YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/11850
KARAR NO : 2023/7267
KARAR TARİHİ : 28.11.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/1258 E., 2022/1144 K.
SUÇ : Kasten öldürme
HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.06.2022 tarihli ve 2021/218 Esas, 2022/347 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 … maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 08.09.2022 tarihli ve 2022/1258 Esas, 2022/1144 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 … maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiilerinin temyiz sebepleri; eksik inceleme yapıldığına, maktulün çelişkili ifadelerinden başka delil bulunmadığına, öncelikle beraatine aksi kanaatte ise 5237 sayılı Kanun’un 87 nci maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Mahkemece 12.11.2019 tarihli ve 2019/85 Esas, 2019/479 Karar sayılı karar ile; katılan …’ın İstanbul …….de ………. isimli iş yerinde şef garson olarak çalıştığı, olay tarihinden 2-3 gün öncesinde ……, isimli garsonun tabanca ile vurulmak suretiyle yaralandığı, bu olayın ardından …. ve…. isimli şahısların katılan …’in yanına gelerek ……’yi şikayetinden vazgeçirmesi için katılan …’den aracı olmasını istedikleri, ısrarlarına rağmen katılan …’in bu isteklerini kabul etmediği, 25.07.2016 tarihinde katılan …’in evinin önünde sanık … …..ın gezindiğini gördüğü ve sanığın yanına giderek sanığa neden evinin önünde gezindiğini sorduğu, sanığın cevap vermemesi üzerine arkasını dönüp gittiği sırada sanığın ele geçirilemeyen tabanca ile katılan …’e ateş ederek bacağından ve sırtından vurduğu, alınan raporlara göre katılan …’in sağ diz üstünde giriş ve çıkış deliği, sağ frontalde fraktür, sağ sırtta giriş deliği, fıbulada fraktür, kot fraktürü ve akciğer kontüzyonu tespit edildiği, yaralanmasının yaşamını tehlikeye sokacak, basit bir tıbbî müdahale ile giderilemeyecek, vücudunda meydana gelen kırığın hayat fonksiyonlarını ağır (6) derecede etkileyecek nitelikte olduğu, olay yerinde ele geçirilen iki adet kovan ve bir adet mermi çekirdeğinin 9 mm. çaplı Parabellum tipi fişek atar silahlarda kullanılmak üzere imal edilmiş, 6136 sayılı Kanun’a göre yasak niteliği haiz fişeklere ait olduğu ve tek bir silahtan atıldıklarının tespit edildiği, sanığın olay yerinden kaçarak uzaklaştığı, hakkında yakalama kararı bulunan sanığın olaydan sonra 13.11.2016 tarihinde yakalandığı ve Gaziosmanpaşa 2. Sulh Ceza Hakimliğince sorgulanarak adli kontrolle serbest bırakıldığı, her ne kadar sanık suçlamayı kabul etmemiş ise de olayın hemen ardından katılan …’in hastahaneye kaldırıldığında polis memurlarına kendisini vuran şahsın mahalleden tanıdığı “Sarı …” lakaplı kişi olduğunu beyan
ettiği, kendisine gösterilen fotoğraftan sanığı teşhis ettiği, yine duruşmada da sanığı teşhis ettiği anlaşılmakla sanığın cezadan kurtulmaya yönelik soyut inkarı içeren savunmasına itibar edilmediği, olay tarihinden 2-3 gün öncesinde katılan …’in çalıştığı işyerinde meydana gelen yaralama olayında barıştırmak için aracı olmaması sebebiyle aralarında husumet oluşması, sanığın elindeki öldürmeye elverişli silahla etkili mesafeden en az iki el ateş etmesi, atışlardan birden fazlasının isabet etmesi, katılanın hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanması dikkate alındığında sanığın kastının öldürmeye yönelik olduğu, bu itibarla kasten öldürmeye teşebbüs suçundan cezalandırılmasına karar verildiği belirtilmiştir.
2. Kararın sanık, sanık müdafii ile Cumhuriyet savcısının(aleyhe) istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 29.04.2021 tarihli ve 2020/521 Esas, 2021/725 Karar sayılı kararı ile “…Sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurulurken katılandaki yaralanmanın duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine neden olup olmadığına yönelik raporunun Adli Tıp Kurumundan alınmadan hüküm kurulması, sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurulurken katılandaki yaralanma katılanın duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine neden olmuşsa TCK’nun 35.maddesine göre belirlenecek cezanın üst sınırdan verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi usul ve yasaya aykırı olup, sanık ve müdafii ile O Yer Cumhuriyet Savcısının istinaf itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, sair yönleri incelenmeyen hükmün CMK’nın 280/1-e maddesi uyarınca bozulmasına” şeklindeki gerekçe ile bozulması üzerine dosyanın 2021/218 Esas sırasına kaydedildiği, tensiben dosya incelenirken katılan …’ın istinaf kararından da önce 04.12.2019 tarihinde öldüğü fark edilerek ölümün yaralanmayla illiyet bağı olup olmadığının tespiti için temin edilen tıbbi evrakların Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kuruluna gönderildiği, Kurulca 11.08.2021 tarihli ve 4176 sayılı “kişinin ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı omur, kot ve ekstremite kırıkları ile birlikte omurilik yaralanması, buna bağlı yatalak kalma ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğu, 25.07.2016 tarihinde maruz kaldığı ateşli silah mermi çekirdeği yaralanması ile ölümü arasında illiyet bağı bulunduğu, ölüm olayında başkaca bir ortak neden bulunmadığının” oy birliği ile mütalaa olunduğu belirtilmiştir.
3. Sanık hakkında katılanı yaralamaktan açılmış olan davanın verilen görevsizlik kararıyla öldürmeye teşebbüs suçu davasına dönüşüğü, katılanın ölümü üzerine Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunun ölümle suça konu yaralama eylemi arasında illiyet bağlantısı bulunduğuna ilişkin raporu karşısında sanık hakkında maktulü tasarlayarak öldürme suçundan suç duyurusunda bulunulduğu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 15.11.2021 tarihli birleştirme talepli iddianamesiyle sanığın maktulü tasarlayarak öldürdüğünden bahisle cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı ve bu dosyada birleştirildiği belirtilmiştir.
4. Bozma sonrası birleşen dosyaların yargılamasında maktulün komşuları ….. ve eşi …..,. ile sanığın teyzesi …..’nın tanık olarak dinlendiği, ……’nın, yeğeni olan sanığın suç tarihinde olay yerinde olmadığına ilişkin tanıklık yapmak isterken “sanığın olayı kendisinden bildiklerini” söylediği,
Mahkemece “neden sanık yaralama suçundan yargılanırken ortaya çıkıp tanıklık yapmadığı” sorulduğunda “sanık adına herhangi bir arantı çıkmadığı için tanıklık yapma gereği hissetmediğini” belirtmesi sebebiyle sanığın teyzesinin söylediklerine itibar edilemeyeceği, savunma tanıklığının âdeta sanığı kurtarmaya yönelik bir tanıklık olduğu kanısına varıldığı, maktulün ölmeden önceki ifadeleri, özellikle 18.06.2019 tarihli bozma öncesi 1. celse anlattıklarının denetimi bakımından patronu………,’nin bozma sonrası tanık olarak dinlendiği, “maktulün uyuşturucu işine alet olduğunu öğrendiğini bu sebeple hastanedeki görüşmesinde çok fazla soru sormadığını kendisini kimin vurduğunu ve sebebini öğrenmek istemediğini” belirttiği, maktulün eşi katılan …’ın bozma sonrası 5. celsede dinlenebildiği, ifadesinde önce maktul eşinin hayattayken kendisini vuran kişinin öldüğünü söylediğini belirttiği, ifadesinin devamında ise “………… lakaplı …’in kendisini vurduğunu söylediğini” belirttiği, ayrıca sanık müdafiilerinin maktule ait facebook paylaşımı dedikleri “……bana, sikarsin he sira sende” yazısındaki profil fotoğrafını gösterdiklerinde katılan …’nin fotoğrafın maktul eşine ait olduğunu doğruladığı, HTS bilgilerinin analiz edildiği 20.04.2022 havale tarihli adli bilişim raporuna göre de sanığın olay tarihinde suça konu yerde olmadığına dair kesin bir delile ulaşılamadığı kanısına varıldığı belirtilmiştir.
5. Her ne kadar sanık ve müdafiileri suçlamayı kabul etmeyerek maktulü yaralayarak ölümüne sebebiyet verenin sanık … olmadığını savunmuşlarsa da maktulün hayattayken verdiği ifadeleri ve özellikle 18.06.2019 tarihli duruşmada söyledikleri ve sanığın hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekildeki teşhisi karşısında cezai sorumluluktan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmediği, maktulün fotoğrafı kullanılarak her tür sosyal medya profili oluşturulabileceğinden maktulün Serkan isimli şahsı kendisini yaralamasından sorumlu tutarak tehdit ettiğine ilişkin dosyaya sunulan sosyal medya mesajına itibar edilmediği, yine sanık müdafii dosyaya gönderilmiş olan İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 18.03.2022 tarihli raporunun sanık lehine olduğunu belirtmişlerse de gelen bu raporun dava konusu olayla bağlantısı kurulamadığı kaldı ki bunun yargılanan sanığın hukuki durumunu etkileyecek bir veri de taşımadığı belirtilmiştir.
6. Sanık savunmaları, maktul ve eşi katılan beyanları, tanıkların anlatımları, kolluk tutanakları, Adli Tıp Kurumu raporları, uzmanlık raporları, doktor raporları, HTS kayıtlarına ilişkin bilirkişi raporu, uzmanlık raporları, nüfus ve adlî sicil kaydı dava dosyasında mevcuttur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak
kesin verilere dayandırıldığı, alınan tüm raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği, eksik incelemenin bulunmadığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin maktulün hayattayken verdiği ifadeleri ve sanığı hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekildeki teşhisi ile saptandığı, suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, anılan temyiz sebeplerinin incelenmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 08.09.2022 tarihli ve 2022/1258 Esas, 2022/1144 Karar sayılı kararlarında sanık müdafiileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.11.2023 tarihinde karar verildi.