Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2022/11600 E. 2022/10108 K. 19.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/11600
KARAR NO : 2022/10108
KARAR TARİHİ : 19.12.2022

(KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİ)

Basit yaralama suçundan sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 62/1 ve 52/2. (2’şer kez) maddeleri gereğince 2 kez 2.500,00 Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına dair Çaykara Asliye Ceza Mahkemesinin 06.03.2012 tarihli ve 2010/97 Esas, 2012/41 Karar sayılı kararlarına karşı Adalet Bakanlığının 05.09.2022 tarihli ve 2020/13451 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.11.2022 tarihli ve 2022/116025 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
1) 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 225. maddesindeki; “Hüküm ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir.” şeklindeki düzenleme karşısında, hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise, ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebileceği, somut olayda sanık hakkında iddianamedeki anlatılış tarzına göre müştekiler … ve …’a yönelik kasten yaralama suçundan açılmış herhangi bir dava bulunmadığı gözetilmeden sanığın cezalandırılmasına karar verilmesinde,
Kabule göre de;
2) Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 15.12.2017 tarihli ve 2017/19084 esas, 2017/28185 karar sayılı ilâmında; ” ..Sanığa isnat edilen suçların, CMK’nin 253/3. maddesi kapsamında birlikte işlendiği hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Çözülmesi gereken sorun, hüküm kurulurken uzlaştırma kapsamında olmayan suçtan beraate hükmolunması halinde, sübutunda sorun olmayan ve müstakilen uzlaştırma kapsamında olan suçla ilgili nasıl bir yol izleneceğidir.Bu bağlamda, her iki suçtan yargılama devam ederken hakimin uzlaştırmaya tabi olacağını öngördüğü suçla ilgili olarak dosyayı soruşturma bürosuna göndermesi veya bu düşünceyle tefrik kararı vermesi durumunda, uzlaştırma kapsamında olmayan suç açısından beraat kararı verileceği izlenimi oluşabileceği cihetle, bu hususun ihsası rey olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceğinin belirlenmesi gerekir. Bu sorunun CMKnın 226. maddesinde düzenlenen ek savunma konusuyla birlikte değerlendirilmesi gerekir. Anılan madde “Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez.
(2) Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır. (3) Ek savunma verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması için süre verilir. (4) Yukarıdaki fıkralarda yazılı bildirimler, varsa müdafiie yapılır. Müdafii sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır.” biçimdedir. Maddeden de anlaşılacağı üzere suçun hukuki niteliği değişir ya da cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirir durumun ortaya çıkması halinde hakim sanık ya da müdafiine ek savunma hakkı tanıyacaktır ancak, bu durum yasal düzenleme nazara alındığında hakim açısından ihsası rey olarak nitelendirilemeyecektir.Bu düzenlemeye kıyasen, uzlaştırmaya tabi olan bir suçla uzlaştırmaya tabi olmayan bir suçun yargılaması devam ederken, hakimin uzlaştırmaya tabi olacağını öngördüğü suçla ilgili olarak dosyayı soruşturma bürosuna göndermesi veya bu düşünceyle tefrik kararı vermesi durumunda uzlaştırma kapsamında olmayan suç açısından ihsası reyde bulunduğundan bahsedilemeyecektir.Yapılan yargılama neticesinde ise, sanığın kamu görevlisine hakaret suçundan beraatine hükmolunup, mercii kararından ve kanun yararına bozma talebinden önce kesinleşmesi nedeniyle bu suçun işlendiğinden bahsedilemeyeceği için, sair tehdit suçu yönünden de uzlaştırmaya engel olan CMK’nin 253/3. maddesinin uygulanma olanağı kalmayacak ve bu suç yönünden CMK’nin 254. maddesi gereğince uzlaştırma işlemlerinin yapılması gerekecektir…” şeklinde yer alan açıklamalar kapsamında, hüküm kurulurken uzlaştırma hükümlerine tabi olmayan suçtan beraat kararı verilmesi halinde, uzlaştırma kapsamında bulunan suç yönünden dosyanın soruşturma bürosuna gönderilebileceği, bu durumun ise ihsası rey olarak nitelendirilmeyeceği;
Somut olayda, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 106/2-a, 125/1 ve 86/2. maddeleri uyarınca silahla tehdit, hakaret ve basit yaralama suçlarından kamu davası açıldığı, yapılan yargılama neticesinde sanığın hakaret ve uzlaştırma hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil eden silahla tehdit suçlarından beraatine, basit yaralama suçlarından ise mahkûmiyetine hükmedildiği anlaşılmış ise de, sanık hakkında silahla tehdit suçundan beraat kararı verilmesi sebebiyle, basit yaralama suçları yönünden uzlaştırmaya engel olan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Uzlaşma” başlıklı 253/3. maddesinde yer alan “…Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.” şeklindeki düzenlemenin uygulama olanağının kalmadığı, bu hâli ile kasten basit yaralama suçu yönünden 5271 sayılı Kanunu’nun 253. maddesindeki esas ve usullere göre uzlaştırma işlemlerinin aynı Kanun’un 254. maddesi (karar tarihindeki düzenleme) uyarınca mahkemesince yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:

TÜRK MİLLETİ ADINA

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 225/1. maddesindeki “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.” şeklindeki düzenlemeye göre sanık hakkında müştekiler … ve …’i yaralama suçundan açılmış herhangi bir dava bulunmadığı halde, 5271 sayılı CMK’nin 225/1. maddesindeki düzenlemeye aykırı olarak, hakkında açılmış dava bulunmayan ve iddianamede anlatılış tarzına göre unsurları gösterilmeyen bir suç nedeniyle sanık hakkında yaralama suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi isabetsizdir.
Kabule göre ise; sanığın üzerine atılı bulunan ve uzlaşmaya engel olan silahla tehdit suçu bakımından beraat kararı verilmiş olması ve kasten basit yaralama suçu yönünden uzlaştırmaya engel olan 5271 sayılı CMK’nin 253/3. maddesinde yer alan “Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.” şeklindeki düzenlemenin uygulama olanağının kalmamış olması karşısında, 5271 sayılı CMK’nin 254/1. maddesindeki “Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca kasten basit yaralama suçu bakımından uzlaştırma işleminin yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmelidir.
Bu nedenle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; sanık hakkında kasten basit yaralama suçundan Çaykara Asliye Ceza Mahkemesinin 06.03.2012 tarihli ve 2010/97 Esas, 2012/41 Karar sayılı kararının 5271 sayılı 309/4. maddesinin (d) bendi gereğince KANUN YARARINA BOZULMASINA ve sanık hakkında müştekiler … ve …’i kasten basit yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükümlerinin tüm sonuçları ile ortadan kaldırılmasına, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.12.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.