YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8799
KARAR NO : 2021/13004
KARAR TARİHİ : 04.10.2021
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
TÜRK MİLLETİ ADINA
Sanıklar hakkında; …Ağır Ceza Mahkemesinin 03.05.2017 tarih, 2016/19 E. 2017/49 Karar sayılı kararıyla maktule yönelik nitelikli kasten öldürme suçundan TCK’nin 82/1-h, 62, 53, 63. maddeleri gereğince müebbet hapis cezasıyla mahkumiyetlerine, müşteki İsa’ya yönelik nitelikli yağma suçundan TCK’nin 149/1-a-c, 62, 53, 63. maddelerine göre 10 yıl hapis cezasıyla mahkumiyetlerine dair hükümlerin sanıklar müdafileri tarafından istinaf edilmesi üzerine üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 10/11/2017 gün 2017/1502 Esas 2017/1697 Karar sayılı kararıyla istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği, hükmün temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 03.03.2021 gün 2018/5179 Esas ve 2021/3071 Karar sayılı kararıyla ” sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanmasına, sanıklar hakkında maktule yönelik nitelikli kasten öldürme suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz istemlerinin kabulü ile sanıklar hakkında nitelikli kasten öldürme suçundan beraat kararı verilmesi gerektiği” gerekçesi ile oy çokluğu ile bozulduğu,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 05.05.2021 tarihinde “İlk derece ve istinaf mahkemesinin de kabul ettiği oluşa göre; suç tarihi olan 24/08/2015 gününün gecesi sanıklar …, …, … ile suça sürüklenen çocuklar …, … ve … Korkmaz’ın hırsızlık yapmak üzere anlaştıkları, olay yerinde başlarına herhangi bir şey gelmesi ihtimaline binaen Nobella Marka yarı otomatik tüfeği yanlarına alarak …’a ait olan 27 NL 203 plaka sayılı araçla sabaha karşı müşteki …’e ait olan bahçeye fıstık ağaçlarındaki mahsulü çalmak amacıyla geldikleri, …’ın araç içerisinde beklediği ve diğerlerinin yaklaşık bir saat civarında fıstık topladıkları, bu sırada müşteki … kullanımında olan Transporter marka aracın yaklaştığını gördükleri, sanık ve arkadaşlarının panik halinde topladıkları fıstıkları geldikleri araca yükledikleri, suça sürüklenen çocuk … ‘ın müştekiye ait aracın geri çekilmesini sağlamak için havaya doğru iki el ateş ettiği, müştekinin korkarak aracını az ileriye aldığı, hep birlikte hızlıca tarla yolundan çıktıkları sırada Halil …’in havaya bir el daha ateş ettiği, anayola doğru giderken karşıdan bu kez bir süre önce kendisinin de fıstıkları çalınan ve durumdan az önce haberdar olan maktul …’in kullanımında olan traktör ile sanık Doğan ve diğerlerinin geçişini engellemek amacıyla yolu kapattığı, traktöre 25 metre kala ön koltukta cam kenarında oturan …’ın aracın koltuğun altında bulunan av tüfeğini çıkararak maktul …’i hedef aldığı, maktulün ellerini kaldırarak sanıkların içinde bulunduğu araca yol vermesine rağmen …’ın maktulün bulunduğu tarafa iki el ateş ettiği daha sonra traktörün yanından geçerek uzaklaştıkları sırada bu kez av tüfeğini …’ın alarak maktulün bulunduğu yöne doğru iki el daha ateş ettiği, bu atışlar sırasında isabet alan maktul …’in otopsi raporuna göre, sol uyluk bölgesinde tek atış ile husulü mümkün av tüfeği saçma tanesi çoklu girişine bağlı büyük damar yaralanmasından gelişen kanama sonucu öldüğü sabittir.
Sanıklar … ve …’ın suç oluşturan fiil içerisindeki hukuki durumunun belirlenmesi için 5237 sayılı TCK’nin faillik hükümlerinin kısaca değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
Suçun yasal tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri 5237 sayılı TCK’nin 37/1. maddesi uyarınca fail olarak sorumlu tutulmakta, böylece suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurarak suçu işleyen kimseler bu sıfatla suç için kanunda öngörülmüş ceza ile cezalandırılmaktadır.
Müşterek faillik, suçun icra hareketlerinin birlikte gerçekleştirilmesidir. Her müşterek fail, suç planının başarıya ulaşması için suçun icrasına ilişkin etkin ve fonksiyonel bir katkıda bulunmaktadır. Bu itibarla da müşterek failliğin esasını fiil üzerindeki müşterek hâkimiyet oluşturmaktadır.
Dava konusu olayda, sanıklar … ve …’ın beraber hareket ettiği diğer sanıklar ve suça sürüklenen çocukların, sonradan yağma suçuna dönüşen hırsızlık eylemini gerçekleştirmek üzere fikir ve eylem birlikteliği içerisinde biraraya geldikleri, eylem sırasında oluşacak olası mukavemet ve tehlikeleri bertaraf etmek amacıyla yanlarına av tüfeği aldıkları, gerektiğinde hepsinin bu ateşli silahın kullanılabileceği düşüncesini taşıdıkları, nitekim ilk önce müşteki İsa’nın, sonrasında da maktulün kendilerini engelleme ve olay yerinden kaçmalarını önleme çabalarına karşı suça konu silahı kullandıkları, olay anında araç içerisinde bulunan sanıkların hiçbirinin suça sürüklenen çocukların silahla ateş etme eylemlerinden vazgeçmelerini sağlayacak söz ve davranışlarda bulunmadıkları, araç içerisi gibi dar bir ortamda atış yapan faillere rahatlıkla engel olma durumu var iken bu iradeyi göstermedikleri, bu haliyle sanıklar … ve …’ın, av tüfeğini kullanan ve ölüm sonucuna neden olan atışları yapan kişinin yanında, fikir ve irade birliği ile tam bir dayanışma içinde hareket etmesi, amaçlanan sonuca ulaşılmasına sağladığı katkı göz önünde bulundurulduğunda, hep birlikte işledikleri yağma suçu sonrasında yakalanmamak amacıyla kasten öldürme suçundan TCK’nin 37/1. maddesi kapsamında müşterek fail olarak sorumlu tutulması gerektiği değerlendirilmiştir.
Buna göre, sanıklar … ve … hakkında nitelikli kasten öldürme suçundan 5237 sayılı TCK’nin 37/1.maddesi yollamasıyla TCK’nin 82/1-h, 62, 53. maddeleri uyarınca cezalandırılmalarına yönelik istinaf isteminin esastan reddi yönündenki Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi kararının onanmasına karar verilmesi gerekirken, yukarıda yazılı gerekçe ile bozulmasının yasa ve hukuka aykırı olduğu düşünüldüğünden Yüksek Dairenin kararına itiraz etmek gerekmiştir. “
Gerekçe gösterilerek itirazda bulunulduğu,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 10.07.2012 gün ve 2012/280, 2012/928 sayılı kararı ile 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı “Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava Ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında” Yasanın 99. maddesiyle, 5271 sayılı CMK’nin 308. maddesinde yapılan değişiklik ve 101. maddesiyle 5320 sayılı Yasaya eklenen geçiçi 5. madde uyarınca itiraz hakkında karar verilmek üzere dosyanın dairemize gönderildiği anlaşılmakla;
Dosya incelendi,
Gereği görüşülüp düşünüldü:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’un 308. maddesinin 6352 sayılı Yasanın 99. maddesi ile eklenen 3.fıkrası uyarınca yapılan incelemede; Dairemizce verilen 03.03.2021 gün 2018/5179 Esas ve 2021/3071 Karar sayılı “Bozma” kararı usul ve kanuna uygun olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz gerekçeleri yerinde görülmediğinden İTİRAZIN REDDİNE; dosyanın itiraz konusunda karar verilmek üzere Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi amacıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE; 04/10/2021gününde üye …’ın itirazın kabul edilmesi ve Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 10/11/2017 gün 2017/1502 Esas 2017/1697 Kararnın esastan reddine karar verilmesi gerektiği yönündeki karşı oyu ve oy çokluğu ile karar verildi.Tüm dosya kapsamına göre,
Olay günü sanıklar ve SSÇlerin birlikte uyuşturucu kullanıp vakit geçirdikleri daha sonra fıstık hırsızlığı yapmaya karar verdikleri muhtemelen bu tür işlerde kullandıkları arka koltuğu sökülmüş otomobil ile yola çıktıkları, yanlarına bir terslik olursa kullanmak üzere bir de tüfek aldıkları, mağdur …’nın fıstık bahçesine girerek 20 civarında ağacın fıstığını toplayarak çuvallara doldurdukları, mağdur …’nın da işçileri ile birlikte bahçesine doğru yaklaştığında sanıkların aracını gördüğü, sanıkların da mağduru farkedip yaklaşan araca doğru bir el ateş ettikleri, mağdurun korkup durduğu ve yaklaşamadığı, sanıkların hemen çuvalları araca yükleyerek yola çıktıkları, bir el de havaya ateş ederek yola devam ettikleri, mağdur …’nın tarla komşusu olan maktul …’e haber vermesi üzerine maktulün traktörü ile sanıkların aracının önünü kestiği, sanıkların yakalanmamak için aynı tüfekle maktule ateş ederek öldürdükleri olayda;
Sayın çoğunluk sanıklar … ve Turgut’un beraat etmeleri gerektiği gerekçesi ile kararın bozulmasına hükmetmiş ise de bu görüşe katılmıyorum. Şöyle ki;
Bu kararın gerekçesi SSÇ Halil’in bu suçu tek başına ve diğerlerinden habersiz yaptığı hususuna dayandırılmış ise de SSÇ’nin sıcağı sıcağına verdiği ifadelerinde maktule kesinlikle ateş etmediğini mağdur …’nın aracına Turgut’un ateş ettiğini, traktördeki maktule ise Turgut veya Cuma’nın ateş ettiğini beyan ettiği, SSÇ’nin ellerinde veya kıyafetlerinde herhangi bir atış artığına rastlanmadığı, aracın iç kısmında hem sağında hem solunda önünde ve arkasında atış artıklarının tesbit edildiği, aracı kullanan kişinin kim olduğu, oturma düzeni ve ateş eden kişi ile ilgili sanık ve SSÇ beyanları arasında çelişki olduğu, SSÇ Halil daha sonra ki beyanlarında kendisinin ateş ettiğini beyan etmiş ise de sanıkların yaşı nedeniyle daha az ceza alabileceğini söyleyerek SSÇyi suçu üstlenmeye ikna ettiklerinin anlaşıldığı, bu kadar yaşı büyük sanığın yanında SSÇnin tek başına insiyatif alarak mağdura ve maktule ateş etmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, sanıkların henüz olay yerine gelmeden önce bir aksilik çıktığında kullanmak üzere yanlarına tüfek aldıkları önce mağdura ateş edilmesi daha sonra maktulün öldürülmesi sırasında da tüm sanık ve SSÇlerin birlikte ortak suç işleme kararı kapsamında hareket ettikleri, hangisinin ateş ettiğinin bir öneminin bulunmadığı ayrıca olay anında araç içerisinde bulunan sanıkların hiçbirinin suça sürüklenen çocukların silahla ateş etme eylemlerinden vazgeçmelerini sağlayacak söz ve davranışlarda bulunmadıkları, araç içerisi gibi dar bir ortamda atış yapan faillere rahatlıkla engel olma durumu var iken bu iradeyi göstermedikleri, bu haliyle sanıklar … ve …’ın, av tüfeğini kullanan ve ölüm sonucuna neden olan atışları yapan kişinin yanında, fikir ve irade birliği ile tam bir dayanışma içinde hareket ettikleri, sanıkların amaçlanan sonuca ulaşılmasına sağladığı katkı göz önünde bulundurulduğunda tüm sanıkların hem işlenen yağma suçu hem de kasten öldürme suçu yönünden TCK’nin 37. maddesi gereğince müşterek fail olarak kabul edilmelerinin gerektiği, bu nedenle verilen itirazın kabul edilmesi ve Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 10/11/2017 gün 2017/1502 Esas 2017/1697 Kararının esastan reddine karar verilmesi gerektiği Sayın çoğunluğun kararına muhalefet ediyorum.