YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9238
KARAR NO : 2021/9598
KARAR TARİHİ : 02.06.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık, mağdur vekili
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Mağdur vekilinin temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Karar tarihi itibariyle 15 yaşından büyük ve şahsa bağlı hakları kullanmaya ehil mağdura gerekçeli karar usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen kararı temyiz etmediği ve kamu davasına katılma yönünde iradesini ortaya koymadığı anlaşılmakla, şahsa sıkı sıkıya bağlı haklardan olan katılma hususunda mağdurun iradesine üstünlük tanınması gerektiğinden, 5271 sayılı CMK’nin 237. maddesine göre katılan sıfatını kazanmamış olması nedeniyle hükmü temyiz etmeye hakkı bulunmayan mağdur vekilinin temyiz talebinin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi gereğince istem gibi REDDİNE,
2) Sanığın temyiz taleplerinin incelenmesinde;
a) Sanık hakkında yaralama suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair verilen İskenderun 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 20.12.2010 tarih, 2010/1088 Esas – 2010/1213 sayılı kararın kesinleşmesinden sonra, denetim süresi içinde işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı mahkum olması üzerine, dosyayı ele alan mahkemece duruşma açılarak, sanık hakkında yeniden yapılacak değerlendirme sonucu CMK’nin 231. maddesine uygun olarak hükmün açıklanması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde dosya üzerinden karar verilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
b) Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu, zira 5271 sayılı CMK’nin 251/3. maddesinde yer alan basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda “Mahkumiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi’nin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile TCK’nin 7. ve CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
c) Sanığın, kasten yaralama eylemini suç tarihinde 7 yaşında olup, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kızına karşı gerçekleştirdiği olayda, sanığa 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesi uyarınca 5237 sayılı TCK’nin 86/3-b maddesinin uygulanması ihtimaline binaen ek savunma hakkı verilerek, TCK’nin 86/2. maddesi uyarınca verilen temel cezanın birden fazla ağırlaştırıcı nedenin (TCK’nin 86/3 maddesinin (a) ve (b) bentleri) bir arada bulunması nedeniyle alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmemesi suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayini,
d) Sanık hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hükümde; 5237 sayılı TCK’nin 86/2, 86/3-a maddeleri uyarınca belirlenen “6 ay hapis” cezasının, TCK’nin 62. maddesinin uyarınca (1/6) oranında indirilmesi neticesinde, ”5 ay hapis” cezası yerine, hesap hatası yapılarak “3 ay 22 gün hapis” cezasına hükmolunmak suretiyle sanığa eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, ceza miktarı açısından CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 02.06.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.