Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2022/12059 E. 2023/574 K. 22.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/12059
KARAR NO : 2023/574
KARAR TARİHİ : 22.02.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, nitelikli kasten yaralama
HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi, istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi, temyiz isteminin reddi kararları

Her ne kadar katılanlar vekili, … , … … ve … ‘nun suça iştirak ettiklerini ve haklarında yargılama yapılmadığını, ayrıca sanık … hakkında konut dokunulmazlığının ihlali, 6136 sayılı Kanun’a muhalefet, hakaret ve tehdit suçlarından hüküm kurulmadığını temyiz nedeni olarak belirtmiş ise de sadece sanık … hakkında katılanlar ….., ve …’a yönelik kasten yaralama suçundan kamu davası açıldığı, … , … … ve … hakkında açılan bir kamu davası bulunmadığı gibi sanık … hakkında da kasten yaralama suçu dışında anılan diğer suçlardan kamu davası açılmadığı anlaşılmakla, açılmış kamu davası ve temyize konu hüküm bulunmaması nedeniyle katılanlar vekilinin bu yöndeki temyiz isteminin inceleme dışı tutulmasına karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 05.09.2022 tarihli kararı ile 05.10.2022 tarihli ek kararına yönelik kanunî süresi içinde öne sürdüğü temyiz isteğinden, sanığın 23.01.2023 ve 09.02.2023 tarihli dilekçeleri ile vazgeçtiğini bildirdiği anlaşılmıştır.

İlk Derece Mahkemesince katılan …’e yönelik nitelikli kasten yaralama suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca, katılan …’a yönelik kasten yaralama suçundan verilen kararın ise Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 10.03.2009 tarihli ve 2009/2-43 Esas, 2009/56 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere suç vasfına yönelik aleyhe temyiz edildiğinden temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.02.2021 tarihli ve 2020/488 Esas, 2021/94 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
a) Katılan …’e yönelik kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba,

b) Katılan …’a yönelik kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 13 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba,
Karar verilmiştir.

2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 29.06.2021 tarihli ve 2021/1250 Esas, 2021/1923 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere ilişkin sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile;
a) Katılan …’e yönelik kasten yaralama suçundan kurulan hükmün;
“…Katılan …’ın, yaralanmasına ilişkin olarak tedavi evraklarının, tedavi gördüğü sağlık kuruluşundan temin edilecek film ve grafilerinin Gaziosmanpaşa Adli Tıp Şube Müdürlüğünden alınan raporun katılanla birlikte Adli Tıp Kurumu İhtisas Kuruluna gönderilerek katılandaki yaralanmanın; iyileşmesinin mümkün bulunup bulunmadığı, duyu ve organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olup olmadığı, vücutta kemik kırılmasına ve kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olup olmadığı yönünde rapor alınmadan Adli Tıp Şube Müdürlüğünün hükme elverişli olmayan yetersiz rapor ile yetinilerek hüküm kurulması suretiyle CMK’nin 230/1-c maddesine aykırı davranılması,

Kabule göre de;
Sanık hakkında katılana yönelik TCK’nin 86/1 ve 86/3-e maddeleri uyarınca belirlenen 3 yıl 9 ay hapis cezasından aynı Yasanın 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapıldıktan sonra hapis cezasının ”3 yıl 1 ay 15 gün hapis” yerine, ”2 yıl 13 ay 15 gün hapis” olarak belirlenmesi suretiyle eksik cezaya hükmolunması…”,

b) Katılan …’a yönelik kasten yaralama suçundan kurulan hükmün;
“…Katılan …’ın, yaralanmasına ilişkin olarak tedavi evraklarının, tedavi gördüğü sağlık kuruluşundan temin edilecek film ve grafilerinin Gaziosmanpaşa Adli Tıp Şube Müdürlüğünden alınan raporun katılanla birlikte Adli Tıp Kurumu İhtisas Kuruluna gönderilerek katılandaki yaralanmanın; iyileşmesinin mümkün bulunup bulunmadığı, , duyu ve organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olup olmadığı, vücutta kemik kırılmasına ve kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olup olmadığı yönünde rapor alınmadan Adli Tıp Şube Müdürlüğünün hükme elverişli olmayan yetersiz rapor ile yetinilerek hüküm kurulması suretiyle CMK’nin 230/1-c maddesine aykırı davranılması,
Kabule göre de;
Sanık hakkında TCK’nin 86/1 ve 86/3-e maddeleri uyarınca belirlenen 3 yıl 9 ay hapis cezasından aynı Yasanın 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapıldıktan sonra hapis cezasının ”3 yıl 1 ay 15 gün hapis” yerine, ”2 yıl 13 ay 15 gün hapis” olarak belirlenmesi suretiyle eksik cezaya hükmolunması…”
Şeklindeki nedenlerle 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi uyarınca bozulmasına karar verilmiştir.

3. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.06.2022 tarihli ve 2021/339 Esas, 2022/245 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
a) Katılan …’e yönelik nitelikli kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba,

b) Katılan …’a yönelik kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba,
Karar verilmiştir.

4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 05.09.2022 tarihli ve 2022/2202 Esas, 2022/2068 Karar sayılı kararı ile;
a) Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince katılan …’e yönelik nitelikli kasten yaralama suçundan kurulan hükme ilişkin sanık müdafiinin ve katılan vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca düzeltilerek, aynı Kanun’un 280 … maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine,

b) Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince katılan …’a yönelik kasten yaralama suçundan kurulan hükme ilişkin sanık müdafiinin ve katılan vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 … maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanlar vekilinin temyiz istemi;
1. Eksik inceleme ile hatalı karar verildiğine,
2. Suç vasfının tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs suçu olarak belirlenmesi gerektiğine,
3. Sanık hakkında az ceza tayin edildiğine,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanık ile katılanların aynı mahallede komşu oldukları, olay tarihinde sanık …, eşi ….., Toplu ve katılanlar … ile ….. ve ….. …..arasında çocukların kavga etmesi nedeniyle başlayan tartışmanın büyüdüğü ve kavgaya dönüştüğü, kavga sırasında sanığın 6136 sayılı Kanun kapsamında yasak niteliği haiz tabanca ile ateş ederek katılan …’i sol diz, sol uyluk, sağ uyluk kısımlarından yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olacak şekilde, katılan …’ı ise sağ ve sol uyluk kısımlarına isabet eden dört mermi çekirdeği ile basit tıbbi müdahale ile giderilemez şekilde yaraladığı anlaşılmıştır.

Suç vasfı yönünden; Sanık ile katılanlar arasında öldürmeyi gerektirir bir husumet bulunmaması, tanıklar ….. ile ….’nin anlatımları ve katılan …’ın yargılama aşamasındaki beyanı ile sanığın katılanlara yakın mesafeden ve hayati bölgeleri hedef alarak ateş etme imkanının bulunmasına rağmen hayati bölgelerini hedef almadan bacak bölgelerine ateş etmesi, katılanların yaralanmalarının niteliği hakkında düzenlenen Adli Tıp Kurumu Başkanlığı İstanbul 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporlarının içerikleri ve sanığın eylemine kendiliğinden son vererek olay yerinden uzaklaşması birlikte değerlendirildiğinde, sanığın öldürme kastı ile eylemlerini gerçekleştirdiğine dair delil bulunmadığından, sanığın katılanlara yönelik eylemlerini yaralama kastı ile gerçekleştirdiği kabul edilerek sanık hakkında katılan …’e yönelik nitelikli kasten yaralama, katılan …’a yönelik kasten yaralama suçlarından hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.

2. Sanık suçlamayı ikrar etmiştir.

3. Katılanlar aşamalarda benzer beyanlarda bulunmuşlardır.

4. Tanıkların beyanları tespit edilerek dava dosyasına eklenmiştir.

5. Sanığın eylemi neticesinde katılan …’te meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak düzenlenen Adli Tıp Kurumu Başkanlığı İstanbul 2. Adli Tıp İhtisas Kurulunun, 17.03.2022 tarihli;
“…yüzünde olayla illiyetli yaralanması olmadığı, vücudun diğer bölgelerinde; 1-sağ uyluk distal lateralde 1×1 cm.lik ciltten koyu, hafif kabarık nedbe (giriş), sağ uyluk proksimal medialde 2×1.5 cm.lik ciltten loyu, kabarık nedbe (çıkış) olduğu, 2-Sol kalçada lateral tarafta 2 adet 1×0.5 cm ve 1.5×0.5 cm.lik ciltten koyu, hafif kabarıkmermi sıyrık nedbesi, 3- sol kalça orta bölgede 1×1 cm.lik ciltten koyu, hafif kabarık nedbe (giriş), sol uyluk proksimal medialde 1.5×1 cm.lik ciltten koyu hafif kabarık nedbe (çıkış), 4-sol diz lateralde 2 adet giriş çıkış olduğunu sıyırıp geçtiğini belirttiği, 1×0.5 cm.lik ciltten koyu aynı seviyede nedbe olduğu, 5-sol posterior lateralde 1×1 cm.lik ciltten koyu, hafif kabarık nedbe (giriş), sol diz altı medialde 1.5×1 cm.lik ciltten koyu aynı seviyede nedbe (çıkış) olduğu…
19/06/2020 tarihinde kan replasmanı gerektiren derin yumuşak doku lezyonlarına neden olan ateşli silah yaralanmasının,
1.Kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum OLDUĞU,
2.Kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte OLMADIĞI…”
Görüşünü içerir raporu dava dosyasında mevcuttur.

6. Sanığın eylemi neticesinde katılan …’da meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak düzenlenen Adli Tıp Kurumu Başkanlığı İstanbul 2. Adli Tıp İhtisas Kurulunun, 17.03.2022 tarihli;
“… yüz sınırları içerisinde burun dorsumunda 2×1 cm.lik ciltten açık, ciltle aynı seviyede nedbe olduğu, yüzde sabit iz niteliğinde olduğu ara kararına varıldığı, Vücudun diğer bölgelerinde; 1-Sağ uyluk proksimal ön yüzde 1×1 cm.lik ciltten koyu, aynı seviyede nedbe (giriş), sağ uyluk medialde ortada 1.5×1 cm.lik ciltten koyu, aynı seviyede nedbe (çıkış) olduğu, 2-sağ uyluk distal lateralde 2 adet aralarında 5 cm olan 1×1 cm ve 1.5×1 cm.lik ciltten koyu, aynı seviyede nedbe (giriş-çıkış) olduğu, 3-sol uyluk distal lateralde 2 adet aralarında 5 cm olan 1×1 cm ve 2×1 cm.lik ciltten koyu ve aynı seviyede nedbe (giriş-çıkış) olduğu, 4-sol uyluk medialde ortada 1×1 cm.lik ciltten koyu renkte aynı seviyede nedbe (giriş), sol diz arkasında 1.5×1 cm.lik ciltten koyu, aynı seviyede nedbe (çıkış) olduğu, kişi 6 adet giriş-çıkış oldğunu ifade ettiği ancak fizik muayenede 4 adet giriş–çıkış nedbesi görüldüğü…
SONUÇ
19/06/2020 tarihinde derin yumuşak doku lezyonlarına neden olan ateşli silah yaralanmasının,
1.Kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum OLMADIĞI,
2.Kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte OLMADIĞI,
3.Vücudunda kemik kırığı tanımlanmadığı,
4.Kişiye ait olay tarihli tıbbi belgelerde yüz sınırları içerisinde cilt bütünlüğünü bozan travmatik lezyon tarif edilmediği ancak kişinin Kurulumuzca 07/01/2022 tarihinde yapılan muayenesinde burun sırtında yüzde sabit iz niteliğinde olduğu değerlendirilen nedbe tespit edildiği, kişi tarafından bu nedbenin dava konusu olayda yere düşerek burnunu kaldırıma vurması sonucu oluştuğunun beyan edildiği, tıbbi belgelerde burnunda herhangi bir yaralanma tarif edilmediğinden yüzde sabit iz niteliğinde olan bu nedbe ile dava konusu olay arasında tıbben illiyet bağı kurulamadığı ancak Mahkemenizce dava konusu olayla illiyet bağı bulunduğunun kabülü halinde yüzde sabit iz niteliğinde olduğu…”
Görüşünü içerir raporu dava dosyasında mevcuttur.

7. Olay yeri inceleme raporu, İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 07.07.2020 ve 24.07.2020 tarihli uzmanlık raporları dava dosyasında mevcuttur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmemiş ancak sanık hakkında katılan …’e yönelik kurulan hükümde yapılan hesap hatası tespit edilerek netice cezanın 5 yıl 15 ay hapis cezası olarak düzeltildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden
Sanık müdafiinin, hem asıl karar hem de ek karara ilişkin olarak kanunî süresi içinde öne sürdüğü temyiz isteğinden sonra sanığın 23.01.2023 ve 09.02.2023 tarihli dilekçeleri ile temyiz isteğinden vazgeçtiğini bildirdiği ve temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun’un 266 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkraları gereği temyiz isteğinden vazgeçme nedeniyle dava dosyasının, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yönünden incelenmeksizin iadesine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

B. Katılanlar Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
1. Eksik İnceleme Yönünden
Sanığın ikrarı, tanık anlatımları ve katılanların beyanı ile uyumlu adlî muayene raporları içerikleri karşısında Mahkemece, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği belirlendiğinden, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Suç Vasfı Yönünden
Mahkemece suç vasfının tayin ve tespitine ilişkin, denetime imkân verir şekilde değerlendirme yapıldığı ve taraflar arasında öldürmeyi gerektirir bir husumetin bulunmaması, sanığın katılanların hayati bölgelerini hedef almaksızın ateş etmesi, mani hal bulunmamasına rağmen eylemine kendiliğinden son vermesi ve katılanların yaralanmasının niteliği gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde, suç vasfının kasten yaralama olarak belirlenmesinde isabetsizlik görülmediğinden, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3. Eksik Ceza Tayini Yönünden
Sanık hakkında katılanlara yönelik kurulan hükümlerde temel cezaların yerinde, yeterli ve yasal gerekçeyle teşdiden belirlendiği, hükmedilen cezalardan sadece 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca indirim yapıldığı, “duruşmalarda mahkemeye saygılı davranması, hal ve tavırları” şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeyle takdirî indirim sebebi uygulanmasında da isabetsizlik görülmediğinden, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden
Sanığın temyiz isteğinden vazgeçmesi nedeniyle, 5271 sayılı Kanun’un 266 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkraları gereği sanık müdafiinin temyiz sebepleri yönünden dava dosyasının, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,

B. Katılanlar Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 05.09.2022 tarihli ve 2022/2202 Esas, 2022/2068 Karar sayılı kararı sayılı kararında katılanlar vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.02.2023 tarihinde karar verildi.