YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/10459
KARAR NO : 2023/449
KARAR TARİHİ : 16.02.2023
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Alanya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.03.2016 tarihli ve 2016/69 Esas, 2016/560 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (b) ve (d) bendleri, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca neticeten 5.400,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmolunan adlî para cezasının 24 eşit taksitte tahsiline karar verilmiştir.
2. Bu kararın sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Birleşen) 3. Ceza Dairesinin, 11.11.2020 tarihli ve 2020/10791 Esas, 2020/16049 Karar sayılı ilâmı ile;
“Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adlî para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de Anayasa Mahkemesinin, 19.08.2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz.” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,”
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Alanya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.06.2021 tarihli ve 2020/755 Esas, 2021/574 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (b) ve (d) bendleri, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca neticeten 5.400,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmolunan adlî para cezasının 24 eşit taksitte tahsiline karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri;
1. Savunma hakkının kısıtlandığına,
2. Basit yargılama usulünün uygulanması gerektiğine,
3. Cezai ehliyetine dair araştırılma yapılmadan eksik inceleme ile karar verildiğine,
4. Yaralama kastının bulunmadığından bahisle suç vasfına,
5. Katılan ile ilgili rapor aldırılmadan 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinin uygulandığına,
6. Alt sınırdan uzaklaşılarak fazla ceza tayin edildiğine,
7. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (hagb) ve erteleme hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
8. Vekâlet ücretine hükmedilirken hatalı uygulama yapıldığına,
9. Lehe olan bozma ilamı sonrası yapılan yargılama giderlerinin yükletilmemesi gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın öğretmen olarak görev yaptığı okulda, suç tarihi itibariyle 10 yaşında olan katılan …’nin ortaokul öğrencisi olduğu, olay günü katılanın, ilkokul öğrencilerine ait parkta oynamasına sinirlenen sanığın, katılanı oradan çıkartarak yere çömeltip “kapat gözlerini” diyerek tekmelerle bacaklarına ve karnına vurmak suretiyle basit bir tıbbî müdahale ile giderilebilir şekilde yaraladığı anlaşılmıştır.
2. Sanığın üzerine atılı suçlamayı tevil yoluyla ikrar ettiği, yaralama kastının bulunmadığını savunduğu belirlenmiştir.
3. Olaya ilişkin bilgi sahibi olan tanıkların beyanları dava dosyasında bulunmaktadır.
4. Sanığın eylemi neticesinde katılanda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak Alanya Devlet Hastanesince tanzim olunan, 12.11.2015 tarihli adlî muayene raporunda;
“Sol diz lateralinde ve sağ diz kapağı alt kısmı ile sağ tibia 1/3 alt ön kısımda ekimoz mevcut, hayatî tehlikesi yoktur, basit bir tıbbî müdahale ile giderilir.”
şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür.
5. Katılan …’nin suç tarihinde 9 yaş 11 ay 11 günlük olduğunda dair resmî nüfus kayıt örneği dava dosyasında mevcuttur.
6. Sanığın güncel adlî sicil kayıt örneği, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.
7. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen bozma ilâmı doğrultusunda, 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesi kapsamında basit yargılama usulünün uygulanmaması takdîr kılınmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Savunma Hakkı Yönünden
Sanık, bozma sonrası yapılan yargılamadan haberdar edilmediğini ve yokluğunda yargılama yapılarak savunma hakkının kısıtlandığını iddia etmiş ise de; bozma sonrası yapılan yargılama sırasında sanığın bilinen son adresine çıkartılan çağrı kağıdının tebliğ edilemediği, bunun üzerine temyiz dilekçesinde bildirdiği adresine yazılan talimatın da sonuçsuz kaldığı, sanığın sonradan değişen adresini mahkemeye bildirmediği, bozma ilamının sanık lehine olması ve bozma öncesine göre daha ağır bir cezaya hükmedilmemesi nedeniyle sanığın savunma hakkının kısıtlanmasına neden olacak herhangi bir usule aykırılık tespit edilmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Basit Yargılama Usulü Yönünden
Mahkemece bozma ilamı sonrasında “Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan, 26.06.2020 tarihli 2020/16 E. ve 2020/33 K. Sayılı iptal kararında Ceza Muhakemesi Kanunu’na 7188 Sayılı Kanunla eklenen geçici 5. Maddede yer alan “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresinin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş ise de, CMK’nin 251 maddesinde düzenlenen basit yargılama usulünün gerekçesinde suçların önem derecesi, olayların karmaşık olup olmaması, çözümünde hukukî ve olgusal herhangi bir sorunla karşılaşılmaması, tanık dinlemenin zorunlu olup olmaması gibi hususların dikkate alınarak bu usulün uygulanıp uygulanmayacağının hakimin takdîrinde olduğu ve bu usulün artan iş yükünü azaltma amacına yönelik olduğunun belirtildiği, dosyamızın geldiği aşamada delillerin büyük çoğunluğunun toplanmış olduğunun anlaşılması karşısında bu usulün uygulanmasının yargılamanın uzamasına neden olacağı ve usul ekonomisi ilkesine aykırı olacağından, basit yargılama usulünün uygulanmasına yer olmadığına” şeklinde yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeler ile basit yargılama usulünün uygulanmamasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C. Ceza Ehliyeti ve Eksik İnceleme Yönünden
Sanığın temyiz dilekçesinde, olay tarihinde davranışlarını kontrol etmesine engel olacak şekilde psikolojik birtakım sorunları olduğunu ve halen devam ettiğini, bazı hastanelerde yatarak ve ayaktan tedavi gördüğünü ve halen de tedavisinin devam ettiğini belirterek buna ilişkin tedavi evraklarını dosyaya ibraz ettiği anlaşılmakla, sanığın suç tarihi itibariyle ve halen 5237 sayılı Kanun’un 32 nci maddesi kapsamında akıl hastalığı bulunup bulunmadığı ve akıl hastalığı nedeniyle işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama veya bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunup bulunmadığının, Adlî Tıp Kurumu ilgili İhtisas Dairesinden veya tam teşekküllü Ruh Sağlığı ve Hastalıkları
Hastanesinden ya da Tıp Fakültelerinin tam teşekküllü Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanlıklarından alınacak sağlık kurulu raporu ile tespit edilerek, sonucuna göre sanığın hukukî durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.
D. Suç Vasfı ve Fazla Ceza Yönünden
Sanığın tevilli ikrarı, katılanın beyanları ile uyumlu adlî rapor içeriği ve aynı okulda öğretmen olarak görev yapan tanıkların yeminli anlatımları karşısında sanığın yaralama kastı ile hareket ettiğinin kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı,
Katılanın suç tarihi itibariyle 9 yaş 11 ay 11 günlük olduğu, duruşmada görüşlerine başvurulan sosyolog bilirkişinin beyanları ve Mahkeme gözlemi karşısında bu hususta ayrıca bir rapor aldırılmasına gerek görülmeyerek katılanın suç tarihinde 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olduğunun kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı,
5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (b) ve (d) bendleri kapsamında birden fazla nitelikli halin ihlali ile atılı suçu işleyen sanık hakkında, aynı Kanun’un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın kastının yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen “cezada orantılılık ilkesi” dikkate alınarak sanık hakkında alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
E. Hagb ve Erteleme Yönünden
5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesi kapsamında adlî para cezalarının ertelenmesi mümkün olmadığından ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi kapsamında yapılan değerlendirmede; “sanığın denetim süresi içerisinde suç işlediği” şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
F. Vekâlet Ücreti Yönünden
Bozma ilamı sonrası yapılan yargılama sırasında katılan …’nin babası olan katılan …’ın kendisini vekâletnameli bir vekille temsil ettirmesi nedeniyle katılan lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi ve katılan …’ye de yaş küçüklüğü nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 234 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca atanan zorunlu vekil ücretinin sanığa yüklenmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
G. Yargılama Giderleri Yönünden
Mahkemece kurulan ilk hükmün sanık tarafından temyiz edildiği ve bozma ilamının sanık lehine olduğu gözetilmeden, bozma sonrasında yapılan yargılama giderlerinin sanıktan tahsiline karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (C ve G) bentlerinde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Alanya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.06.2021 tarihli ve 2020/755 Esas, 2021/574 Karar sayılı kararının, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.02.2023 tarihinde karar verildi.