YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6480
KARAR NO : 2021/10707
KARAR TARİHİ : 16.06.2021
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
ÖLDÜRÜLEN : …
KATILANLAR : …, …, …
SUÇ : Çocuğa karşı kasten öldürme
HÜKÜM : CMK’nin 223/2-e maddesi gereğince beraat
İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TÜRK MİLLETİ ADINA
Dairemizin 24.11.2020 tarih ve 2020/1138 Esas – 2020/3054 Karar sayılı ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 20.01.2021 tarih KD 1- 2019/57055 sayılı itiraznamesi ile;
“Yargıtay 1. Ceza Dairesinin kararında da belirtildiği üzere, suça sürüklenen çocuk ile müteveffa arasında çok ciddi tartışmaların yaşandığı, suça sürüklenen çocuğun müteveffaya ölüm olayında iki gün önce tokat attığı, ölümle tehdit ettiği, ona hakaret ettiği keza ölüm olayının gerçekleştiği gün suça sürüklenen çocukla müteveffanın çok hararetli şekilde tartıştıkları bu tartışmanın ölüm olayını meydana geldiği yerde de sürdüğü, suça sürüklenen çocuğun tanıklar huzurunda defalarca ölümle tehdit ettiği, bu şekildeki tehdit eyleminin ölüm olayının hemen öncesinde dahi suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiği hususlarında şüphe bulunmamaktadır. Somut olayda, 112 Acil Sağlık Servis ekiplerinin ve kolluk güçlerinin olay yerine intikal ettikleri sırada suça sürüklenen çocuğun kıyafetlerinin kuru olması, suça sürüklenen çocuğun elindeki cep telefonunu suya fırlatması, vücudunda tırnak izlerinin bulunması gibi şüphe uyandıracak bulgu ve davranışlar mevcut ise de, suça sürüklenen çocuğun bu hususları önemli ölçüde tutarlı savunmalarla bertaraf ettiği gözden kaçırılmamalıdır. Yine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin ilamında belirtildiği gibi olayın herhangi bir görgü tanığı yada kamera görüntüsü de mevcut değildir.
Öte yandan olay yerinde yapılan keşif ve düzenlenen rapor ile ekleri incelendiğinde, müteveffanın suya atladığı yerin 1.70 metre derinliğinde ve dip akıntısı olan bir bölge olduğu, bölgede suyun debisinin yüksek olduğu, suça sürüklenen çocuğun yüzme bilse bile bu şartlar altında …’yi kurtarmasının olanaklı olmadığı açıkça anlaşılmaktadır.
Bozma ilamında hiç değinilmeyen bir husus da müteveffanın psikolojik rahatsızlıklarının bulunduğuna ilişkin beyan ve delillerdir. … ölüm olayından bir süre önce psikiyatri tedavisi almaya başlamış olup bu durum gerek suça sürüklenen çocuk gerekse müteveffanın arkadaşları tarafından bilinmektedir. Nitekim müteveffa üzerinde yapılan otopsi işlemi sırasında alınan numunelerde mütveffanın kanında kullanmakta olduğu Lustral isimli antidepresan ilacın etken maddesi olan “sertralin” maddesinin bulunduğu tespit edilmiştir.
Öte yandan dosya arasında bulunan T.C. Gaziosmanpaşa Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi tarafından düzenlenen Başvuru No: 15677403 sayılı Psikiyatri Polikliniği tarafından düzenlenen “13/05/2013 tarihli … ile ilgili “Hasta Anemnez Raporu”unda; “Tek başına kendi isteğiyle geliyor, sinirlilik, kendine zarar verme, son iki yıldır şikayeti artmış, iki yıl önce İstanbul’dan Reşadiye’ye göç etmişler, okulda, evde sorunu varmış, her şeyi kafaya takıyor, iç sıkıntısı, daralma, kapalı ortamlarda kalamıyor, anerik+, morali kötü, uykuya dalmakta güçlük+, sabah yorgun kalkıyor, ilgisizlik isteksizlik+, Anhedoni+, self multilatif davranış+, en son 5-6 ay önce, boşluk hissi, suisid girişimi arabanın önüne atlamış/ 2 ay önce, aile içi sorunlar+, aile ile çatışma+, erkek arkadaşı var/araları değişken, sigara bir ara kullanmış, okuldan kaçmalar+, ilk psk başvuru 3 ay önce- Prozac 1×1 2 aydır kullanıyor, geçen hafta atarax önerilmiş fayda görmemiş, anne ile arası daha iyi, sedef, behçet, kolşisin kullanıyor, memede kist nedeniyle opere olmuş” şeklinde ifadelerin bulunduğu, raporun ikinci sayfasında müteveffaya Lustral 50 mg 1×1 ve Desyrel 1×1 ilaç yazılıp bir hafta sonrası için annesiyle birlikte kontrole gelmesinin önerildiği kayıtlıdır.
Rapor içeriğinden de görüldüğü üzere, müteveffanın kendine zarar verme ve intihar eğiliminin bulunduğu, bu eğiliminin tedaviye muhtaç hale geldiği hatta kullanılan Prozac ve Atarax isimli iki ilacın müteveffanın ruh haline olumlu katkıda bulunmadığı anlaşılmaktadır. Kısacası mevcut psikolojik durumu ve olayın hemen öncesi yaşadığı tartışmanın etkisiyle daha önce intihar girişimi bulunan müteveffanın, suça sürüklenen çocuğun aşamalarda iddia ettiği gibi kendini intihar etmek amacıyla suya atması hayatın olağan akışına aykırı bir durum olarak görülemeyecektir.
Bu itibarla ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında, “Sanığın üzerine atılı Çocuğu veya Beden veya Ruh Bakamından Kendini Savunamayacak Kişiyi Öldürme suçunu işlediğine yönelik savunmasının aksini kanıtlayan bir delil bulunmaması, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun E:2003/2-262 K:2003/277 T:18.11.2003 ilamında da açıklandığı üzere, amacı maddi gerçeğin ortaya çıkarılması olan ceza yargılamasının en önemli ilkelerinin birisi de “kuşkudan sanık yararlanır” ( in dubio pro reo ) ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın cezalandırılması bakımından taşıdığı önemden dolayı gözönünde tutulması gereken herhangi bir meselede başgösteren kuşkunun, sanığın yararına değerlendirilmesidir. Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması (CMK 223/2-e) halinde sanık hakkında beraat kararı vermek gerekir. Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz (Anayasa 38/4). Anayasanın 5170 sayılı yasa ile değişik 90/son madde ve fıkrası uyarınca iç hukukumuzun parçası niteliğinde olan BM Kişisel ve Siyasal Haklar Sözleşmesinin 14/2 maddesi uyarınca, “hakkında bir suç isnadı bulunan bir kimse, hukuka göre suçluluğu kanıtlanıncaya kadar masum sayılma hakkına sahiptir”. Yine Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/2 m. gereğince “bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır”. Bu nedenlerle sanık …’nın isnat edilen suçu işlediğini gösterir mahkumiyetine yeter kesin, net ve inandırıcı delil olmadığından 5271 sayılı CMK 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar vermek gerekmiştir.” şeklindeki gerekçe doğrultusunda verilen beraat hükmü Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığımızca isabetli görülmektedir. Yukarıda belirtilen sebeplerle, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 24/11/2020 gün ve 2020/1138 Esas – 2020/3054 Karar sayılı ilamının suça sürüklenen çocuk hakkında “Çocuğu veya Beden veya Ruh Bakamından Kendini Savunamayacak Kişiyi Öldürme” suçundan verilen beraat hükmünün bozulmasına yönelik kısmı bakımından bozma hükmünün kaldırılması, Tokat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/09/2015 gün ve 2014/224 Esas – 2015/234 Karar sayılı kararıyla verdiği “Çocuğu veya Beden veya Ruh Bakamından Kendini Savunamayacak Kişiyi Öldürme” suçundan verilen beraat hükmünün onanmasına karar verilmesi gerektiğinden bahisle dosyanın itirazen incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi üzerine yapılan incelemede;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Dairemizin 24.11.2020 tarih ve 2020/1138 Esas – 2020/3054 Karar sayılı bozma ilamında da belirtildiği üzere; “Oluşa ve dosya kapsamına göre, nitelikli kasten öldürme suçunun tarihi itibariyle 18 yaşını dolduran sanık … ile maktul …’nin aynı okulda öğrenci oldukları ve bir süre arkadaşlık yaptıkları fakat özellikle maktulün arkadaşlarının anlatımlarına göre …’nin … ile arkadaşlığını sürdürmek istemediği, hatta dosya kapsamına yansıyan mesaj içeriklerinden anlaşıldığı üzere; …’nin eski erkek arkadaşı olan Adem’e tekrar birlikte olmak için teklifte bulunduğu, bu duruma …’nın öfkelendiği ve çeşitli kereler …’yi tehdit ettiği, hakaret ettiği ve ölüm olayından iki gün önce de tokat atmak suretiyle darp ettiği, ölüm olayının olduğu gün ise yine aralarında tartışma yaşandığı, bu tartışmaya tanık olan arkadaşlarının ifadelerinden anlaşıldığı üzere …’nın kendisiyle görüşmek istemeyen …’yi “ya sen ölürsün ya da o” şeklinde tehdit ettiği, bunun üzerine ise …’nin “beni öldür o zaman” şeklinde cevap verdiği ve ardından …’nın teklifi üzerine daha önce de çeşitli kereler gittikleri ırmak kenarına doğru yürüdükleri, burada da …’nın beyanlarından anlaşıldığı üzere tartışmaya devam ettikleri, olayın bundan sonrasına dair herhangi bir tanık ya da kamera görüntüsü olmadığı, …’nın 112 Acil hattını arayarak boğulma olayının olduğunu belirterek olay yerine gelmelerini istediği, bunun üzerine 112 Acil ekibinin olay yerine intikal ettiği, ardından da kolluk kuvvetlerinin geldiği, …’nın kolluk kuvvetlerini görmesi üzerine elinde bulunan kendisine ait cep telefonunu ırmağa attığı, olay yerine varıldığında …’nın üzerinde önü açık gömlek, gömleğin altında atlet, altında ise kumaş pantolun olduğu, 112 Acil ekibinde görevli şahısların beyanlarından ve kollukça tutulan tutanak kapsamından …’nın saçlarının, gömleğinin ve atletinin kuru olduğu, sadece dizlerinin altının ıslak olduğu ve özellikle vücudunda belirgin şekilde tırnak izlerinin olduğunun anlaşıldığı, … olaya dair aşamalardaki beyanlarında … ile tartıştıkları sırada …’nin büyük bir kaya üzerinden kendisini ırmağa attığını, o sırada arkasının dönük olduğunu, ardından onu kurtarmak için suya atladığını, kendisinin yüzme bildiğini fakat …’nin bilmediğini, kurtarmak için uğraştığını ancak …’nin kendisini ittiğini, tırnak izlerinin de bu sırada oluştuğunu belirttiği, her ne kadar tırnak izlerine dair … bu şekilde bir izahta bulunmuş ise de, bunun hayatın olağan akışına uygun olmadığı, boğulmak üzere olan bir kişinin kendisini kurtarmaya çalışan kişiyi iteklemesinin beklenemeyeceği, aksine ona tutunmasının gerekeceği, …’nın bu ifadesinin suçtan kurtulmak maksatlı olduğu, olayların gelişimi bir bütün olarak değerlendirildiğinde ise, …’nın kendisi ile birlikte olmak istemeyen …’yi bu nedenle bir çok kez tehdit ettiği, en son tanıkların huzurunda öncekilere göre özellik arz edecek şekilde “ya seni öldüreceğim ya onu” şeklinde bir tehditte bulunduğu, burada “o” şeklinde ima ettiği kişinin ise …’nin görüştüğü üçüncü şahıs olduğu, …’nin bu tehdit içerikli soruya “ben” şeklinde karşılık vermesi üzerine ırmak kenarına …’nın isteği ile gittikleri, burada da tartışmanın devam ettiği ve …’nin kendisini savunmaya çalışırken …’nın vücudundaki tırnak izlerinin oluştuğu, …’nin karşı koyamadığı ve … tarafından ırmağa atılmak suretiyle boğularak hayatını kaybettiği, …’nın kendisinin de ırmağa atladığını beyan ettiği, ancak vücudunun büyük kısmının ve özellikle saçlarının kuru olduğu, olay tarihi ve coğrafya itibariyle bu kadar kısa sürede üzerinin ve saçlarının kurumasının mümkün olmadığı, … boğulduktan sonra ise …’nın kendisinden şüphe duyulmaması amacıyla 112 Acil hattını aradığı, olay yerine kolluk kuvvetlerinin de geldiğini görünce ise panikleyerek telefonunu ırmağa attığı, netice olarak sanık …’nın suç tarihinde 18 yaşından küçük olan maktul …’yi nitelikli olarak kasten öldürdüğü ve hakkında mahkumiyet kararı verilmesi gerektiği halde, yazılı şekilde beraat kararı verilmesi” isabetli görülmeyerek tebliğnamedeki görüşe aykırı şekilde hükmün bozulmasına dair Dairemiz kararında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazının REDDİNE,
2) Dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 16.06.2021 gününde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Sanık … hakkında nitelikli kasten öldürme suçundan ilk derece mahkemesince verilen beraat kararı usul ve yasaya uygun görüldüğünden, sanığın bu suçtan mahkum edilmesi gerektiğinden bahisle bozma kararı veren ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazını reddeden sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.