Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2021/7303 E. 2021/5859 K. 01.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7303
KARAR NO : 2021/5859
KARAR TARİHİ : 01.04.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
5271 sayılı Kanun’un 231/11.maddesinde “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar.”şeklindeki düzenlemeye yer verildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 05/05/2015 tarihli ve 2014/8-145 esas ve 2015/145 sayılı ilamında belirtildiği üzere, 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 231/11. maddesinde açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükmün hangi şartların gerçekleşmesi halinde açıklanacağı açıkça belirtilmiş olup, bu düzenlemeye göre hakkındaki hükmün açıklanması geri bırakılan sanığın, denetim süresi içinde kasıtlı bir suçtan mahkum olması durumunda hükmün açıklanacağı, bunun için ikinci suçun denetim süresi içerisinde işlenmesi ve kasıtlı bir suç olmasının yeterli olduğu, ikinci suçun kesin nitelikte olmasının öneminin bulunmadığı, kanun koyucunun ikinci suçun kasıtlı bir suç olmasını yeterli gördüğü, ikinci suçtan verilecek mahkumiyet hükmünün niteliği konusunda bir sınırlama getirmediği, somut olayda denetim süresi içinde kasten yaralama suçundan kesin nitelikte adli para cezaları ile cezalandırılan sanık hakkında açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına karar verilmesinde hukuka aykırı bir durum görülmediğinden tebliğnamenin bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1) 5271 sayılı CMK’nin 231/5. maddesi uyarınca açıklanması geri bırakılan hükmün, 5271 sayılı CMK’nin 231/11. maddesi gereğince denetim süresi içerisinde kasıtlı yeni bir suç işlenmesi halinde açıklanabilmesi için, mahkemece öncelikle esas üzerinden duruşma açılması, sanığa duruşmaya gelmemesi halinde yokluğunda karar verilebileceği ihtarını içeren duruşma gün ve saatini bildirir davetiye tebliğ edilerek duruşmadan haberdar olmasının sağlanması sureti ile kendisini savunma imkanı

tanınması gerektiği gözetilmeden, savunma hakkını kısıtlayacak şekilde duruşma açılmadan, tensiple dosya üzerinden yazılı şekilde karar verilmesi,
2) Sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlediğinden bahisle ihbarda bulunulması üzerine, 5271 sayılı CMK’nin 231/11. maddesi gereğince hükmün açıklanmasına karar verilmiş ise de; ihbara konu Konya 9. Asliye Ceza Mahkemesine ait 05.03.2015 tarihli, 2013/459 Esas ve 2015/63 Karar sayılı ilamın 5237 sayılı TCK’nin 151/1. maddesinde tanımlanan “mala zarar verme” ve aynı Kanun’un 125/1. maddesi kapsamında yer alan “hakaret” suçlarına ilişkin olduğu; suç tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK’nin 253/3. maddesinin 2. cümlesine göre; “Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması halinde uzlaşma hükümleri uygulanmaz.” hükmü nedeniyle yargılama konusu “mala zarar verme” suçu nedeniyle uzlaştırma hükümlerinin uygulanamadığı ve fakat hükümden sonra 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre “mala zarar verme” suçunun da uzlaşma kapsamına alınmış olması gözetilerek, mahkemece uzlaştırma yapılıp yapılmadığı araştırılarak, uzlaştırma işleminin olumlu sonuçlanmış olması durumunda, sanığın denetim süresinde işlediği başkaca kasıtlı suçlardan mahkum olup olmadığı tespit edilip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3) Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına” ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme

gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
4) Sanığın, hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasından sonra, denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle, 5271 sayılı CMK’nin 231/11. maddesi gereğince, sanık hakkında TCK’nin 86/2 ve 86/3-a maddeleri uygulanmak suretiyle hükmedilen 5 ay sonuç hapis cezasının aynen açıklanması ile yetinilmesi gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında verilen bu cezanın ertelenmesine karar verilerek CMK’nin 231/11. maddesine ve CGK’ nin 15.01.2019 tarih, 2015/330 Esas ve 2019/8 Karar sayılı kararına aykırı olarak açıklanması,
Kabul ve uygulamaya göre de,
5) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas- 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle, hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin ve o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 01.04.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.