Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2022/13439 E. 2023/3334 K. 22.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/13439
KARAR NO : 2023/3334
KARAR TARİHİ : 22.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Kütahya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.06.2016 tarihli ve 2016/371 Esas, 2016/423 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihbar üzerine açıklanması suretiyle sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları uyarınca 4 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Cumhuriyet savcısının temyiz isteği, sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kalması nedeniyle kasten yaralama suçuna teşebbüsten cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.

2.Sanığın temyiz isteği, atılı suçu işlemediğinden bahisle beraat kararı verilmesi gerektiğine, vesaire ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanık ile müştekinin çocuklarının aynı sınıfta öğrenci oldukları, olay tarihinden bir gün önce çocuklarının okuldaki oturma düzenine ilişkin aralarında tartıştıkları, olay günü okulda karşılaşmaları üzerine yine tartışmaya başladıkları, bu tartışma sırasında şikayetçinin sanığa “sen beni boş zannetme, seni baltayla keserim” diyerek tehditte bulunduğu, sanığın ise okulun yanındaki inşaattan aldığı tahtayı diğer şikayetçiye fırlattığı ancak şikayetçiye isabet etmediği anlaşılmıştır.

2.Sanık aşamalarda üzerine atılı suçlamaları kabul etmemiştir.

3.Şikayetçi ve olaya ilişkin tanık beyanlarının dava dosyasında bulunduğu anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
1.Sanığın Temyiz Sebepleri Yönünden Yapılan İncelemede
Gerekçeli karar başlığında şikayetçi …’in açık kimlik bilgilerinin yazılmaması suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 232 … maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendine muhalefet edilmesi hukuka aykırı bulunmuş ise de mahallinde eklenmesi mümkün görülmüştür.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, mağdurun aşamalardaki beyanları ile uyumlu tanık beyanları karşısında eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

2.Gerekçe Yönünden Yapılan İncelemede
Sanık hakkında, Kütahya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.10.2013 tarihli 2013/67 Esas ve 2013/716 Karar sayılı kararı ile, 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği, hükmün kesinleşmesinden sonra kasıtlı yeni bir suç işlemesi nedeniyle mahkemesine yapılan ihbar üzerine, duruşma açılıp yeniden hüküm kurulmuş ise de; Yargıtay incelemesine tabi olacak ve kesinleşmesi halinde infaza verilecek hükmün, açıklanmasına karar verilecek yeni hüküm olduğu, mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde açık olması gerektiği ve Yargıtayın bu işlevini yerine getirebilmesi için, kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eyleminin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, takdiri indirim ve haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp

uygulanmayacağının, hangi gerekçeyle hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması ve bu şekilde cezanın şahsileştirilmesi gerekirken, açıklanan ilkelere uyulmadan, yazılı şekilde eksik ve yetersiz gerekçe ile karar verilmek suretiyle Anayasa’nın 141 … maddesinin üçüncü fıkrasına, ve 5271 sayılı Kanun’un 34 üncü, 230 uncu, 223 üncü maddelerine aykırı davranılması hukuka aykırı bulunmuştur.

3.Basit Yargılama Usulü Yönünden Yapılan İncelemede
Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı Kanun’un 251 … maddesinin birinci fıkrası “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükmüne, 7188 sayılı Kanun’un 31 üncü maddesinde yer alan geçici 5 … maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ile “1.1.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19.08.2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’da yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibarıyla Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira 5271 sayılı Kanun’un 251 … maddesinin üçüncü fıkrasında “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251 … maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğunun gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.

4.Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebebleri Yönünden Yapılan İncelemede
Şikayetçinin sanığın kendisine tahta parçalarını fırlattığı, ancak isabet almadığı yönündeki beyanı, bu beyanını destekler nitelikte ki tanık anlatımları karşısında sanığın eylemi sonucu şikayetçinin yaralandığına ilişkin dosyada delil de bulunmadığı anlaşıldığından sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı gözetilmeksizin tamamlanmış kasten yaralama suçundan mahkumiyetine karar verilmek suretiyle fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.
Kabule göre de;

24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin iptal edilen bölümlerinin değerlendirilmeksizin hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde (2), (3), (4) üncü bentlerinde açıklanan nedenlerle Kütahya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.06.2016 tarihli ve 2016/371 Esas, 2016/423 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısının ve sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, kararın denetime elverecek şekilde gerekçelendirilmesi, dosyanın basit yargılama usulü yönünden yeniden değerlendirilmesi, teşebbüs hükümlerinin uygulanması gerektiği nedenleriyle 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.05.2023 tarihinde karar verildi.