YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/10693
KARAR NO : 2023/785
KARAR TARİHİ : 02.03.2023
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.11.2014 tarihli ve 2009/297 Esas, 2014/417 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, aynı maddesinin üçüncü fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir.
2. Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.11.2014 tarihli ve 2009/297 Esas, 2014/417 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Birleşen) 3. Ceza Dairesinin 04.11.2019 tarihli ve 2019/10374 Esas, 2019/19591 Karar sayılı kararı ile,
“1) Türkiye Cumhuriyeti Anayasanın 141/3 ve 5271 sayılı CMK’nin 34, 230 ve 289 uncu maddeleri gereğince, hükmün gerekçesinde Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde açık olarak ve hangi delile neden üstünlük tanındığı tartışılmadan, kararın dayandığı tüm deliller ile bu delillere göre mahkemenin ulaştığı sonuçların ne olduğu belirlenmeden, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirilmeler yapılmadan yazılı şekilde eksik ve yetersiz gerekçe ile karar verilerek 5271 sayılı CMK’nin 230 uncu maddesine aykırı davranılması,
2) Katılanın yaralanmasına ilişkin Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesince düzenlenen 03.05.2010 tarihli adli raporda, katılandaki yaralanmanın ” künt ve sert bir cismin bir kez doğrudan havalesi ile oluşabilecek nitelikte” olduğunun belirtilmiş olması ve katılan ile bir kısım tanıkların, sanığın mağdurun kafasına sopa ile vurduğunu beyan etmeleri ve sanığın soruşturma aşamasında alınan ilk savunmasında olay yerine giderken elinde sopa olduğunu belirtmiş olması karşısında, sanığın eylemini TCK’nin 6/1-f.4 maddesine göre silahtan sayılan cisimle gerçekleştirdiği anlaşıldığından, cezasında TCK’nin 86/3.e maddesine göre arttırım yapılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde uygulama yapılarak eksik ceza tayin edilmesi,
3) Sanığın, katılanı, silahtan sayılan cisimle yaşamsal tehlikeye ve kemik kırığına neden olacak şekilde yaraladığı olayda, en ağır cezayı içeren yaşamsal tehlike geçirmesine neden olan yaralama eyleminden dolayı TCK’nin 86/1, 86/3- e 87/1-d, 87/1-son maddeleri gereğince cezalandırılması gerekirken, ayrıca 5237 sayılı TCK’nin 87/3 maddesine göre arttırım yapılmak sureti ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
4) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas- 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53/1. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle, hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,”
nedenleriyle bozulmasına ve 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sonuç ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına karar verilmiştir.
4. Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.03.2021 tarihli ve 2019/427 Esas, 2021/145 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, aynı maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci
fıkrasının (d) bendi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri;
1. Suçun subüta ermediğine,
2. Vesaire,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık ile katılanın aynı inşatta çalıştıkları, olay günü aralarında çıkan tartışmada, sanığın silahtan sayılan demir çubuk ile katılanın kafasına vurmak sureti ile katılanı temporoparietal bölgede lineer kırık ve aynı bölgede epidural hematoma neden olarak hayati tehlike geçirecek ve hayat fonksiyonlarını orta (3) derecede etkileyen kemik kırığı meydana gelecek şekilde yaraladığı anlaşılmıştır.
2. Sanık aşamalarda suçlamayı kabul etmemiş ancak soruşturma aşamasında avukatı huzuru ile alınan savunmasında olay yerine eline sopa alarak gittiğini kabul ettiği anlaşılmıştır.
3. Katılanın beyanını doğrular nitelikteki tanık beyanları dosyada mevcuttur.
4. Sanığın eylemi neticesinde katılanda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulunca düzenlenen 03.05.2010 tarihli;
“Kişide sol temporo parietal lineer kırığa aynı bölgede epidural hematoma ve yumuşak doku lezyonuna neden olan künt ve sert bir cismin 1 kez doğrudan havalesi ile oluşabilecek nitelikteki yaralanmasının;
1-Kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum OLDUĞU,
2-Kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte OLMADIĞI,
3- Vücuttaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisi hafif (1), orta (2-3) ve ağır (4-5-6) olarak olarak sınıflandırıldığında, şahısta saptanan kırığın, hayat fonksiyonlarını Orta (3) derecede etkileyecek nitelikte OLDUĞU,
4-Yüz sınırları dahilinde herhangi bir travmatik lezyon tarif edilmediğinden yüzde sabit iz tayinine mahal OLMADIĞI,
5-Organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması ya da yitirilmesi yönünden görüş bildirilebilmesi için kişinin muayene edilmek üzere Kurulumuza gönderilmesi gerektiği oy birliği ile mütalaa olunur.”
Görüşünü içerir adlî muayene raporu dava dosyasında mevcuttur.
5. Sanık hakkında Esenyurt Devlet Hastanesince düzenlenen 26.04.2009 tarihli raporda “Sırtta … tarifliyor” şeklinde tespitte bulunulduğu ancak darp cebir izinden bahsedilmediği anlaşılmıştır.
6. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (3) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği ve gereğinin yerine getirildiği belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Sübuta Yönelen Temyiz Yönünden
Her ne kadar sanık aşamalarda suçlamaları kabul etmemiş ise de, aynı inşaatta çalışan ve aralarında husumet bulunmayan taraflar arasında olay günü sanık ve yanında çalışanlar tarafından kurulan iskelenin, katılan ve yanında çalışanların işine engel olmasından kaynaklanan tartışmanın kavgaya dönüşmesi sonucu, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin dördüncü cümlesine göre silahtan sayılan sopa ile katılana vurarak yaraladığının, katılan ve tanıkların beyanları ile katılanın yaralanmasına ilişkin düzenlenen ve ayrıntılarına Olaylar ve Olgular başlığının (4) numaralı bendinde yer verilen adli rapor içeriği ile sabit olduğu, sanığın eyleminin sübuta erdiği belirlenmekle, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Vesaire Yönelen Temyiz Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.03.2021 tarihli ve 2019/427 Esas, 2021/145 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.03.2023 tarihinde karar verildi.