YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6521
KARAR NO : 2021/2656
KARAR TARİHİ : 01.03.2021
Kasten yaralama suçundan sanık …’nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2 ve 52/2. maddeleri gereğince 2.400,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.09.2020 tarihli ve 2019/310 Esas, 2020/196 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 07.12.2020 tarihli ve 2020/16795 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.01.2021 tarihli ve 2021/1113 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
5237 sayılı Kanun’un 21. maddesinin 2. fıkrasının; “Kişinin, suçun kanunî tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi hâli” şeklinde olduğu, fıkra gerekçesinde ise; “Olası kast durumunda suçun kanuni tanımında yer alan unsurlardan birinin somut olayda gerçekleşebileceği öngörülmesine rağmen, kişi fiili işlemektedir. Diğer bir deyişle, fail unsurların meydana gelmesini kabullenmektedir.” şeklinde olası kastın uygulanma şartlarının belirlendiği, dosya kapsamına göre, katılan ile sanığın idarelerindeki araçların zincirleme trafik kazasına karıştıkları, katılanın rapor tutması için sanığın yanına gittiğinde, ona araçtan inmesini söylediği, sanığın ise aracıyla uzaklaşmaya başladığı, bunun üzerine katılanın sanığın kullandığı aracın kapısından tutması üzerine sürüklenerek yaralandığı somut olayda; İstanbul 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.09.2020 tarihli kararının gerekçe kısmında “…mağdurun asılı kaldığı, yere düştüğü, takla attığı, sanığın ise sorumluluktan kurtulma amaçlı kendi aracına kapısından tutan müştekiyi ani hareketle kaçarak düşürdüğü, eyleminin mağdurun yere düşmesini sağlamaya yönelik olduğu bilinç ve muhtemel kastıyla hareket ettiği, sanığın şansına güvenerek ya da mağdurun oluşabilecek yaralanmasını muhtemelen göze aldığı, sanığın iç dünyasında niyet olgusunun gayri muayyen kast olarak neticeyle belirlenmesi gerektiği, aksi halde araç altında kalma ihtimali bulunan mağdurun ölümü dahi ihtimal dahilinde bulunduğundan, bu itibarla mağdurun muhtemel kastının yaralama olarak kabul edilmesi gerektiğinden…” şeklinde belirtildiği, Mahkemesince gerekçe kısmında sanığın suçun unsurlarının gerçekleşmesini öngörmesine rağmen fiili işlediği yani sanığın kasten yaralama eylemini olası kastla işlediğinin kabul edilmesi karşısında, gerekçeli kararın hüküm kısmında sanık hakkında olası kast nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 21/2. maddesine göre indirim yapılmamak suretiyle, gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturulmasında isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; İstanbul 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.09.2020 tarihli ve 2019/310 Esas, 2020/196 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nin 309/4. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.03.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.