YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6526
KARAR NO : 2021/2657
KARAR TARİHİ : 01.03.2021
Basit yaralama suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-e, 29/1, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 2.240,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresi belirlenmesine dair Gaziosmanpaşa 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.03.2019 tarihli ve 2018/993 Esas, 2019/405 Karar sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına ilişkin merci İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.04.2020 tarihli ve 2020/314 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 07.12.2020 tarihli ve 2020/10620 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15.01.2021 tarihli ve 2021/1916 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, Mahkemesince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilmesi üzerine merci İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.04.2020 tarihli kararı ile, “…Sanığın adli sicil kaydında daha önce kasıtlı suçtan mahkumiyet kararının mevcut olduğu, Adli Sicil Kanununa göre bu kaydın silinme şartlarının oluşup oluşmadığı…” araştırılmadığından bahisle sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına karar verilmiş ise de; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarihli ve 2008/11/250 Esas, 2019/13 sayılı kararında belirtildiği üzere, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na göre verilen mahkûmiyet hükümleri bakımından, infazdan sonra anılan Kanun’un 58. maddesinde öngörülen sürelerin geçmiş olması durumunda, bu hükümlerin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarının değerlendirilmesinde olumsuz koşul olarak belirtilen bir engel olarak kabul edilmeyeceğinin belirtilmesi, dava konusu dosyada da, sanığın adlî sicil kaydında görülen Zeytinburnu 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 19.04.2002 tarihli ve 2001/1088 Esas, 2002/186 sayılı kararı ile sanık hakkında tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu yaralanmaya neden olmak suçundan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 459/2. maddesi uyarınca 569.415.000 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına hükmedildiği, adlî para cezasının 17.10.2005 tarihinde infaz edildiği ve 3 yıllık tekerrür süresi geçtikten sonra inceleme konusu olan suçun işlendiği, bu nedenle Zeytinburnu 3. Asliye Ceza Mahkemesinin anılan ilâmının objektif olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel olmadığı,
Kaldı ki Zeytinburnu 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.04.2002 tarihli kararı ile sanık hakkında 765 sayılı Kanun’un 459/2. maddesi uyarınca verilen adlî para cezasına ilişkin mahkûmiyet hükmünün taksirli yaralama suçuna ilişkin olduğu ve bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/6-a bendinde yer alan, “Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması” koşulunun sanık yönünden gerçekleşmemiş olduğu gözetilmeden yazılı şekilde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kaldırılmasında isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanığın daha önceden taksirli suçtan mahkûmiyet hükmünün 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel teşkil etmeyeceği gözetilmeden karar verilmesi isabetsizdir.
Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.04.2020 tarihli ve 2020/314 Karar değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nin 309/4. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.03.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.