Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2021/6716 E. 2021/8392 K. 20.05.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6716
KARAR NO : 2021/8392
KARAR TARİHİ : 20.05.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
KATILAN SANIKLAR : …, …
SUÇLAR : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Katılan sanık … müdafii, … müdafii, sanık

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık … ve sanık … hakkında katılan …’a karşı kasten yaralama suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
a) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas ve 2017/247 sayılı Kararında belirtildiği üzere, sanıklara ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-son maddelerinin uygulanması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek sanıkların savunma hakkının kısıtlanması,
b) Tanığı bulunmayan olayın başlangıç ve gelişim anına ilişkin taraflar arasında farklı beyanlarda bulunulması sebebiyle açıklık bulunmadığı ve tarafların karşılıklı olarak yaralandıkları gözetildiğinde; mahkemece sanıklar lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesi uyarınca haksız tahrik indirimi uygulanırken, katılan …’dan kaynaklanan hareketlerin ilk haksız hareket olarak neden kabul edildiğine ilişkin gerekçenin olmadığının görülmesi karşısında, olayın çıkış sebebi ve gelişimi üzerinde durularak ilk haksız hareketin kimden geldiğinin tespitine çalışılması; bunun mümkün olmaması halinde Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas – 367 sayılı Kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden

kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde, şüpheli kalan bu halin sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari (1/4) oranında uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
c) 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3-e maddeleri uyarınca tayin edilen “1 yıl 6 ay” hapis cezasının, TCK’nin 87/1-c maddesi uyarınca bir kat artırılması sırasında ”2 yıl 12 ay” hapis cezası yerine hesap hatası yapılarak “3 yıl” hapis cezası olarak belirlenmesi,
d) Sanıklar hakkında kasti suçlardan hapis cezalarına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmiş olması ve 15/04/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin 3. fıkrasının 1. cümlesine ”ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen ”denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen” ibareleri nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii, sanık … ve katılan … vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2) Sanık … hakkında katılan …’i kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a) Katılan … hakkında Aksaray Adli Tıp Kurumu’nun 02.06.2015 tarihli raporda katılanda oluşan yaralanmayla ilgili ”Kulak kepçesi iç kısmında 2.5 cm lik, kulak memesinde 1 cm lik ciltten hafif kabarık, ciltten hafif açık renkte nedbe dokusunun saptandığı” belirtiltiği, raporun sonuç bölümünde yüz sınırları içerisinde tarif edilen yaranın yüzde sabit iz oluşturmadığının ifade edilmesi karşısında; söz konusu raporun kendi içinde çelişkili olduğu görülmekle; katılanın tüm tedavi evrakları, geçici ve kati raporlarının Adli Tıp Kurumu İhtisas Kuruluna gönderilerek yaralanmasının özellikle yaşamını tehlikeye sokan bir durum olup olmadığı ve 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerindeki tüm ölçütlere göre niteliği hususunda duraksamaya yer vermeyecek şekilde kesin raporu aldırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile yetersiz ve çelişkili rapor ile yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
b) Tanığı bulunmayan olayın başlangıç ve gelişim anına ilişkin taraflar arasında farklı beyanlarda bulunulması sebebiyle açıklık bulunmadığı ve tarafların karşılıklı olarak yaralandıkları gözetildiğinde; mahkemece sanık …’dan kaynaklanan hareketlerin ilk haksız hareket olarak neden kabul edildiğine ilişkin gerekçenin olmadığının görülmesi karşısında, olayın çıkış sebebi ve gelişimi üzerinde durularak ilk

haksız hareketin kimden geldiğinin tespitine çalışılması; bunun mümkün olmaması halinde Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas – 367 sayılı Kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde, şüpheli kalan bu halin sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari (1/4) oranında uygulanmasını gerektirip gerektirmediğinin tartışılmaması,
c) Sanık hakkında kasti suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmiş olması ve 15/04/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin 3. fıkrasının 1. cümlesine ”ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen ”denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen” ibareleri nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin ve katılan … vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20.05.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.