Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2021/9960 E. 2021/12771 K. 27.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9960
KARAR NO : 2021/12771
KARAR TARİHİ : 27.09.2021

Kasten yaralama suçundan sanık … hakkında yapılan yargılamada, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden bahisle adı geçen sanık hakkındaki yargılamanın durmasına dair Bakırköy 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.10.2019 tarihli ve 2019/138 Esas, 2019/190 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 01.04.2021 tarihli ve 2020/19428 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.04.2021 tarihli ve 2021/47491 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca şüpheli … hakkında düzenlenen 16.01.2019 tarihli ve 2019/4603 Esas, 2019/3040 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın Cumhuriyet savcısı tarafından elektronik imzayla 16.01.2019 tarihinde imzalanması sonrasında, 24.01.2019 tarihinde, Cumhuriyet Başsavcı vekili tarafından, mağdurların beyanlarını destekler nitelikte dosya kapsamında raporların bulunduğundan bahisle şüpheli hakkında dava açılması gerektiği belirtilerek dosyanın iade edilmesi üzerine ilgili savcı tarafından dosyanın yeniden ele alındığı ve bu kez yapılan araştırma sonucunda toplanan deliller doğrultusunda … hakkında kasten yaralama suçundan kamu davası açılmasına rağmen, Bakırköy 18. Asliye Ceza Mahkemesince, daha önce aynı konuya ilişkin olarak verilen ve Cumhuriyet savcısı tarafından imzalandığı anda hukuken geçerli bir ceza muhakemesi işlemi haline gelen 16.01.2019 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan sonra, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 172/2. maddesi gereğince, yeni delil elde edilmedikçe ve sulh ceza hâkimliğince karar alınmadıkça aynı soruşturma konusu olay ile ilgili iddianame düzenlenmesinin hukuken mümkün bulunmadığı ve düzenlenen iddianame ile ilgili yargılama yapma imkânının bulunmadığı, bu nedenle bu aşamada kovuşturma şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle 5271 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 223/8. maddesi uyarınca yargılamanın durmasına karar verilmiş ise de; benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 15.10.2018 tarihli ve 2018/3667 Esas, 2018/6665 Karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar, adlî idârî nitelikte olup, taraflara tebliğ edilip kesinleştirilmeleri yapılmadıkça geri alınmaları mümkün olduğundan ve Cumhuriyet Başsavcısının da söz konusu kararlarda değişiklik yapılmasını isteme hakkı bulunduğundan yapmış olduğu iade işleminin usul ve yasaya uygun olduğu, kaldı ki, belirtilen kararın Cumhuriyet Başsavcısı tarafından 24.01.2019 günü iade edilmesi sonrasında taraflara tebliğ edilmemesi nedeniyle henüz kesinleşmediği ve kesin hükmün niteliğine benzer sonuçları da doğurmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde davanın durmasına karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
İncelenen dosyada; kasten basit yaralama suçundan sanık … hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonucunda Cumhuriyet savcısı tarafından verilen 16.01.2019 tarihli ve 2019/4603 Soruşturma, 2019/3040 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın görüldü için Bakırköy Cumhuriyet Başsavcı vekiline gönderildiği, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcı vekilinin 24.01.2019 tarihinde yapmış olduğu inceleme sonucu, sanık hakkında kamu davası açılarak sonucunun mahkemece takdir olunmasının uygun olacağı mütalaası ile kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen kararın iade edildiği, bunun üzerine Bakırköy Cumhuriyet Savcısı tarafından 19.02.2019 tarihli ve 2019/4603 soruşturma 2019/4575 iddianame sayılı iddianame düzenlenerek sanığın TCK’nin 86/2, 3-e, 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
Bakırköy 18. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 08.10.2019 tarihli ve 2019/138 Esas, 2019/190 Karar sayı ile; “Sanık hakkında 16.01.2019 tarihinde 2019/3040 karar nolu takipsizlik kararı verildiği, 24.01.2019 tarihinde Başsavcı tarafından iade edildiği, bunun üzerine 19.02.2019 tarihinde tekrardan aynı savcı tarafından iddianame tanzim edildiği, takipsizlik kararının müştekilere ve mağdurlara tebliğ edilmediği, kanun gereği tebliğ halinde takipsizlik kararına itiraz hakklarının bulunduğu, süresi içerisinde itiraz edilmesi halinde Sulh Ceza Mahkemesi tarafından itiraz kabul edilerek takipsizlik kararı kaldırılır ise iddianame düzenlenebileceği, kamu davasını açan iddianame düzenlenmeden önce takipsizlik kararı verildiğinden, Cumhuriyet Başsavcısı tarafından iade edilmiş olması Cumhuriyet Savcısı tarafından elektronik imzayla onaylanan takipsizlik kararının geçerliliğini etkilemeyeceği, Yargıtay kararlarına göre Başsavcının gözetim ve denetim yetkisinin bizatihi suç soruşturmasının yürütülmesine ilişkin olmayıp adli teşkilatı işleyişine yönelik 2802 ve 5235 sayılı kanunlardan doğan ve savcılık makamının idari işleyişine ilişkin konularla sınırlı olduğunun belirtildiği, Yargıtay Ceza Kurulunun 23.06.2015 tarihli 2013/7-700 esas ve 2015/241 karar sayılı içtihadı ile usulüne uygun şekilde kamu davası açılmadığından CMK’nin 173/6. maddesi uyarınca ceza muhakemesi şartının gerçekleşmediği bu nedenle durma kararı verilmesi gerekeceği kanaatine varılmasına dair kararı bulunduğu, bu nedenlerle bu aşamada gerekli kovuşturma şartı sağlanana kadar CMK 223/8 maddesi uyarınca kamu davasının yargılamasının bu aşamada durmasına, esasın bu şekilde kapatılmasına, dosyanın takipsizlik kararının ilgili müştekilere tebliği ile itiraz imkanı sağlanması, itiraz etmeleri halinde Sulh Ceza Hakimliğince takipsizlik kararının kaldırılması halinde iddianame tanzim edilerek dava açılması için dosyanın Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine” dair CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca durma kararı verilmiştir.
25.06.2021 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7328 sayılı Kanun ile 5325 sayılı Kanun’un 18. maddesinin son fıkrasına; “Cumhuriyet Başsavcısı, Cumhuriyet savcılarının soruşturmayı sonlandıran kararları arasında oluşabilecek farklılıkların giderilmesi ile bu kararların kanuna uygunluğunun denetlenmesi hususlarında görevli ve yetkilidir” şeklindeki düzenleme eklenmiştir.
Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın Cumhuriyet Başsavcı vekili tarafından kamu davası açılması gerektiğinden bahisle iade edilmesi üzerine düzenlenen iddianamenin 5325 sayılı Kanun’un 18/son maddesindeki düzenleme ile birlikte usulüne uygun hale geldiği anlaşılmakla mahkemece yargılamaya devam edilmesi gerektiğinden durma kararının kanun yararına bozulmasına karar verilmiştir.
Bu nedenle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; Bakırköy 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.10.2019 tarihli ve 2019/138 Esas, 2019/190 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nin 309/4. maddesi gereğince KANUN YARARINA BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.09.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.