atel yapıldığı kayıtlıdır. …’ın 30.06.2014 tarihinde Şube Müdürlüğümüzde yapılan muayenesinde; sol el 5. parmak dip eklem seviyesinde parsiyel kontraktür sol el 5. parmak eklem hareket açıklıkları ile kas gücünde azalma olduğu görüldü. Sonuç: Mevcut yaralanmanın …’ın duyularından veya organlardan birisinin sürekli zayıflaması veya yitirilmesi niteliğinde olmadığı kanaatini bildirir rapordur.” şeklinde tespitlere yer verildiği, raporların içeriğinin Adli Tıp kriterlerine uygun olmayıp, hükme esas alınacak yeterlilikte bulunmadığı anlaşılmakla; müşteki İsmail’e ait tüm tedavi evrakları, geçici ve kat’i raporları temin edilip en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğü’ne sevk edilerek 5237 sayılı TCK’nin 86 ve 87. maddelerinde belirtilen her bir ölçüte göre duraksamaya yer vermeyecek kati raporu alındıktan sonra, sanığın hukuki durumunun tespit ve tayini gerektiği gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabul ve uygulamaya göre;
2) Adli tıp kriterleri açısından kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin hafif (1) ila ağır (6) derece şeklinde sınıflandırılması ve 5237 sayılı TCK’nin 87/3. maddesinde kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisine göre cezanın en fazla (1/2) oranında artırılmasının öngörülmüş olması karşısında, müşteki İsmail’in adli raporunda vücudundaki kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisinin hafif (1.) derece olduğu belirtilmesine rağmen, 5237 sayılı TCK’nin 3. maddesindeki orantılılık ilkesine aykırı olarak sanığın cezasında (1/3) oranında artırım yapılması suretiyle fazla ceza tayini,
3) Karşılıklı kavga şeklinde gerçekleşen olayda, tarafların olayın çıkış sebebini ve gelişimini farklı şekilde anlattıkları, olayın çıkış sebebi ve gelişimi üzerinde durularak ilk haksız hareketin kimden geldiğinin tespitine çalışılması; bunun mümkün olmaması halinde, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas – 367 sayılı Kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında da kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde, şüpheli kalan bu halde sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari oranda (1/4) uygulanması gerekip gerekmediğinin tartışmasız bırakılması,
4) Sanık hakkında müşteki İsmail’e yönelik kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmünde 5237 sayılı TCK’nin 86/1-3-e. maddeleri uyarınca belirlenen ”1 yıl 6 ay” hapis cezasından 5237 sayılı TCK’nin 87/3. maddesi uyarınca (1/3) oranında arttırım yapılması sırasında ”1 yıl 12 ay” hapis cezası yerine ”2 yıl” hapis cezasına hükmolunması,
5) Mükerrir sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 58/6-7. maddeleri gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi gerekirken, sanık hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmemiş olması,
6) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sonuç ceza miktarı açısından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 18.02.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.