Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2021/8571 E. 2021/13071 K. 05.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8571
KARAR NO : 2021/13071
KARAR TARİHİ : 05.10.2021

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma
HÜKÜMLER : 1) İlk Derece Mahkemesi yönünden;
Sanık …’in kasten yaralama sonucu ölüm
meydana getirme suçundan 5237 sayılı TCK’nin 87/4-son, 29, 62, 53, 63 ve 54 . maddeleri uyarınca 8 yıl 10 ay 20 gün hapis cezası ile mahkumiyetine dair; Nevşehir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05/12/2017 tarih ve 2017/187 Esas ve 2017/246 Karar sayılı kararı,
b) Bölge Adliye Mahkemesi yönünden;
Sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafii ile katılanlar vekilinin istinaf başvuruları üzerine, “Nevşehir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 05/12/2017 tarih ve 2017/187 Esas – 2021/246 Karar sayılı sayılı hükmünün 5271 sayılı CMK’nin 280/2. maddesi gereğince kaldırılması ile sanığın TCK’nin 87/4-2, 29, 62, 53, 54 ve 63. maddeleri uyarınca 7 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası ile mahkumiyetine” dair … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 13/04/2018 tarih ve 2018/44 Esas – 2018/777 Karar sayılı kararı,

TÜRK MİLLETİ ADINA

… Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 13/04/2018 tarih ve 2018/44 Esas – 2018/777 Karar sayılı kararının katılanlar vekili tarafından 5271 sayılı CMK’nin 291. maddesinde belirtilen süre içinde temyiz edildiği anlaşılmıştır.
Dosya incelendi.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının 5 yılın üzerinde olması nedeniyle bölge adliye mahkemesince verilen kararın temyize tabi olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanık …’in 06/12/2017 tarihli dilekçesinin cezasının onaylanmasına ilişkin olduğu, ancak istinaf talebinden açıkça vazgeçmeyi içermediği belirlenerek yapılan incelemede;
… Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi’nin yapmış olduğu duruşma sonrasında verdiği “Nevşehir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 05/12/2017 tarih ve 2017/187 Esas – 2021/246 Karar sayılı hükmünün 5271 sayılı CMK’nin 280/2. maddesi gereğince kaldırılması ile sanığın 5237 sayılı TCK’nin 87/4-2, 29, 62, 53, 54 ve 63. maddeleri uyarınca 7 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına” dair kararında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, tebliğnamenin sanığın TCK’nin 81/1. maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine ilişkin görüşüne iştirak edilmemiş olup, 05/12/2017 tarihli hükmün tüm dosya kapsamına göre hukuka uygun olduğu anlaşıldığından; katılanlar vekilinin; sanık hakkında tasarlayarak kasten öldürme suçundan hüküm kurulması gerektiğine, eksik inceleme yapıldığına ve sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasının dosya mündericatına ve mevcut deliller ile beyanlara göre hakkaniyete aykırı bulunduğuna yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine, 5271 sayılı CMK’nin 302/1. maddesi gereğince tebliğnamedeki düşünceye aykırı TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN ONANMASINA,
Dosyanın, 28.02.2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanun’un 8. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 304/1. maddesi gereğince Nevşehir 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, Üye … ile Üye …’in sanığın TCK’nin 81/1. maddesi uyarınca kasten öldürme suçundan cezalandırılması gerektiğine ilişkin karşı oyu ve oy çokluğu ile 05/10/2021 gününde oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığı 17.08.2017 tarihli, 2018/1071 Esas sayılı iddianamesinde; sanık …’in maktül …’ni tasarlayarak öldürmek suçundan TCK’nin 82/1-a maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Nevşehir 1. Ağır Ceza Mahkemesi 05.12.2017 tarihli 2017/187 Esas, 2017/246 Kararında sanığın eyleminin neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu oluşturduğunu belirterik sanığı TCK’nin 87/4-son maddesi uyarınca 16 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Bu karar sanık, sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından istinaf edilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi 13.04.2018 tarihli, 2018/44 Esas, 2018/777 Kararında; suçun işleniş biçimi, sanığın kast ve taksire dayanan kusurunun ağırlığı dikkate alınarak TCK’nin 87/4 maddesi, 2. cümlesi uyarınca sanığın 14 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Bu karar katılanlar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemiz kararı incelemiş ve temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına oy çokluğu ile karar vermiştir.
Hükmün onanması yönündeki çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz. Şöyleki; sanık …’in eşi Kübra’nın, maktul …’nin eski nişanlısı olduğu, anlaşamamaları nedeniyle nişanın bozulduğu ve daha sonra Kübra’nın sanıkla evlendiği ancak maktulün olay tarihinden 1-2 ay öncesinden itibaren sanığın evinin karşısındaki duvara kalp resmi çizmek, facebook hesabından Kübra ile olan resimlerini yayınlamak gibi davranışlarda bulunduğu, sanığın bunun üzerine maktulün babası ile görüşüp “oğlunu uyarmasını istediği” bu konuşma sonrasında da maktulün bu tarz hareketleri devam ettirmesi nedeniyle, sanığın olay sabahı maktulün evinin yakınında beklediği, evinden çıkan maktule konuşmak istediğini söylediği, maktulün istemi üzerine birlikte sokağa doğru yürüdükleri bu sırada tartışmaya başladıkları, önce birbirlerine yumrukla vurdukları ve sanığın 6 kez bıçakla mağdurun bacak kısmına vurup yaraladıktan sonra olay yerinden ayrılmıştır.
… Morg İhtisas Dairesi Başkanlığının 23.10.2017 tarihli raporunda; Maktulün vücudunda 6 adet kesici ve delici alet yarasının tespit edildiği, maktuldeki bıçak yaralarından bir tanesinin “fermoral arter ve ven’e isabet ederek büyük damar yaralanması sonucu oluşan dış kanama sonucu” ölümün meydana geldiği belirtilmiştir.
Maktulün vücudundaki salt bıçak darbelerinin vurulduğu bölge nazara alınarak suç vasfının nitelendirilmesinde yanılgıya düşüldüğü, bıçak darbelerinin bir tanesinin de fermoral arter ve ven’e isabet ederek büyük damar yaralanmasına sebebiyet verdiği gözetilerek eylemin kasten öldürme olarak nitelendirilmesi gerektiği ve sanığın TCK’nin 81, 29. maddeleri uyarınca cezalandırılması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan, kararın bozulması gerektiği görüşündeyiz. Bu nedenle çoğunluğun onama görüşüne katılmıyoruz. 05.10.2021