YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/11136
KARAR NO : 2023/2365
KARAR TARİHİ : 27.04.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Katılan vekilinin ve sanık müdafiinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 13. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.07.2015 tarihli ve 2013/209 Esas, 2015/277 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, aynı maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, aynı hükmün son cümlesi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İstanbul 13. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.07.2015 tarihli ve 2013/209 Esas, 2015/277 Karar sayılı kararının katılan vekili ve sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (birleşen) 3. Ceza Dairesinin 19.02.2019 tarihli ve 2018/8603 Esas, 2019/3308 Karar sayılı kararı ile özetle katılanda meydana gelen yaralanmaların ayrı ayrı yaşamsal tehlike meydana getirecek nitelikte olup olmadıkları saptanması ve sanığın eyleminin kasten öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturabileceği ihtimaline karşı Ağır Ceza Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesini gerekmesi, kabule göre, tanıklar … ve …’in beyanları da tespit edilerek ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının tespitine çalışılması, tespit edilememesi halinde asgari oranda haksız tahrik indirimi yapılması gerektiği gözetilmeden sanığın cezasında yarı oranın haksız tahrik indirimi uygulanması, birden fazla nitelikli hal ihlali ile suç işleyen sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrasına göre belirlenen temel cezada alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi ve hak yoksunluklarına ilişkin kanun maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. İstanbul 13. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.07.2019 tarihli ve 2019/191 Esas, 2019/745 Karar sayılı kararı ile Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan açılan kamu davasında eylemin, 5237 sayılı Kanun’ un 81 inci maddesinin birinci fıkrası ve 35 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği kasten öldürmeye teşebbüs suçuna dönüşme ihtimaline binaen delillerin takdir ve değerlendirmesinin yüksek dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle 5235 sayılı Kanun’un 11 inci ve 12 nci maddeleri ile 5271 sayılı Kanun’un 3 üncü, 4 üncü ve 5 inci maddeleri uyarınca görevsizlik kararı verilmiştir.
4. İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.10.2021 tarihli ve 2019/426 Esas, 2021/395 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, aynı maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (d) bentleri, aynı maddesinin üçüncü fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl 20 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına oy çokluğu ile karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1- Katılan vekilinin temyiz istemi; suç vasfının öldürmeye teşebbüs olduğuna, haksız tahrik ve takdiri indirim hükümlerinin uygulanmasının hatalı olduğuna ilişkindir.
2- O yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemi; sanığın eyleme bağlı ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğundan hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurulması gerektiğine ilişkindir.
3- Sanık müdafiinin temyiz istemi; sanığın eylemine meşru savunma hükümlerinin uygulanması gerektiğine, temel cezanın azami hadden belirlenmesinin hatalı olduğuna, sanığın cezalandırılmasına yeterli delil bulunmadığına, öldürme ya da yaralama kastı bulunmadığına, vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık ile katılanın aynı pazarda çalıştıkları, katılanın çaycılık, sanığın ise seyyar balıkçılık işi yaptığı, sanığın olaydan önce katılandan çay almayı bırakarak tüp ve demlikle kendi çayını yapmaya başlaması nedeniyle taraflar arasında anlaşmazlık başladığı, katılanın, sanığın bu hareketi üzerine sanığın müşterilerini başka balık tezgahlarına yönlendirdiği, olay günü sanığın tezgahının ışığını kapatmak için katılanın iş yerinin yanına gittiği, bu sırada iş yerinde bulunan ve alkollü olan katılan ile arasında müşteri yönlendirme meselesinden çıkan tartışmada sanığın tezgahında bulunan sopa ile katılanın kafasına birden fazla kez vurarak sol temporoparietal kemikte, sol zygomada kırığa, epidural hematoma ve bunlara bağlı kafa içi değişimlere neden olacak şekilde yaraladığı, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu’nun 16.02.2015 tarihli raporuna göre katılanda meydana gelen yaralanmanın yaşamsal tehlikeye, birden fazla kemik kırığının hayati fonksiyonlarını ağır (4) derecede etkilediği ve sağ hemiparezi tablosunun organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflaması niteliğinde olduğu anlaşılmıştır.
2. Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu’nun 09.10.2019 tarihli raporunda “Kişinin kafa bölgesinde birden fazla lezyon aldığı iddiası nedeniyle yapılan incelemede, lezyonların lokalizasyonu ve vücuttaki etkileri birlikte değerlendirildiğinden, tüm lezyonların kafa bölgesinde olduğu, bu nedenle hangisinin kafatasında ve epidural hematom yaptığının tıbben belirlenemediği cihetle Kurulumuzun 16.02.2015 tarih, 908 sayılı mütalaasına eklenecek ve değiştirilecek bir husus bulunmadığı, yaralanmanın ayrı ayrı yaşamını tehlikeye sokup sokmayacağı hususunda tıbben ayırım yapılamadığı oy birliğiyle mütalaa olunur.” şeklinde görüşe yer verilmiştir.
3. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine ve içeriğine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek gereklerinin yerine getirildiği belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Katılan Vekili ve Cumhuriyet Savcısının Suç Vasfına Yönelen Temyiz İstemleri Yönünden
Sanığın, katılan ile aralarında müşteri meselesinden kaynaklanan husumetin bulunduğu, sanığın ele geçirilemeyen sopa ile katılanın kafasına birden fazla kez vurması sonucu katılanın sol temporoparietalde geniş fraktür, aynı bölgede en geniş yeri 13 mm ölçülen kronik subdural efüzyon, sol zygomada fraktür meydana gelecek şekilde yaralandığı, epidural hematoma ve kemik kırıklarına neden olan yaralanmanın yaşamsal tehlikeye ve organ işlevinin sürekli zayıflamasına neden olduğu olayda, taraflar arasındaki husumetin varlığı, hedef alınan vücut bölgesi, katılanda meydana gelen yaralanmanın ağırlığı, sanığın eylem sonrasında eline bıçak alarak katılanın üzerine yürümesi ve orada bulunanların katılanı uzaklaştırmaları ve olay yerinde bulunan tanıklar … ve …’in tarafları ayırmaya çalışması hususları nazara alındığında sanığın eyleme bağlı ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddelerinin birinci fıkrası uyarınca asgari oranda (1/4) haksız tahrik indirimi uygulanarak 5237 sayılı Kanun’un 81 nci maddesinin birinci fıkrası ve 35 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılması gerektiği anlaşılmış olup hüküm bu yönden hukuka aykırı bulunmuştur.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden
1. Sanığın, katılanın kendisine hakaret etmesi ve yumruk atmaya çalışması üzerine sopa ile vurduğu şeklindeki savunmasına göre sanığın savunmasının saldırı ile orantılı olmadığından somut olayda meşru savunma koşullarının oluşmadığı, sanığın ikrara yönelen savunması, katılan ve tanıkların aşamalardaki beyanları ile katılanın yaralanmasına ilişkin adli rapor içeriklerinden eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı ve sanığın öldürme kastı ile hareket ettiği anlaşılmış olup hüküm bu yönlerden hukuka aykırı bulunmamıştır.
2. Kabule göre;
a. Sanığın eylemi sonucu katılanın hem kemik kırığı oluşacak hem de hayati tehlike geçirecek hem de organ işlevinin sürekli zayıflamasına neden olacak şekilde yaralandığı olayda, sanığın tek bir fiille aynı suçun birden fazla nitelikli hâlini ihlâl ettiği gözetilerek temel cezanın tayininde en ağır cezayı gerektiren 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (d) bentleri gereği cezalandırılması ile yetinilmesi gerekirken ayrıca aynı Kanun’un 87 nci maddesinin üçüncü fıkrasına göre artırım yapılarak fazla ceza tayin edildiği anlaşılmış olup hüküm bu yönden hukuka aykırı bulunmuştur.
b. Sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (d) bentleri ve aynı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca belirlenen 10 yıl 24 ay hapis cezası üzerinden, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca (1/3) oranında indirim yapıldığında 7 yıl 12 ay hapis cezası yerine 6 yıl 24 ay hapis cezası, devamında ise 62 nci maddesi uyarınca (1/6) oranında indirim yapıldığında sonuç cezanın 6 yıl 8 ay hapis cezası yerine yukarıda belirtilen hatalı hesaplamaya bağlı olarak 5 yıl 20 ay hapis cezası olarak tespiti suretiyle eksik ceza tayin edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan suç vasfının hatalı belirlenmesi ve (B-2) ve (B-3) bentlerinde açıklanan kabule göre kanun maddesinin uygulanmasında ve hesapta hatalar yapılması nedenleriyle İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.10.2021 tarihli ve 2019/426 Esas, 2021/395 sayılı kararına yönelik katılan vekili, Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.04.2023 tarihinde karar verildi.