YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/12025
KARAR NO : 2023/1010
KARAR TARİHİ : 13.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 02.05.2014 tarihli ve 2004/402 Esas, 2014/175 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 765 sayılı Kanun’un 448 … maddesi delaleti ile 452 nci maddesi ikinci fıkrası, 51 … maddesi birinci fıkrası, 59 uncu maddesi 40 ıncı maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 02.05.2014 tarihli ve 2004/402 Esas, 2014/175 Karar sayılı kararının, Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 01.06.2016 tarihli ve 2016/1059 Esas, 2016/2852 Karar sayılı ilâmıyla;
“a) Ölüme etki eden başkaca bir sebep bulunmaması karşısında sanığın kastın aşılması suretiyle adam öldürme şeklinde gerçekleşen eyleminin 765 sayılı TCK’nun 452/1-1. cümlesinde düzenlendiği ve lehe yasa karşılaştırmasının buna göre yapılması gerektiği gözetilmeden, yanılgılı değerlendirme sonucu suçun niteliğinde hataya düşülerek aynı Kanunun 452/2-1. cümlesi uyarınca mahkumiyet kararı verilmesi suretiyle eksik ceza tayini,
b) 3 yıl 9 ay hapis şeklindeki sonuç cezanın türü ve miktarına göre sanık hakkında 765 sayılı TCK’nun 31. maddesi uyarınca 3 yıl süreyle kamu hizmetlerinden yasaklılığa hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi”
Nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 22.09.2021 tarihli ve 2016/402 Esas, 2014/175 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 765 sayılı Kanun’un 448 … maddesi delaleti ile 452 … maddesi ikinci fıkrası, 51 … maddesi birinci fıkrası, 31 … maddesi, 33 üncü maddesi, 40 ıncı maddeleri uyarınca 6 yıl hapis cezası ile ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 04.11.2022 tarihinde tanzim olunan ve zamanaşımı nedeniyle düşme görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri
1. Öldürme kastı bulunmadığından sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine,
2. Sanık hakkında hüküm kurulurken şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ihlal edildiğine
ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. 18.05.2002 tarihinde tanıklar …. İle ……’nin sanık … ve haklarında beraat hükmü verilen … …., ….., ile kız meselesi nedeniyle yaşadıkları münakaşanın kavgaya dönüştüğü, mobilya-cila üzerine çalışan maktulün iş yerinde tekrar bir araya gelerek alkol alan tarafların burada yeniden kavgaya tutuştukları, maktulün kendisine yönelik saldırıları savuşturmak maksatlı bıçağı sağa sola sallamakta iken temyiz dışı…’ı koltuk altından sanık …’ı ise parmağından yaraladığı, sanık iş yerinden tanıklar ile birlikte ayrılmış ise de kısa süre sonra maktulün kendisini yaralamış olmasının verdiği tahrik altında yeniden maktulün dükkanına döndüğü, tiner tenekesini maktulün elinden alarak yüzüne fırlatarak oradan ayrıldığı, maktulün ise baş ve göğüs bölgesi başta olmak üzere maruz kaldığı kimyasal madde dolayısıyla ”toluen intoksikasyonu” nedeniyle suç yerinde yaşamını yitirdiği anlaşılmıştır.
Suç vasfı yününden; Mahkemece otopsi raporu ve mütalaalara göre ölüme etki eden başkaca neden bulunmadığından sanığın eyleminin ”kastın aşılması suretiyle öldürme” suçunu oluşturduğu kanaatine varıldığı belirlenmiştir.
2. Sanığın üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği belirlenmiştir.
3. Olaya ilişkin görgüye dayalı bilgisi bulunan tanık beyanları dava dosyasında mevcuttur.
4. Kolluk güçlerince tanzim edilen 18.05.2004 tarihli olay yeri inceleme raporu, yakalama tutanağı ve olay yeri basit krokisi dava dosyasına eklenmiştir.
5. Sanığın eylemi nedeniyle meydana gelen ölüm neticesine ilişkin olarak;
a) Dr. … ve Dr. …..,’ün tarafından düzenlenmiş Ex duhul raporuna göre; ”… fizik muayenesi yapılırken boya/tiner veya vernik gibi benzeri bir madde ile uyumlu olabilecek koku mevcut olduğu”,
b) Adli Tıp Morg İhtisas Dairesisinin 23.10.2002 tarihli otopsi raporuna göre ”kişinin ölüm sebebi hakkında tüm adli tahkikat dosyası temin edilerek Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas kurulundan görüş alınmasının uygun olduğu”,
c) Adli Tıp 1. İhtisas Kurulunun 20.08.2004 tarih ve 2250 Karar sayılı raporuna göre ”otopside olayın gelişimi, olay yeri bulguları, otopsi bulguları ve kimyasal incelemeye göre alkol almış kişinin ölümünün toluen maddesi alımına bağlı solunum yetmezliğinden ileri geldiğinin kabulü gerektiği”,
d) Adli Tıp 1. İhtisas Kurulunun 25.07.2012 tarih ve 2960 karar sayılı raporuna göre: ”Kanında toksik düzeyde olan ancak öldürücü düzeyde olmayan alkol bulunan kişinin ölümünün toluen intoksikasyonu sonucu meydana gelmiş olduğu, kişinin baş, boyun ve göğüs bölgesine, ayrıca elbiselerine yoğun toluen maruziyetinin kişinin kendi isteğiyle mi yoksa başkaları tarafından mı uygulanıp uygulanmadığının adli tahkikatla aydınlatılması gerektiği, kısa sürede kişinin hastaneye götürülmesi durumunda kurtulma ihtimalinin bulunduğu”,
e) Adli Tıp Genel Kurulunun 11.12.2013 tarih ve 761 karar numaralı raporunda; Otopsisinde burunda ve sağ zigomada künt travma ile oluşan lezyonlar dışında kalan yüz, boyun ve göğüs üst bölgelerde tanımlanan lezyonların tamamının olay yeri inceleme raporunda da belirtildiği şekilde elbiselerine toluen dökülmesi ile baş bölgesi ile göğüs bölgesine yoğun toluene ”olay yeri inceleme raporunda da belirtildiği şekilde elbiselerine toluen dökülmesi ile baş bölgesi ile göğüs bölgesine yoğun toluene maruziyet ve bu maddenin ciltte oluşturduğu, kimyasal reaksiyon olarak değerlendirildiği, kanında toksit düzeyde olan ancak öldürücü düzeyde olmayan alkol bulunan kişinin ölümünün toluen intoksikasyonu sonucu meydana gelmiş olduğu,kişinin baş boyun ve göğüs bölgesine, ayrıca elbiselerine yoğun toluen maruziyetinin kişinin kendi isteğiyle mi yoksa başkaları tarafından mı uygulanıp uygulanmadığının adli tahkikatla aydınlatılması gerektiği, kısa sürede kişinin hastaneye götürülmesi durumunda kurtulma ihtimalinin bulunduğu” ,
Görüşlerini içerir otopsi raporu ve Adli Tıp Kurulu mütalaaları dava dosyasında mevcuttur.
6. Adli Tıp Şişli Şube Müdürlüğünün 21.05.2002 tarihli sanık … hakkında ”sanığın sağ el birinci parmakta bir cm.’lik kesi, sağ çene de sarı renkli yanık izinin olduğu”
Görüşünü içeren adli tıp raporu dava dosyasına eklenmiştir.
7. Adli Tıp Kimyasal Tahliller İhtisas Dairesinin 24/06/2002 Tarihli ”Kanda 132 mg/dl etanol bulunduğu ve toluenin miktarının kanda 2,43 mg/dl olduğu, idrarda ise 0,24 mg/dl olduğu, celt ve saçlarda HS/GC ile yapılan analizlerde her hangi bir uçucu kompomenti görülmediği”
Görüşünü içerir rapor dava dosyasında mevcuttur.
8. İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarınca düzenlenen 29.05.2002 tarihli uzmanlık raporu dava dosyasına eklenmişir.
9. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilmiştir.
III. GEREKÇE
Dosya kapsamından elde edilen maddi delillere, kabule ve gerekçeye göre somut olayda ölüme etki eden başkaca sebep bulunmaması karşısında; sanığın kastın aşılması suretiyle öldürme şeklinde gerçekleşen eyleminin 765 sayılı Kanun’un 48. maddesi delaleti ile 452 nci maddesinin birinci fıkrasında; 5237 sayılı Kanun’un 87 nci maddesinin dördüncü fıkrasının 2. cümlesinde düzenlendiği, Mahkemece bozma ilamı doğrultusunda lehe yasa karşılaştırması yapılırken kanunda belirtilen cezanın alt ve üst sınırları ile hükmolunan sonuç cezanın gözetilmesi gerekirken hak yoksunlukları kıstas alınarak eksik ve hatalı değerlendirme yapılması, sonuç cezayı değiştirmeyeceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
A. Tebliğname Yönünden
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanığa isnat edilen suç yönünden yasada öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre; 765 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 104 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 15 yıllık kesintili zamanaşımına tabi olup karar tarihine kadar bu sürenin geçtiğinden sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesinin yasaya aykırılık teşkil ettiğinden bahisle aynı Yasa’nın 322 nci maddesine göre kamu davasının düşürülmesi görüşünü içeren tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
765 sayılı Kanun’un 452 nci maddesinin birinci fıkrası ”katil kastiyle olmayan darp ve cerh veya müessir fiilden telefi nefis husule gelmiş olursa fail, 448 … maddede beyan olunan ahvalde sekiz, 449 uncu maddede yazılı ahvalde on ve 450 nci maddede muharrer ahvalde on beş seneden aşağı olmamak üzere muvakkat ağır hapse mahkum olur.” şeklinde düzenlenmiş olup sanığın eyleminin temas ettiği 448 … madde yönünden hapis cezasının alt sınırı 8 sene olarak düzenlenmiş ise de; cezanın üst sınırının belirtilmediği, aynı Kanun’un 13 üncü maddesine göre kanunda açıklanmayan hallerde muvakkat ağır hapis cezasının üst sınırının 24 sene olacağı, uzamış zamanaşımı süresinin 22 yıl 6 ay olduğu dikkate alındığında kanunda öngörülen sürenin 18.11.2024 tarihinde dolduğu, karar tarihi itibariyle davanın zamanaşımına uğramadığı anlaşılmakla tebliğnamede belirtilen zamanaşımı nedeniyle düşme görüşüne iştirak olunmamıştır.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
1. Öldürme Kastının Mevcut Olmadığına İlişkin
Kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma suçu yönünden tanık anlatımları, Olay ve Olgular başlığı altında (5) numaralı paragrafta bilgilerine ve içeriğine yer verilen adlî tıp ve otopsi raporu ile Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmının içeriği karşısında sanığın kasten öldürmeye teşebbüs eylemi sübuta ermekle, sanık hakkında kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma suçu suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün kurulmasında isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesinin İhlaline İlişkin
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, alınan beyanlar ve düzenlenen adli tıp raporları karşısında sanığın eyleminin sübuta erdiği, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, sanığa verilen ceza miktarı yönünden de Mahkemenin takdir ve uygulamasında isabetsizlik görülmediğinden hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.09.2021 tarihli ve 2016/253 Esas, 2021/373 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.03.2023 tarihinde karar verildi.