Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2021/9903 E. 2021/12413 K. 20.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9903
KARAR NO : 2021/12413
KARAR TARİHİ : 20.09.2021

Basit yaralama suçundan sanık …’ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-a, 62 ve 52. maddeleri gereğince 3.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Bodrum 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.11.2020 tarihli ve 2020/278 Esas, 2020/498 Karar sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulüne ve anılan kararın kaldırılmasına ilişkin Bodrum Ağır Ceza Mahkemesinin 23.12.2020 tarihli ve 2020/981 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 23.03.2021 tarihli ve 2021/1406 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15.04.2021 tarihli ve 2021/42201 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
5237 sayılı Kanun’un 86. maddesinin 3. fıkrasında gösterilen kasten yaralama suçunun nitelikl Bodrum 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.11.2020 tarihli kararı ile dosyada basit yargılama usulü uygulanma imkanları bulunmasına rağmen dosyanın tamamlanmış olduğu, basit yargılama usulü uygulanması halindeki itiraz aşamaları nedeni ile yargılama safhasının uzayacağı, usul ekonomisi gereğince takdiren basit yargılama usulünün uygulanmasına yer olmadığına dair karar verilmesi üzerine, anılan karara karşı kurum vekilince yapılan itirazın Bodrum Ağır Ceza Mahkemesince “sanığa isnat edilen eylemin basit yaralama suçuna ilişkin olduğu, basit yaralama suçu için temel ceza miktarının 4 aydan 1 yıla kadar hapis veya adli para cezası olarak belirlendiği, bu halde 5271 sayılı Kanun’un 251/3. maddesinde yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğu, Anayasa Mahkemesinin bu husustaki iptal kararı gözetilerek sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilebilmesi, gereği için dosyanın basit yargılama usulü yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu” gerekçesiyle kabulüne ilişkin karar verilmiş ise de;
1) Dosya kapsamına göre,
5271 sayılı Kanun’un 251. maddesinde yer alan “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir” şeklindeki düzenleme uyarınca basit yargılama usulünü uygulayıp uygulamaması hususunun tamamen hakimin takdir hakkına ilişkin olduğu, Bodrum 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 17.11.2020 tarihli kararın hüküm fıkrasının 15. bendinde de “takdiren basit yargılama usulünün uygulanmadığı” şeklinde belirtilmek suretiyle takdir hakkının kullanıldığı, basit yargılama usulünün uygulanmasına yönelik emredici bir hüküm de bulunmadığı gözetilmeden, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde,
2) Kabule göre de,
5271 sayılı Kanun’un geçici 5. maddesinde yer alan “(1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla; …c) 250 nci maddede düzenlenen seri muhakeme usulü ile 251 ve 252 nci maddelerde düzenlenen basit yargılama usulüne ilişkin hükümler, 1.1.2020 tarihinden itibaren uygulanır. d) 1.1.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz” şeklindeki düzenlemeler ile 19.08.2020 tarihli ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 sayılı kararı ile geçici 5. maddenin d bendinde yer alan “…kovuşturma evresine geçilmiş,…” ibaresinin, aynı bette yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği nazara alındığında, anılan iptal kararının yürürlüğe girmesi ile birlikte artık 01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş dosyalarda basit yargılama usulünün uygulanabilmesinin önünde kanuni bir engel kalmadığı, ayrıca Anayasa Mahkemesince söz konusu düzenlemenin lehe veya aleyhe hükümler içerip içermediğine yönelik değerlendirmelerin ise 01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş dosyalar yönünden sınırlı olarak yapıldığı, bu nedenle 5271 sayılı Kanun’un 251/3. maddesinde “….Mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklinde lehe düzenleme yapıldığı gerekçesiyle bu usulün uygulanmasının zorunlu olduğuna dair bir sonuca ulaşılmasının mümkün olmadığı gibi, Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığının 08.07.2020 tarihli iddianamesi ile açılan kamu davası üzerine Bodrum 1. Asliye Ceza Mahkemesince karar verildiği, bu halde 01.01.2020 tarihinden sonra kovuşturma evresine geçilmiş olduğundan, Anayasa Mahkemesi’nce 5271 sayılı Kanun’un geçici 5. maddenin d bendinde yer alan “…kovuşturma evresine geçilmiş,…” ibaresi iptal edilmemiş olsaydı dahi, basit yargılama usulünün somut olayda uygulanabileceği ve anılan iptal kararının dosyaya bir yenilik katmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünceler yerinde görüldüğünden; Bodrum Ağır Ceza Mahkemesinin 23.12.2020 tarihli ve 2020/981 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nin 309/4. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.09.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.