YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9930
KARAR NO : 2021/12414
KARAR TARİHİ : 20.09.2021
Yaralamaya teşebbüs suçundan sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-e, 35/2, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 740,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına dair … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.09.2014 tarihli ve 2013/27 Esas, 2014/203 Karar sayılı kararının 13.01.2015 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 16.03.2016 tarihinde işlediği kasıtlı bir suçtan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine, hükmün açıklanmasına ve sanığın 5237 sayılı Kanun’un 86/2, 86/3-e, 35/2, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 740,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.10.2020 tarihli ve 2020/1120 Esas, 2020/666 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 01.04.2021 tarihli ve 2021/3445 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.04.2021 tarihli ve 2021/46807 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
… 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.10.2020 tarihli kararında “Sanığın silahla kasten yaralamaya teşebbüs suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; Mahkememizin 09.09.2014 tarihli kararının hüküm kısmı ile gerekçe kısmı arasında uyumsuzluk olduğu, ilamın gerekçesinde sanığın beraatine karar verildiğinden bahsedilmesine karşın hüküm kısmında atılı suçun işlendiği belirtilerek sanığın cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın denetim süresi içinde yeni suç işlemesi nedeniyle önceki hükmün aynen açıklanması gerektiği ve hüküm kısmında bir değişiklik yapılmasının hukuken mümkün olmadığı” şeklindeki gerekçe ile sanığın mahkumiyetine ilişkin karar verildiği anlaşılmakla birlikte;
Dosya kapsamına göre, … 1. Asliye Mahkemesinin 09.09.2014 tarihli kararının gerekçe kısmında “Sanık …’in …’a yönelik sözü edilen eylemin kendisini korumaya yönelik olduğu ve saldırı kastıyla hareket ettiğini gösterir bir kanıt elde edilemediğinden…beraatine karar verilmesi” şeklinde açıklamaya yer verilmesine rağmen, anılan kararın hüküm kısmında sanığın mahkumiyetine, 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verilerek, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulduğu ve söz konusu durumun hükmün açıklanması sırasında fark edildiği ve sanığın eyleminin kendisini korumaya yönelik olduğunun kabul edilmesine karşın, hükmün aynen açıklanmasına karar
verildiği, bu halde çelişki oluşturulmak suretiyle karar verildiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık hakkında, hükmün esasını oluşturan kısa kararda 5237 sayılı TCK’nin 86/2, 86/3-e, 35/2, 62. maddeleri uyarınca 740 TL adli para cezasına hükmedildiği halde, gerekçeli kararın hüküm kısmında sanığın beraatine karar verildiğinin belirtilmesi suretiyle hükümle gerekçe arasında çelişkiye neden olunmasında isabet görülmemiştir.
Bu nedenle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.10.2020 tarihli ve 2020/1120 Esas, 2020/666 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nin 309/4. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.09.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.