YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/10015
KARAR NO : 2023/191
KARAR TARİHİ : 31.01.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs
HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.05.2022 tarihli ve 2022/1 Esas, 2022/192 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 30.06.2022 tarihli ve 2022/2043 Esas, 2022/1824 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vckili ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılanın Temyiz Sebepleri;
1. Suçun tasarlanarak işlendiğine,
2. 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanmaması gerektiğine,
B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebebi
Sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Katılanın sanığın öz dayısı olduğu, aralarında miras meselesi yüzünden husumet bulunduğu, sanığın olay günü katılanın …., ilçesi … mahallesindeki ikametinin (……., sokak tarafından) önüne geldiği, katılanın evinin camına taş attığı ve sonrasında katılanın cama çıktığı, sanığın katılana yönelik “annemin mirasını niye vermiyorsunuz” dediği ve akabinde katılana doğru ele geçirilemeyen tabanca ile 5 el ateş ettiği, açılan ateş sonucu katılanın göğüs bölgesinden yaralandığı tespit edilmiştir.
Sanık savunmalarında, suçlamayı kabul etmediğini, katılanın dayısı olduğunu, annesi ile aralarında miras meselesi nedeniyle bir anlaşmazlık olduğunu ancak kesinlikle bu anlaşmazlık nedeniyle dayısının evine gidip onu silahla yaralamadığını beyan etmiştir. Katılan her aşamada kendisine ateş edenin sanık olduğunu beyan etmiştir. Tanık ….., sanığın torunu, katılanın da oğlu olduğunu, olay günü ellerini yıkamak için lavaboya gittiğini, akşam saat 20.00-21.00 sıraları olduğunu, 4 sefer silah patladığını, ne oluyor diye mutfağa gittiğinde, oğlu …’in “… beni vurdu” diye söylediğini, pencereden baktığında …’ın yürüyerek gittiğini, elinde silahı görmediğini, yanında kimsenin olmadığını beyan etmiştir.
Sanık ile katılan arasında miras meselesi yüzünden husumet bulunduğu, husumete ilişkin olarak olay tarihinden önce 21.01.2021 tarihinde gerçekleşmiş ve İvrindi Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/302 Esas ve 2022/8 Karar sayılı dosyası ile sanığın katılana yönelik olarak “Yarın köye geliyorum ya annemin hakkını verin yada canınızı alcam sabaha kadar bu işe açıklık getirin sabaha kadar vaktiniz var söylemedi demeyin” söylemi ile tehdit suçundan 4 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın olay günü katılanın ikametinin önünde, katılanın pencereye çıkması sonrasında “annemin mirasını niye vermiyorsunuz” dediği, sonrasında 567 cm mesafeden katılana doğru ele geçirilemeyen tabanca ile 5 el ateş ettiği, olay sonrasında tabanca ele geçirilememişse de olay yerinde dip tablasında OZK 7.65B 20 ibareli kovanların bulunduğu, katılanın yaralanmasının tabanca mermisi ile olduğu ve açılan ateş sonucu katılanın sağda göğüs içine nafiz olup akciğer ile akciğer zarları harabiyetine, yaşamsal tehlike geçirmesine ve hayati fonksiyonlarını orta (2) derece etkileyen kaburga kırığına neden olacak nitelikte yaralandığı, tabancanın öldürmeye elverişli oluşu, atış mesafesi, sanık ile katılan arasında husumet bulunması, tanık …..,.’nin görgüye dayalı beyanı, sanığın kullandığı 0553 (…) (…) (…) numaralı GSM hattının olay günü ve saatine ilişkin baz bilgileri, sanığın hedef aldığı vücut bölgesi ve sanığın eylemini gerçekleştirdikten sonra olay yerinden kaçması dikkate alındığında sanığın eyleminin kasten öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturduğu kabul edilerek buna göre uygulama yapıldığı anlaşılmıştır.
Haksız tahrik yönünden; Taraflar arasındaki miras meselesinin hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu ve haksız tahrik olarak nitelendirilemeyeceğinden sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesinin tatbikine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.
Takdiri indirim yönünden; Sanığın yargılama sürecindeki davranışları, duruşmada gözlemlenen iyi halli tutum ve davranışları dikkate alınarak cezasından 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca indirim yapılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
2. Sanığın eylemi neticesinde katılanda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak … Adli Tıp Şube Müdürlüğünce tanzim olunan, 14.02.2022 tarihli;
“…Sağ meme başının 3 cm medialinde muhtemel mermi giriş deliği ile uyumlu 0.5 cm çaplı sağda göğüs içine nafiz olup akciğer ile akciğer zarları harabiyetine ve kaburga kırığına neden olacak nitelikteki yaralanma durumunun;
a) Kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden OLDUĞU,
b) Kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte OLMADIĞI,
c) Kişide meydana gelen kemik kırıklarının, hayat fonksiyonlarını ORTA (2) derecede etkileyeceği,
d) Yüz sınırları içerisinde cilt-cilt altı bütünlüğünü bozacak derecede travmatik lezyon tarif edilmediğinden yüzde sabit iz tayinine mahal OLMADIĞI,
e) Dava konusu olaya bağlı duyularından veya organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflaması veya yitirilmesi niteliğinde herhangi bir anatomik veya fonksiyonel bozukluk tarif EDİLMEDİĞİ “
Görüşlerini içeren adlî muayene raporu dava dosyasında bulunmaktadır.
3. 08.06.2021 tarihli olay yeri tespit tutanağı, aynı tarihli olay yeri inceleme raporu, 17.06.2021 tarihli araştırma tutanağı, tanık İ.B.’nin beyanları dava dosyasında mevcuttur.
4. Sanık hakkında katılanı 21.01.2021 tarihinde “Yarın köye geliyorum ya annemin hakkını verin yada canınızı alcam sabaha kadar bu işe açıklık getirin sabaha kadar vaktiniz var söylemedi demeyin” şeklinde tehdit ettiği iddiasıyla kamu davası açıldığı, İvrindi Asliye Ceza Mahkemesinin 10.01.2022 tarihli ve 2021/302 Esas, 2022/8 Karar sayılı ilamı ile sanığın mahkumiyetine karar verildiği, dosyanın henüz kesinleşmediği belirlenmiş, kararın ve dosyanın bir örneği dava dosyasına eklenmiştir.
5. Sanığın üzerine kayıtlı GSM hatları ile kullandığını beyan ettiği GSM hattına ait HTS kayıtları dava dosyasına eklenmiştir.
6. Sanığın adli sicil kaydı ve sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına esas alınan, … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.02.2020 tarihli ve 2018/943 Esas, 2020/148 Karar sayılı ilamı dava dosyasına eklenmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Müdafiinin Beraat Kararı Verilmesi Gerektiğine Yönelen Temyiz Sebebi
Katılanın, tüm aşamalarda eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğini beyan etmesi, olay anında katılanla aynı ikamette olan tanık Y.G.’nin, torunu olan sanığı gördüğüne ve tanık İ.B.’nin, katılanın “… beni vurdu” diye söylediğine dair beyanları, sanığın kullandığını beyan ettiği GSM hattının olay günü ve saatine ilişkin baz bilgileri ve tüm dosya kapsamı karşısında, sanığın eylemi sübuta ermekle, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri
1. Katılan Vekilinin Suçun Tasarlanarak İşlendiğine Yönelen Temyiz Sebebi
1. Kasten öldürme suçu 5237 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.” şeklinde düzenlenmiş,
“Nitelikli hâller” başlıklı 82 nci maddesinde;
“(1) Kasten öldürme suçunun;
a) Tasarlayarak,
…
İşlenmesi hâlinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.”
Şeklindeki düzenleme ile tasarlayarak öldürme, kasten öldürme suçunun nitelikli hâlleri arasında sayılmıştır.
2. Gerek madde metninde, gerekse gerekçesinde tasarlama kavramının tanımına yer verilmemiş, bu konunun açıklığa kavuşturulması, öğreti ve yargısal kararlara bırakılmıştır.
3. 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (765 sayılı Kanun) yürürlükte olduğu dönemde, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 09.07.2002 tarihli ve 2002/138 Esas, 2002/301 Karar sayılı kararı ile 03.12.2002 tarihli ve 2002/247 Esas, 2002/414 sayılı kararlarında; “Failin bir kimseye karşı bir suçu işlemeye sebatla ve koşulsuz olarak karar vermesi, suçu işlemeden önce soğukkanlı bir şekilde düşündükten sonra ulaştığı ruhsal sükûnete rağmen kararından vazgeçmeyip ısrarla ve bu akış içerisinde fiilini icraya başlaması hâlinde tasarlamadan söz edilebilir. Tasarlama hâlinde fail, anında karar verip fiili işlememekte, suç işleme kararı ile fiilin icrası arasında bir süre geçmektedir. Fail bu süre içinde suçu işleyip işlememe konusunda düşünmekte, ancak tasarladığı suçu işlemekten vazgeçmemektedir. Failin suçu işlemekten vazgeçmesi fakat bir başka nedenle ve ani bir kararla fiili işlemesinde tasarlamadan söz edilemez. Suç işleme kararının ne zaman alındığı ve eylemin ne zaman işlendiği mevcut kanıtlarla saptanmalı, suç kararıyla eylem arasında geçen zaman dilimi içerisinde ruhi sükûnete ulaşılıp ulaşılamayacağı araştırılmalıdır.” sonucuna ulaşılmıştır.
4. Yerleşik yargısal kararlarda kabul edildiği ve tereddütsüz bir şekilde uygulandığı üzere, tasarlamadan söz edilebilmesi için failin, bir kimsenin vücut bütünlüğü veya yaşam hakkına karşı eylemde bulunmaya sebatla ve koşulsuz olarak karar vermiş olması, düşünüp planladığı suçu işlemeden önce makul bir süre geçmesine ve ulaştığı ruhi sükûnete rağmen bu kararından vazgeçmeyip sebat ve ısrarla fiilini icraya başlaması ve gerçekleştirmeyi planladığı fiili, belirlenmiş kurgu dâhilinde icra etmesi gerekmektedir. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 16.04.2013 tarihli ve 2013/3 Esas, 2013/144 Karar sayılı kararı, 26.06.2012 tarihli ve 2012/67 Esas, 2012/258 Karar sayılı kararı, 12.06.2012 tarihli ve 2012/560 Esas, 2012/227 Karar sayılı kararı, 25.01.2011 tarihli ve 2011/122 Esas, 2011/7 Karar sayılı kararı, 16.02.2010 tarihli ve 2010/251 Esas, 2010/25 Karar sayılı kararı, 02.02.2010 tarihli ve 2010/239 Esas, 2010/14 Karar sayılı kararı, 15.12.2009 tarihli ve 2009/200 Esas, 2009/290 Karar sayılı kararı, 03.10.2006 tarihli ve 2006/30 Esas, 2006/210 Karar sayılı kararı, 13.11.2001 tarihli ve 2001/239 Esas, 2001/247 Karar sayılı kararı ile 28.04.1998 tarihli ve 1998/117 Esas, 1998/155 Karar sayılı kararı da bu doğrultudadır.
5. Tasarlama hâlinde fail, anında karar verip fiili işlememekte, suç işleme kararı ile fiilin icrası arasında sükûnetle düşünebilmeye yetecek kadar bir süre geçmektedir. Fail bu süre içinde suçu işleyip işlememe konusunda düşünmekte ve suçu işlemekten vazgeçmemektedir. Failin suçu işlemekten vazgeçmesi ve fakat bir başka nedenle ve bir başka ani kararla fiili işlemesinde tasarlamadan söz edilemez. Suç işleme kararının hangi düzeydeki eylem için ve ne zaman alındığı ile eylemin şarta bağlı olmayan bu kararlılıktan ne kadar zaman geçtikten sonra işlendiği mevcut delillerle belirlenmeli, suç kararıyla eylem arasında geçen zaman dilimi içerisinde ruhi sükûnete ulaşılıp ulaşılamayacağı değerlendirme konusu yapılmalıdır.
6. Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın katılanı öldürme kararını önceden verdiğine, bu kararı verdikten sonra aradan soğukkanlılığa kavuşacak kadar makul bir süre geçmesine rağmen öldürme kararında sebat ettiğine, olay yerine gitmeden önce yaptıklarına ve içinde bulunduğu ruh haline dair herhangi bir delilin dava dosyasında bulunmadığı anlaşılmakla, Mahkemece sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında kabul edilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Katılan Vekilinin Takdiri İndirime Yönelen Temyiz Sebebi
1. Cezanın hafifletilmesi sonucunu doğuran takdirî indirim nedenleri kanunî dayanağını, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinden almaktadır. Mezkûr hükmün birinci fıkrasına göre;
“Fail yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin varlığı halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine, müebbet hapis; müebbet hapis cezası yerine, yirmibeş yıl hapis cezası verilir. Diğer cezaların altıda birine kadarı indirilir.”
Şeklinde kaleme alınmıştır.
2. Yukarıda zikredilen hükmün ikinci fıkrası, Mahkemece takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kıstasları, bir diğer ifadeyle takdirin şekillenmesinde rol alacak kriterleri belirler. Buna göre;
“Takdiri indirim nedeni olarak, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurulabilir.”
3. İlgili düzenleme incelendiğinde;
a) Failin geçmişi; failin suç işleme eğiliminin olup olmadığını,
b) Sosyal ilişkileri; failin düzenli bir sosyo-ekonomik statüsünün bulunup bulunmadığını,
c) Fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları; fiilden sonraki davranışları ile hakkındaki soruşturmayı sürüncemede ya da neticesiz bırakma çabası içinde olup olmadığını ve yargılama sürecinde suçun ortaya çıkmasına yardımcı olup olmadığını,
d) Cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri; yargılama neticesinde hükmolunacak sonuç ceza miktarının, cezanın caydırıcılığı yönünden fail üzerinde herhangi bir etkisinin bulunup bulunmayacağını,
İfade eder.
4. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 11.07.1976 tarihli ve 15643 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 07.06.1976 tarihli ve 1976/3-4 Esas, 1976/3 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda açıkça vurgulandığı üzere, 765 sayılı Kanun’un 59 uncu maddesini hüküm altına alan kanun koyucu, hâkime takdirî indirim hükmünün uygulanması konusunda geniş bir takdir yetkisi tanıyarak uygulamada çıkabilecek ve önceden öngörülme olanağı bulunmayan çeşitli hâlleri kapsayacak bir kalıp bulmanın zorluğu karşısında hâkimin bu yetkisini kısıtlamaktan özenle kaçınmış ve bu tavrını 5237 sayılı Kanun’da da devam ettirmiştir. Nitekim, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin ikinci fıkrasında takdirî indirim nedenleri sıralandıktan sonra “gibi” denilmek suretiyle takdirî indirim nedenlerinin ilgili maddede sayılanlarla sınırlı olmadığı, aksine bunların örnek olarak belirtildiği açıkça vurgulanmıştır. Burada sayılan “failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar” uygulamada hâkimi sınırlayıcı değil, yol gösterici nitelikteki gerekçelerdir. Bunun sonucu olarak da 5237 sayılı Kanun’un, takdirî indirim nedenleri yönünden sınırlayıcı sistemi değil, serbest değerlendirme sistemini benimsediği kabul edilmektedir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 31.01.2012 tarihli ve 2011/4-277 Esas, 2012-4 Karar sayılı kararı) O hâlde takdiri indirim nedeni uygulama/uygulamama yetkisi Mahkemenin takdirindedir. Ancak bu takdir yetkisi, sınırsız değildir. Bütün kararlarda olduğu gibi takdirî indirim nedeninin uygulanmasına veya uygulanmamasına ilişkin kararlar da gerekçeli olmalıdır. Bununla birlikte gösterilen gerekçelerin hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine ve ilgili kanun hükümlerine uygunluğunun Yargıtay denetimine tabi olacağında şüphe bulunmamaktadır.
5. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli yazılması zorunludur. Gerekçe, verilen hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun olarak izah edilmesidir. Kanunî ve yeterli olmayan, dava dosyası içeriğine uymayan bir gerekçeyle karar verilmesi, kararın, kanunî bir gerekçeye dayanmaması nedeniyle hem kanun koyucunun amacına uygun düşmeyecek hem de tarafları tatmin etmeyerek keyfîliğe yol açacaktır.
6. Buna göre öncelikle, kurulan hükümde takdirî indirim nedeninin uygulanmamasının, hukuk kurallarını zedeleyen, Kanun’un maksat ve amacına aykırı düşen, vicdanları rahatsız eden bir yanının olup olmadığı, diğer bir anlatımla takdirî indirim nedeninin uygulanmama sebebinin ‘makul’ ve ‘makbul’ olup olmadığı yürürlükteki mevzuat hükmüne göre irdelenmeli akabinde ise takdirî indirim nedeninin uygulanmama sebebinin, kanunî bir gerekçeye dayanıp dayanmadığı saptanmalıdır.
7. Bu tespitler kapsamında somut olay incelendiğinde; Mahkemece “sanığın yargılama sürecindeki davranışları, duruşmada gözlemlenen iyi halli tutum ve davranışları dikkate alınarak” şeklindeki gerekçeler ile takdiri indirim uygulanmış olup ceza yargılamasının temel ilkeleri arasında yer alan yüzyüzelik ve doğrudan doğruyalık ilkeleri uyarınca tüm bir yargılama sürecini yürüten, sanığı duruşmada bizzat gören ve gözlemleyen hâkimler heyetinin takdirine münhasır olup duruşma sürecini gösteren tutanaklara göre sanığın olumsuz davranışına yer verilmediği görülmüş ancak sanığın adli sicil kaydında suçtan önce ve sonra kesinleşmiş mahkumiyetlerinin bulunması, sanığa olay tarihinde ve sonrasında yapılan arama çalışmalarında ulaşılamaması, sanık hakkında … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi tarafından kasten öldürme suçundan hakkında yakalama kararı bulunması ve 28.06.2021 tarihinde Havran ilçesinde kolluk görevlilerince yakalanıp Ceza İnfaz Kurumu’na gönderilmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanmasını gerektiren neden bulunmadığı halde sırf sanığın yargılama sürecindeki davranışları ve duruşmada gözlemlenen iyi halli tutum ve davranışları lehe yorumlanarak dosya kapsamına uygun olmayan nedenlerle takdiri indirim uygulanması, hukuka aykırı bulunmuştur.
C. Saptanan Diğer Hukuka Aykırılık Halleri
5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca bu kapsamda yapılan inceleme neticesinde, kolluk tutanaklarına ve adli rapor içeriğine göre, suç tarihi 08.06.2021 olmasına rağmen, karar başlığında 07.06.2021 olarak gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendine aykırı davranılması, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe başlığı altında (B-2) ve (C) bölümlerinde açıklanan nedenlerle katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 30.06.2022 tarihli ve 2022/2043 Esas, 2022/1824 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca … 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçen süre göz önüne alındığında, sanık müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE,
31.01.2023 tarihinde karar verildi.