Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2021/6824 E. 2021/4697 K. 22.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6824
KARAR NO : 2021/4697
KARAR TARİHİ : 22.03.2021

Silahla kasten yaralama suçundan sanık …’un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-e, 29/1, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 1.500,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresine tâbi tutulmasına dair Ardahan Asliye Ceza Mahkemesinin 18.06.2014 tarihli ve 2014/36 Esas, 2014/175 Karar sayılı kararının 26.06.2014 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın 16.05.2018 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkûmiyetine karar verildiğinin ihbarı üzerine yapılan yargılama sonucunda hükmün açıklanması ile adı geçen sanığın, 5237 sayılı Kanun’un 86/2, 86/3-e, 29/1, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 1.500,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Ardahan Asliye Ceza Mahkemesinin 21.01.2020 tarihli ve 2019/465 Esas, 2020/18 Karar sayılı kesin kararını takiben, 5271 sayılı Kanun’un geçici 5. maddesinin d bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş” ibaresinin aynı bentte yer alan basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı olduğundan bahisle iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı kararı üzerine oluşan yeni duruma göre lehe olan hükümlerin uygulanmasına yönelik Ardahan Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan uyarlama talebinin reddine dair Ardahan Asliye Ceza Mahkemesinin 02.10.2020 tarihli ve 2019/465 Esas, 2020/18 Karar sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonrası dosyanın basit yargılama usulü yönünden değerlendirme yapılması gerektiğinden bahisle kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına ilişkin mercii Ardahan Ağır Ceza Mahkemesinin 16.10.2020 tarihli ve 2020/337 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 13.01.2021 tarihli ve 2020/19191 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.02.2021 tarihli ve 2021/10034 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
5271 sayılı Kanun’un 251. maddesinde, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir” şeklinde,
Geçici 5. maddesinde yer alan, “(1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla; …c) 250 nci maddede düzenlenen seri muhakeme usulü ile 251 ve 252 nci maddelerde düzenlenen basit yargılama usulüne ilişkin hükümler, 01.01.2020 tarihinden itibaren uygulanır. d) 01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz” şeklindeki düzenlemeler ile,
Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 sayılı kararı ile geçici 5. maddenin d bendinde yer alan “…kovuşturma evresine geçilmiş,…” ibaresinin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde,
Somut dosya kapsamında, sanığın mahkumiyetine konu suçun, 5271 sayılı Kanun’un 251. maddesi gereğince basit yargılama usulüne tabi olduğu, hükmün açıklanmasına ve mahkumiyete dair kararın 21.01.2020 tarihinde verildiği, Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 sayılı kararının 19.08.2020 tarihli ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdiği, 1982 Anayasası’nın 153/5. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümeyeceği, anılan kararın kovuşturma evresinin ise iptal kararı yürürlüğe girmeden sona erdiği ve mahkemesince karar verildiği,
Diğer yandan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın deneme süresi içerisinde işlenen kasıtlı bir suç nedeniyle açıklanan hüküm, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yürürlüğe girdiği 19.08.2020 tarihinden sonra verilmiş olsa dahi, 5271 sayılı ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/11-1. cümlesinde yer alan, “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar.” şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, mahkemenin hükmü olduğu gibi açıklamak zorunda olduğu, basit yargılama usulünün uygulanmasının bir zorunluluk olmadığı ve tamamen hakimin takdir hakkına ilişkin olduğu, kaldı ki, 5271 sayılı Kanun’un 251/6. maddesinde yer alan, “Mahkemece gerekli görülmesi hâlinde bu madde uyarınca hüküm verilinceye kadar her aşamada duruşma açmak suretiyle genel hükümler uyarınca yargılamaya devam edilebilir.” şeklindeki düzenlemenin de basit yargılama usulünün uygulanmasının tamamen hakimin takdir hakkında ilişkin bir konu olduğunu teyit ettiği,
Ayrıca anılan Kanun’un Geçici 5. maddesinin 1/d bendinde yer alan, “01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz” şeklindeki düzenlemenin, “kovuşturma evresine geçilmiş” ibaresi aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş ise de, anılan cümlede yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin iptal edilmediği, Anayasa mahkemesinin iptal kararından önce hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin dosyalarda yargılamanın sona erdirilerek esasen hüküm kurulduğu, ancak kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı da nazara alındığında, yukarıda ki paragrafta açıklandığı üzere, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yürürlüğe girmesinde sonra açıklanmış olsa bile evvelce hükme bağlanmış bir kararın mahkemesince olduğu gibi açıklanmasında zorunluluk olduğu hususları da birlikte değerlendirildiğinde,
İster Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yürürlük tarihinden önce açıklanmış olsun, isterse iptal kararının yürürlük tarihinden sonra açıklanmış olsun, Anayasa mahkemesinin iptal kararından önce verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların deneme süresi içerisinde işlenen kastlı bir suçtan dolayı hükmün açıklanması sırasında basit yargılama usulünün uygulanamayacağı gözetilmeden, itirazın reddi yerine, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
İncelenen dosyada; sanığın yargılama konusu eylemi, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin ise de, sanık hakkında Ardahan Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 2014/15 numaralı iddianame ile sanık hakkında TCK’nin 86/1, 86/3-e maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesinin “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükmü karşısında, sanık hakkında basit yargılama usulünün uygulanması mümkün bulunmamaktadır. Böylece, itirazın reddi yerine kabulüne karar veren mercii kararında isabet görülmemiştir.
Bu nedenle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; Ardahan Ağır Ceza Mahkemesinin 16.10.2020 tarihli ve 2020/337 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nin 309/4. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.03.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.