Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2022/10113 E. 2023/690 K. 27.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/10113
KARAR NO : 2023/690
KARAR TARİHİ : 27.02.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Kasten öldürme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 19.09.2022 tarihli ve 2022/3136 Esas, 2022/7019 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.10.2022 tarihli ve KD-1-2022/12390 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 27 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında yer alan meşru

savunmada sınırın aşılması hükmünün uygulanması suretiyle sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğinden bahisle temyiz istemlerinin reddi ile hükmün onanması ilâmının kaldırılmasına ve hükmün bozulmasına karar verilmesi talebine ilişkindir.

II. GEREKÇE
Sanığın yargılama konusu eylemini, babası … ile maktul arasında meydana gelen arbede neticesinde babasının maktul tarafından öldürülmüş olması üzerine gerçekleştirdiği, sanığın babası …’nın, maktul tarafından tabanca ile kafasına ateş edilmesinden sonra sanığın maktulü hedef alarak tabanca ile ateş ettiğinin sabit olduğu, Mahkemece bu hususun 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesinin birinci fıkrası kapsamında sanık lehine haksız tahrik teşkil ettiğinin kabulü ile kurulan hükümde ağır tahrik nedeniyle haksız tahrik indiriminin üst oranda uygulandığı belirlenmiştir. Sanığın eylemi neticesinde maktule isabet eden mermi sayısı karşısında meşru savunma koşulları arasında yer verilen orantılılık ilkesinin somut olayda bulunmadığı, meşru savunma koşullarının oluşmadığı durumlarda 5237 sayılı Kanun’un 27 nci maddesi kapsamında meşru savunmada sınırın aşılması durumunun gündeme gelmeyeceği, açıklanan nedenlerle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 25 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında meşru savunma, 27 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği meşru savunmada sınırın aşılması koşullarının oluşmaması nedeniyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.

III. KARAR
1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy çokluğuyla REDDİNE,

2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 19.09.2022 tarihli ve 2022/3136 Esas, 2022/7019 Karar sayılı temyiz istemlerinin reddi ile hükmün onanması kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

27.02.2023 tarihinde karar verildi.

(Karşı Oy)

KARŞI OY

Mevcut davada sayın heyetin çoğunluğu ile şahsımın değerlendirme farkına dayanak olan hukuki uyuşmazlık sanık …’ın maktul …’e yönelik eyleminin 5237 sayılı

Kanun’un 81 inci maddesinin mi yoksa 5237 sayılı Kanun’un 27 nci maddesinin ikinci fıkrası mı yolunda sonuç doğuracağı şeklindedir.

Olayda .. ailesi ile … ailesi arasında birkaç aydır süregelen araç park kavgası olduğu, olay günü sanıklar … ve …’ın sopalarla maktulü darp ettiği, aracına zarar verdiği noktasında uyuşmazlık yoktur.

Darp edilen maktul … aracından silahı almış bir el havaya sıkmış sonra sanığın babası …’ın peşinden gitmiş, ona da ateş etmiştir. İşte tam bu anda bu karmaşaya dahil olan sanık …, ’e tabanca ile ateş ederek onu öldürmüştür.

Sanık …’in Kutbettin’e yönelik eylemi 5237 sayılı Kanun’un 27 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında ele alınmalıdır. Şöyle ki,
a) Maktul … darptan sonra, aracından aldığı silahla önce havaya eteş etmiş, sonra doğrultarak …’a bir kaç el ateş etmiş, … yere düşmüş, bu esnada, … babasının yanına gelmiş çıkardığı silahla maktule ateş etmiştir. (Tanık …, olay günü saat: 22.00) sanık silah kullanırken maktul hala silahlıdır ve ateş etmektedir.
b) Maktulün ateş ettiği kişi …’ın öz babasıdır. Dahası maktul …’e de ateş etmiş ve onu da yaralamıştır.
c) Sanığın ateş etmesi ile maktulün ateş etmesi eş zamanlıdır ve karşılıklıdır.
d) Bu olayda meşru müdafaa dengesinin sanık aleyhine bozulduğu söylenemez. Çünkü, sanık maktule ateş ederken, bir yandan kendisi yaralıdır, bir yandan babası o anda yaralıdır ve hala maktulün silahında atılmayan fişek vardır. Maktul silahını sıkmaya devam iradesindedir.
e) Bu üç kişi de birbirine birkaç metre mesafededir.

Hakkında verilen beraat kararı kesinleşen sanık … ve tanık … beyanları ile olay yeri krokisi bu olay sürecini doğrulamıştır.

Bu davada 5237 sayılı Kanun’un 25 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen meşru müdafaa koşulları vardır. Sınır, heyecan ve korku neticesi aşılmıştır. Eş zamanlı ateş ve sanık ile babası o anda yaralanmıştır.

Sanık kendisine ve babasına olan saldırıyı o andaki hal ve şartlara göre karşı saldırı ile orantılı bir biçimde defetmek zorunluluğu altında hareket etmiştir.

Sanık babasının vurulmasının kızgınlığı ile değil ve fakat, mevcut ve devam eden saldırının defi amacını taşımaktadır.

Bu gerekçelerle sanık …’ın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 27 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında kaldığının değerlendirilmesi nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne karar verilmesi gerektiğini düşünerek sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne iştirak etmiyorum.