Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2021/6486 E. 2021/5006 K. 24.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6486
KARAR NO : 2021/5006
KARAR TARİHİ : 24.03.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyetlere dair

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Katılan sanık … müdafiinin, 19.06.2016 havale tarihli sanık … hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz dilekçesinin mahallinde değerlendirilmesi gerektiği değerlendirilerek yapılan incelemede;
1) Katılan sanık … müdafiinin temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanık … müdafiine 13.06.2016 tarihinde tefhim edildiği ve adli para cezalarının miktarları itibariyle kesin oldukları halde, sanık müdafiinin hükümleri 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca halen yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK’un 310/1. maddesinde öngörülen bir haftalık süre geçtikten sonra 24.03.2017 tarihinde temyiz ettiği anlaşılmakla, sanık … müdafiinin kanuni süresinden sonra vaki temyiz talebinin, CMUK’un 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
2) Sanık … müdafiinin sanık hakkında katılan …’yi kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanık … müdafiinin temyiz dilekçesi içeriğinden, müvekkili sanık hakkında kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmüne hasren temyiz isteminde bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;
a) Oluşa ve dosya içeriğine göre, müşteki …’nin baba evine gelerek miras meselesi yüzünden tartışma başlatıp önce yatalak babası Ramazan’a, sonra kendisine engel olmak isteyen annesi …’e ve kardeşi sanık …’a saldırdığı olayda; sanık …’ın anne ve babasının darp edilmesini engellemek için kardeşi ile onların arasına girmesi karşısında, sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nin 25/1. maddesi uyarınca meşru müdafaa kapsamında olup olmadığı değerlendirilmeden, yazılı gerekçe ile karar verilmesi,
b) Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d maddesi ile “01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de Anayasa Mahkemesinin, 19.08.2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz.” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
c) Sanık hakkında tekerrüre esas alınan … 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.10.2014 tarihinde kesinleşmiş, 25.09.2014 tarih ve 2014/377 Esas – 2014/810 Karar sayılı “sanığın 3 ay 10 gün hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilen” ilamındaki 5237 sayılı TCK’nin 151/1. maddesindeki mala zarar verme suçunun, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesi gereğince uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmakla; TCK’nin 2. ve 7. maddeleri de gözetilerek, sanık hakkında tekerrüre esas alınan hükme ilişkin uzlaştırma işlemi yapılıp yapılmadığı mahkemesinden sorularak, sonucuna göre sanık hakkında TCK’nin 58. maddesinde düzenlenen tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının ve sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
d) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle, hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
e) Kabule göre, sanık hakkında TCK’nin 29. maddesi uyarınca haksız tahrik hükümleri uygulanırken, olayın oluşu ve mahkemenin kabulüne göre sanığın cezasında azami oranda indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii ile o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 24.03.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.