YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/10028
KARAR NO : 2023/672
KARAR TARİHİ : 27.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Ödemiş 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.05.2012 tarihli ve 2010/354 Esas, 2012/448 Karar sayılı kararı ile;
1. Sanık … hakkında …’e yönelik nitelikli kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, aynı maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci
maddesinin birinci fıkrası ve aynı maddenin son cümlesi, 29 uncu maddenin birinci fıkrası, 62 nci maddenin birinci fıkrası ve 53 üncü maddenin birinci fıkrası gereği 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Sanık … hakkında Hayrettin ve …’e yönelik silahla tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 43 üncü maddenin birinci ve ikinci fıkraları, 53 üncü maddenin birinci fıkrası, 58 inci madde gereği 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, mükerrirlere özgü infaz rejimine karar verildiği,
B. Sanıkların temyiz istemi üzerine Yargıtay (birleşen) 3. Ceza Dairesinin 18.09.2017 tarihli ve 2016/12306 Esas, 2017/11012 Karar sayılı ilamı ile;
Hükümlerin usul ve esas yönlerden bozulduğu,
C. Bozma sonrası kurulan Ödemiş 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.09.2021 tarihli ve 2017/733 Esas, 2021/713 Karar sayılı kararı ile;
1. Sanık … hakkında …’e yönelik nitelikli kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, aynı maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrası ve aynı maddenin son cümlesi, 29 uncu maddenin birinci fıkrası, 62 nci maddenin birinci fıkrası ve 53 üncü maddenin birinci fıkrası gereği 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Sanık … hakkında Hayrettin ve …’e yönelik kasten yaralamaya teşebbüs suçundan 2 kez 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, aynı maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 35 inci maddenin ikinci fıkrası, 62 nci maddenin birinci fıkrası, 53 üncü maddenin birinci fıkrası, 58 inci madde gereği 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, mükerrirlere özgü infaz rejimine karar verildiği,
Anlaşılmıştır.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık …’in temyiz sebebi hükmü temyiz etme iradesinden ibarettir.
Sanık … müdafinin temyiz sebebi, meşru savunma ve lehe hükümlere,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanık … ile mağdur … arasında telefon alışverişinden kaynaklanan bir anlaşmazlık bulunduğu, olay günü mağdur …’in yanına sanık … ve bir kaç kişi daha alarak …’in kapısına giderek telefonu istediği, …’in eve girip geliyim deyip bıçakla dışarı çıktığı, kapısına gelen şahısları bıçakla kovaladığı, bıçağın kimseye isabet etmediği, sanık …’in kaçarken üzerinden bıçağı çıkarıp …’i yüzünden sabit ize neden olacak şekilde yaraladığı anlaşılmıştır.
… hakkında düzenlenen adli rapor, taraf beyanları dosya arasında bulunmaktadır.
IV. GEREKÇE
1. Sanık … yönünden,
Sanığa yüklenen kasten yaralamaya teşebbüs (2 kez) suçu için kanunda öngörülen 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 35 inci maddenin ikinci fıkrası kapsamındaki cezaların türü ve üst haddine göre, suç tarihi olan 05.12.2009 tarihi ile inceleme tarihi arasında, 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 67 nci maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında öngörülen 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu belirlenmiştir.
2. Sanık … yönünden,
a. Meşru savunma yönünden;
Kendisine yönelik saldırıdan kaçtığı sırada ve başka türlü defetme imkanı bulunduğu halde sanık …’in eylemi gerçekleştirdiği, anlaşılmakla, olayda sanık lehine meşru savunma koşullarının bulunmadığı belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
b. Lehe hükümler yönünden;
Sanık müdafiinin, sanık lehine olan hükümlerin uygulanması talebi üç alt başlık altında değerlendirilmelidir:
aa) Seçenek yaptırımlar yönünden;
5237 sayılı Kanun’un “Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar” başlıklı 50 nci maddesi gereği cezanın seçenek yaptırıma çevrilmesinin ön koşulu, hükmolunan netice cezanın kısa süreli hapis cezası olmasıdır. 5237 sayılı Kanun’un 49 uncu maddesinin ikinci fıkrasına göre; “Hükmedilen bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, kısa süreli hapis cezasıdır.” Somut olayda sanık hakkında hükmolunan netice ceza miktarının 2 yıl 1 ay hapis cezası olması karşısında bu cezanın, 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin birinci fıkrası gereği seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar verilmesinin kanunen mümkün olmadığı belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
bb) Erteleme yönünden;
5237 sayılı Kanun’un, “Hapis cezasının ertelenmesi” başlıklı 51 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde; “İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir.” şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Somut olayda sanık hakkında hükmolunan netice ceza miktarının 2 yıl 1 ay hapis cezası olması karşısında bu cezanın, 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesinin birinci fıkrası gereği ertelenmesine karar verilmesinin kanunen mümkün olmadığı belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
cc) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu yönünden;
5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrasının ilgili bölümünde; “Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise …” şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Somut olayda sanık hakkında hükmolunan netice ceza miktarının 2 yıl 1 ay hapis cezası olması karşısında bu cezaya ilişkin olarak 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar
verilmesinin kanunen mümkün olmadığı belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
dd)Vesair
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
1. Sanık … yönünden,
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ödemiş 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.09.2021 tarihli ve 2017/733 Esas, 2021/713 Karar sayılı kararında sanık müdafi tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
2. Sanık … yönünden,
Gerekçe bölümünde 1 numaralı bentte açıklanan nedenle Ödemiş 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.09.2021 tarihli ve 2017/733 Esas, 2021/713 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.02.2023 tarihinde karar verildi.