YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/991
KARAR NO : 2021/1961
KARAR TARİHİ : 22.02.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyetler
Mahalli mahkemece bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık hakkında müşteki …’i kasten yaralamadan kurulan hüküm bakımından yapılan incelemede;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a) Müşteki …’in yaralanmasına ilişkin olaydan hemen sonra 02.06.2016 tarihinde Gebze Fatih Devlet Hastanesinin düzenlediği raporda müştekide burunda, sol göz altında ve sol kulakta kızarıklıklardan bahsedildiği, …’in yaralanmasına ilişkin 03.09.2012 tarihinde Darıca Farabi Devlet Hastanesinin Plastik Cerrahi servisince düzenlenen raporda yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilir olduğu belirtildiği halde aynı Hastanenin yine 03.09.2012 tarihinde göğüs cerrahi servisince düzenlenen raporunda 02.06.2012 tarihindeki ilk raporda yazılı olmayan sağ 10. Vertebra hatta kesi ve hemotoraks nedeniyle müştekinin hayati tehlike geçirdiğinin yazılı olduğu, bu haliyle raporlar arasında çelişki bulunduğu anlaşılmakla müşteki …’in yaralanmasına ilişkin olaydan sonra başvurduğu Gebze Fatih Devlet Hastanesinden tüm tıbbi bilgi ve belgeler ve Darıca Farabi Devlet Hastanesinin 03.09.2012 tarihinde düzenlediği rapora ilişkin tüm tıbbi bilgi ve belgeler temin edildikten sonra en yakın Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğüne sevk edilerek, özellikle dosyaya konu Gebze Devlet Hastanesi raporu ile Darıca Farabi Devlet Hastanesi raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi ve dosyaya konu 02.06.2012 tarihli yaralanmanın hayati tehlikeye neden olup olmadığı hususunda, 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerinde belirlenen ölçütlere göre rapor alınması gerektiği gözetilmeden, yetersiz rapora dayanılarak eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
b) İddianamede talep edilmediği halde, sanığa 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmeden, 5237 sayılı TCK’nin 58. ve 87/1-son maddesinin sanık aleyhine uygulanmasına karar verilmesi suretiyle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No:25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No:29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı “ başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve CMK’nin 193. Maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
c) Sanık ve müştekiye, sanığın kasten yaralama eylemini silahtan sayılan bir alet ile işleyip işlemediğinin açıklattırılmaması,
d) İlk haksız hareketin kimden kaynaklandığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediği olayda, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas, 2002-367 sayılı Kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Daireleri’nin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde, şüpheli kalan bu halin sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari seviyede (1/4) oranında uygulanıp uygulanmayacağının tartışmasız bırakılması,
e) Sanığın adli sicil kaydında yer alan ve tekerrüre esas olduğu kabul edilen Gebze 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 21.01.2010 tarih 2009/494 Esas ve 2010/17 Karar sayılı mahkumiyet ilamı ile doğrudan verilen 2.000 TL adli para cezasının CMK’nin 272/3. maddesi gereğince kesin nitelikte olduğu, bu nedenle 5237 sayılı TCK’nin 58/2. maddesi gereğince söz konusu ilamın tekerrüre esas alınamayacağı ve sanığın adli sicil kaydına konu diğer ilamların da tekerrüre esas olmadığı gözetilmeksizin, mükerrir kabul edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2) Sanık hakkında katılan …’ı kasten yaralamadan kurulan hüküm bakımından yapılan incelemede;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a) Sanığın adli sicil kaydında yer alan ve tekerrüre esas olduğu kabul edilen Gebze 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 21.01.2010 tarih 2009/494 Esas ve 2010/17 Karar sayılı mahkumiyet ilamı ile doğrudan verilen 2.000 TL adli para cezasının CMK’nin 272/3. maddesi gereğince kesin nitelikte olduğu, bu nedenle 5237 sayılı TCK’nin 58/2. maddesi gereğince söz konusu ilamın tekerrüre esas alınamayacağı ve sanığın adli sicil kaydına konu diğer ilamların da tekerrüre esas olmadığı gözetilmeksizin, mükerrir kabul edilerek sanık hakkında TCK’nin 58/3. maddesi gereğince TCK’nin 86/2. maddesindeki seçimlik cezalardan hapis cezası tercih edilerek, verilen hapis cezasının TCK’nin 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi,
b) İlk haksız hareketin kimden kaynaklandığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediği olayda, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas, 2002-367 sayılı Kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde, şüpheli kalan bu halin sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari seviyede (1/4) oranında uygulanıp uygulanmayacağının tartışmasız bırakılması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
c) İddianamede talep edilmediği halde, sanığa 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmeden, 5237 sayılı TCK’nin 58. maddesinin sanık aleyhine uygulanmasına karar verilmesi suretiyle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No:25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No:29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı “ başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve CMK’nin 193. Maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
d) Sanık hakkında CMK’nin 326/son maddesi uyarınca neticeten adli para cezasına hükmedilmesi karşısında TCK’nin 58. maddesinde düzenlenen tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22/02/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.