YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/10473
KARAR NO : 2023/3090
KARAR TARİHİ : 15.05.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
Cumhuriyet savcısının yüzüne karşı 13.01.2021 tarihinde tefhim olunan hükümlerin 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi üçüncü fıkrasında öngörülen bir aylık süresinden sonra 31.03.2021 tarihinde temyiz edildiği anlaşıldığından Cumhuriyet savcısının süresinden sonraki temyiz isteminin incelenmesi mümkün görülmemiştir.
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin sanıklar tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan incelemede; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası
gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bor 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.11.2015 tarihli ve 2014/198 Esas, 2015/831 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında kasten yaralama suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir.
2. Bor 1. Asliye Ceza Mahkemesi kararının Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Birleşen) 3. Ceza Dairesinin 05.11.2019 tarihli ve 2019/12210 Esas, 2019/19891 Karar sayılı kararı ile sanıkların mağduru yaraladığı sabit olduğu halde atılı suçtan mahkûmiyetleri yerine beraatlerine karar verilmesi kabule göre de, sanık …’a isnat edilen suç için öngörülen cezanın alt sınırının 5 yıl hapis cezası olması nedeniyle savunmasının yargılamayı yapan mahkemece alınması gerektiğinin gözetilmemesi nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bor 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.01.2021 tarihli ve 2019/285 Esas, 2021/44 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrası, 87 nci maddesinin birinci fıkrası (d) bendi ve son cümlesi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, sanık … hakkında ayrıca 58 … maddesi beşinci fıkrası uyarınca sanıkların ayrı ayrı 2 yıl 13 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına, sanık …’ın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanık …’un temyiz isteği; atılı suçu işlemediğinden bahisle beraat kararı verilmesi gerektiğine, fazla ceza tayin edildiğine, haksız tahrik indiriminin yetersiz olduğuna vesaire ilişkindir.
2.Sanık …’ın temyiz isteği; atılı suçu işlemediğinden bahisle beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Olay günü sarhoş olan mağdurun sanıklarla birlikte oturdukları mahallede bağırarak sağa sola küfür etmesi üzerine sanıkların birlikte mağduru darp ederek yaraladıkları anlaşılmıştır.
2.Sanıklar aşamalarda üzerine atılı suçlamaları kabul etmemişlerdir.
3.Mağdur, sanıkların kendisini darp etmediğini, düşerek yaralandığını beyan etmiştir.
4.Olaya ilişkin bilgisi ve görgüsü bulunan tanık beyanlarının dava dosyasında bulunduğu anlaşılmıştır.
5.Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 15.05.2014 tarihli raporunda mağdurda sağ skapulanın 5-6 cm altında 3-4 cm genişliğinde, 4-5 cm derinliğinde kesi olduğu, göğüs boşluğuna penetre olan ve pnömotoraksa sebep olan kesici delici alet yaralanmasının yaşamını tehlikeye soktuğu, basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte bulunmadığı bildirilmiştir.
6.Olay yeri inceleme raporu ve olay yeri basit krokisi dava dosyasında bulunmaktadır.
7.Mahkemece Yargıtay (Birleşen) 3. Ceza Dairesinin 05.11.2019 tarihli ve 2019/12210 Esas, 2019/19891 Karar sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verilerek gerekleri yerine getirilmiştir.
IV. GEREKÇE
1.Sanıkların Temyiz İstemleri Yönünden Yapılan İncelemede
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, tanıklar … ve …’ın soruşturma aşamasında sıcağı sıcağına alınan ilk beyanlarında sanıkların mağduru darp ettikleri yönündeki beyanları, tanıkların beyanı ile uyumlu mağdur hakkında tanzim olunan adli muayene raporları karşısında, mağdur ve sanıkların inkara yönelik savunmasına itibar edilmeyerek eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıflarının doğru biçimde belirlendiği, sanıkların eylemleri sonucu mağdurun hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığı ve eylemin silahla işlenmesi karşısında iki nitelikli halin aynı anda geçekleştiği, zarar ve tehlikenin ağırlığı da gözetildiğinde cezada orantılılık ilkesi gereğince temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılmasında isabetsizlik bulunmadığı, sanık ile tanık anlatımlarından kavganın tam olarak kim tarafından başlatıldığı dosya kapsamından anlaşılamadığından haksız tahrik nedeniyle sanıkların cezalarından asgari düzeyde indirim yapılmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. Ek Savunma Hakkı Yönünden Yapılan İncelemede
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 tarih, 2015/1167 Esas ve 2017/247 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, sanıklar hakkında kurulan hükümde ek savunma hakkı tanınmadan iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı Kanun’un 87 nci maddesi birinci fıkrası son cümlesinin uygulanması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6 ncı maddesine ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 226 ncı maddesine muhalefet edilerek sanıkların savunma haklarının kısıtlanması hukuka aykırı bulunmuştur.
3. Tekerrür Yönünden Yapılan İncelemede
Sanık … hakkında kurulan hükmün 9 uncu fıkrasında “Sanık hakkında TCK 58. Maddesinin uygulanmasına yer olmadığına,” karar verildiği halde, 11 … fıkrasında tekerrür hükümleri uygulanarak hükümde çelişkiye neden olunması ve bunun yanında tekerrüre esas olduğu kabul edilen ilamın esas ve karar numarasının karar yerinde açıkça gösterilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.
4. Netice Ceza İtibariyle Yapılan İncelemede
Sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrası, 87 nci maddesinin birinci fıkrası (d) bendi ve son cümlesi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği hükmolunan “3 yıl 9 ay” hapis cezasından 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası gereği (1/6) oranında indirim yapıldığında “3 yıl 1 ay 15 gün” yerine “2 yıl 13 ay 15 gün” hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle eksik ceza tayin edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
5. Nitelikli Hal Uygulanması Yönünden Yapılan Değerlendirmede
Mağdur hakkında Olay ve Olgular başlığında (5). Paragrafta ayırıntılarına yer verilen adli rapor içeriğine göre, sanıkların mağdura yönelik eylemlerini 5237 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi birinci fıkrası (f) bendi ve 4. maddesine göre silahtan sayılan bıçak ile gerçekleştirmelerine rağmen, hükmün gerekçesinde ” sanıkların mağdur …’a karşı fikir ve eylem işbirliği içerisinde yerde bulunan sopayı alarak kafasına vurmak suretiyle basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve mağdurun hayatını tehlikeye sokan bir duruma neden olacak şekilde yaraladıkları sabit olduğundan..” bahisle sanıkların sopa ile mağdura vurarak yaraladıklarının kabul edilmesinde hukuka aykırılık görülmüştür.
6. Hak Yoksunlukları Yönünden Yapılan İncelemede
Sanıklar hakkında verilen hapis cezaları yönünden 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarının Anayasa Mahkemesi’nin 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı iptal kararı da gözetilerek uygulanması gerektiği halde Mahkemece bu konuda karar verilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
1.Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi Yönünden
Hükümlerin Cumhuriyet savcısının yüzüne karşı 13.01.2021 tarihinde tefhim olunduğu, ancak Cumhuriyet savcısı tarafından 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi üçüncü fıkrasında öngörülen bir aylık süresinden sonra 31.03.2021 tarihinde temyiz edildiği anlaşıldığından Cumhuriyet savcısının temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2.Sanıkların Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçe bölümünde (2), (3), (4), (5), (6) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle Bor 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.01.2021 tarihli ve 2019/285 Esas, 2021/44 Karar sayılı kararına yönelik sanıkların temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, ek savunma hakkı tanınmaması, tekerrür uygulamasında çelişki yaratılması, nitelikli hal değerlendirmesinde hatalı gerekçeye dayanılması, netice cezanın eksik belirlenmesi hürriyeti bağlayıcı cezanın sonucu olarak 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarının uygulanmaması yönleriyle tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sonuç ceza miktarı açısından sanıkların kazanılmış hakkının korunmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.05.2023 tarihinde karar verildi.