YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6829
KARAR NO : 2021/4687
KARAR TARİHİ : 22.03.2021
Kasten yaralama suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/3-a ve 62. maddeleri gereğince 150 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Siverek Sulh Ceza Mahkemesinin 28.09.2011 tarihli ve 2011/177 Esas, 2011/1193 Karar sayılı kararının 24.10.2011 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 21.08.2013 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine hükmün açıklanmasına, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 86/3-a ve 62. maddeleri gereğince 150 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Siverek 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.09.2020 tarihli ve 2020/69 Esas, 2020/209 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 14.01.2021 tarihli ve 2020/17739 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.02.2021 tarihli ve 2021/12570 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
1) Sanık hakkında verilen mahkumiyet kararında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/1, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141/3, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34/1 ve 230/1-c maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması, gerekçede iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin açık olarak belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi ve delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeden, Anayasa ve 5271 sayılı Kanun’un amir hükümlerine aykırı şekilde gerekçesiz karar verilmesinde,
2) Siverek 2. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 232/6. maddesine göre hüküm fıkrasında uygulanan kanun maddesinin gösterilmemesinde,
3) 5237 sayılı Kanun’un 52. maddesinin 1 ve 2. fıkralarında yer alan “Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde yediyüzotuz günden fazla olamamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir. En az yirmi ve en fazla yüz Türk lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsi hâlleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, mahkemece 150 gün adli para cezasına hükmedildikten sonra, takdir edilen gün adli para cezasının bir gün karşılığı olarak takdir edilecek miktar ile çarpılması suretiyle para cezasının hesaplanması gerektiğinin gözetilmemesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanığın hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyetine karar verilmiş ise de; kesinleşmesi halinde infaza verilecek olan hükmün, açıklanmasına karar verilen yeni hüküm olduğu, bu nedenle kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eyleminin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçeyle hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması ve bu şekilde cezanın şahsileştirilmesi gerekirken, açıklanan ilkelere uyulmadan ve yeterli gerekçe gösterilmeden hüküm kurulması suretiyle Anayasa’nın 141 ve 5271 sayılı CMK’nin 34 ve 223, 230. maddelerine aykırı davranılmasında isabet görülmediği gibi sanığın temel cezasının belirlenmesinde uygulanan kanun maddesinin gösterilmesi de gerekmektedir.
Bununla birlikte takdir edilen 150 gün adli para cezasının 5237 sayılı TCK’nin 52/2. maddesi uyarınca sanığın ekonomik ve şahsi hali göz önünde bulundurularak, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan adli para cezası miktarının kararda gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde de isabet görülmemiştir.
Bu nedenlerle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; Siverek 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.09.2020 tarihli ve 2020/69 Esas, 2020/209 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nin 309/4. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.03.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.