YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9939
KARAR NO : 2021/12063
KARAR TARİHİ : 13.09.2021
Kasten yaralama suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-a-e, 62/1, 50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca 3.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Siverek 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.01.2016 tarihli ve 2015/278 Esas, 2016/19 Karar sayılı kararının 17.02.2016 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 29.04.2017 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine hükmün açıklanmasına ve sanığın 5237 sayılı Kanun’un 86/2, 86/3-a-e, 62/1, 50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca 3.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Siverek 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.11.2019 tarihli ve 2018/102 Esas, 2019/411 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 01.04.2021 tarihli ve 2021/2954 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.05.2021 tarihli ve 2021/49727 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
1) Dosya kapsamına göre;
Sanık hakkında Adana Dr. Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi tarafından düzenlenen 11.09.2019 tarihli ve 67971284/12452 sayılı rapora göre, sanığın mevcut akıl hastalığının, yaralama suçuna ilişkin 18.10.2015 tarihinde işlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılamasını ve bu fiile ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli ölçüde azaltıcı nitelikte olması sebebiyle suç tarihinde ve halen atılı suç nedeniyle cezai ehliyetinin bulunmadığı ve hakkında koruma ve tedavi kararı verilmesi gerektiğinin anlaşılmış olması karşısında, cezai ehliyeti bulunmayan sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 32/1. maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde,
2) Kabule göre de;
Sanık hakkında ihbara konu olan ve hükmün açıklanmasına dayanak oluşturan ikinci suçtan Siverek 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.03.2018 tarihli ve 2017/403 Esas, 2018/235 sayılı kararı ile sanığın cezai ehliyetinin bulunmadığından bahisle hakkında 5271 sayılı Kanun’un 223/3-a maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verildiğinin anlaşılması karşısında, ortada kesinleşmiş kasıtlı suçtan bir mahkûmiyet kararı bulunmadığı ve hükmün açıklanması şartlarının oluşmadığı gözetilmeden, hükmün açıklanması suretiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/11. maddesine aykırı karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Hükmün açıklanmasına neden olan kasıtlı suçtan sanık hakkında akıl hastalığı nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş olması nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 253/3. maddesine göre hükmün açıklanması koşulu oluşmamıştır.
Bununla birlikte; ihbar üzerine yapılan yargılamada sanık hakkında Adana Dr. Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi tarafından düzenlenen 11.09.2019 tarihli rapora göre, sanığın mevcut akıl hastalığının, yaralama suçuna ilişkin 18.10.2015 tarihinde işlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılamasını ve bu fiile ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli ölçüde azaltıcı nitelikte olması sebebiyle suç tarihinde ve halen atılı suç nedeniyle cezai ehliyetinin bulunmadığı ve hakkında koruma ve tedavi kararı verilmesi gerektiğinin bildirilmiş olması nedeniyle; cezai ehliyeti bulunmayan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 32/1. maddesine göre ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi yerine mahkumiyet kararı verilmesi isabetsizdir.
Bu nedenle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; Siverek 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.11.2019 tarihli ve 2018/102 Esas, 2019/411 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nin 309/4. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.09.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.