Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2022/13580 E. 2023/4251 K. 15.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/13580
KARAR NO : 2023/4251
KARAR TARİHİ : 15.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Gölköy Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.06.2016 tarihli ve 2016/23 Esas, 2016/265 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, aynı maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 … maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

2. Gölköy Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.06.2016 tarihli ve 2016/23 Esas, 2016/265 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 22.04.2021 tarihli ve 2021/1574 Esas, 2021/7510 Karar sayılı kararı ile özetle sanığın yargılama konusu eylemi yönünden, 5271 sayılı Kanun’un 251 … maddesi kapsamında basit yargılama usûlünün uygulanabilir hâle gelmesi, kabul ve uygulamaya göre; ek savunma hakkı tanınmadan 5237 sayılı Kanun’un 58 … maddesinin uygulanması, tekerrüre esas alınan ilamın esas ve karar numarası da belirtilerek denetime olanak verecek biçimde hükümde gösterilmemiş olması ve hak yoksunluklarına ilişkin kanun maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. Gölköy Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.12.2021 tarihli ve 2021/268 Esas, 2021/492 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 5271 sayılı Kanun’un 251 … maddesinin üçüncü fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 … maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca 4 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

4. Gölköy Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.12.2021 tarihli ve 2021/268 Esas, 2021/492 Karar sayılı kararına sanık tarafından itiraz edilmesi üzerine Mahkemece 21.03.2022 tarihli ve 2022/28 Esas, 2022/173 Karar sayılı kararıyla 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, aynı maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 … maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi; beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, olay günü babası ile tartıştığı ve üzerine yürüdüğü, mağdurun, kardeşi olan sanığa engel olmaya çalıştığı, bir yandan da polisi aradığı, mağdurun polisi aradığını gören sanığın sinirlenip eli ile mağduru iteklediği, mağdurla sanığın boğuşması sonucu mağdurun sağ el bileğinde bir ve sağ ayak bölgesinde iki yerden olmak üzere yaralandığı, Gölköy Devlet Hastanesince düzenlenen 01.08.2015 tarihli rapora göre yaralanmanın basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olduğu anlaşılmıştır.

2. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine ve içeriğine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek gereklerinin yerine getirildiği belirlenmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine yönelen temyiz sebebi yönünden;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin mağdurun ve babası …’ün soruşturma aşamasında alınan beyanları ve bu beyanları doğrular nitelikteki adli muayene raporu içeriğiyle saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebebi reddedilmiştir.

2. Ayrıntıların Hukuki Süreç başlığının (2) numaralı bendinde yer verilen Yargıtay bozma ilamı öncesi kurulan hükümde sanığın neticeten “5 ay” hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan kararın sanık tarafından temyiz edilmesi ve aleyhe temyiz bulunmaması karşısında ceza miktarının sanık lehine 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son cümlesi uyarınca kazanılmış hak teşkil ettiği gözetilmeksizin, bozma ilâmı sonrası yapılan yargılamada sanığın neticeten “6 ay” hapis cezası ile mahkûmiyetine karar verilmesi suretiyle kazanılmış hakkı ihlal edilerek fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.

3. Sanık hakkında tekerrüre esas alınan … 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.12.2014 tarihli ve 2014/916 Esas, 2014/1239 Karar sayılı ilamıyla sanığın 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde düzenlenen tehdit suçundan cezalandırılmasına karar verildiği ancak; 02.12.2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesine göre uzlaşma kapsamına alındığı, yine sanık hakkında aynı ilamda 5237 sayılı Kanun’un 105 … maddesinin birinci fıkrası ve 125 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca mahkumiyet hükümleri kurulduğu ve bu hükümlerinde uzlaşma kapsamında olduğu anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun’un 2 nci ve 7 nci maddeleri de gözetilerek, sanık hakkında tekerrüre esas alınan tehdit suçu ile aynı ilamda sanık hakkında mahkumiyet hükmü verilen cinsel taciz ve hakaret suçlarına ilişkin uzlaştırma işlemi yapılıp yapılmadığı mahkemesinden sorularak, sonucuna göre 5237 sayılı Kanun’un 58 … maddesinin altıncı ve yedinci fıkralarında düzenlenen mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesinde zorunluluk bulunduğunun gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan kazanılmış hakkın ihlal edilmesi ve tekerrüre esas alınan ilamda uzlaşma işlemi yapılıp yapılmadığının araştırılması nedenleriyle Gölköy Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.03.2022 tarihli ve 2022/28 Esas, 2022/173 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğu ile BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.06.2023 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Dairemizin sayın çoğunluğu ile aramızdaki uyuşmazlık sanık hakkında daha önce uygulandığı halde bozma sonrası kararda takdiri indirime ilişkin TCK’nın 62 maddesinin uygulanmamasından kaynaklanmaktadır.
Takdirî indirim nedenleri 12.05.2022 tarihli 7406 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önce yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 62 maddesinde;
“Fail yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin varlığı halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine, müebbet hapis; müebbet hapis cezası yerine, yirmibeş yıl hapis cezası verilir. Diğer cezaların altıda birine kadarı indirilir.
Takdiri indirim nedeni olarak, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri göz önünde bulundurulabilir.” şeklinde düzenlenmiştir.
İlgili düzenleme incelendiğinde;
a) Failin geçmişi; sanığın suç işleme eğilimi olup olmadığını,
b) Sosyal ilişkileri; failin düzenli bir sosyo-ekonomik statüsünün bulunup bulunmadığını,
c) Fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları; fiilden sonraki davranışları ile hakkındaki soruşturmayı sürüncemede ya da neticesiz bırakma çabası içinde olup olmadığını ve yargılama sürecinde suçun ortaya çıkmasına yardımcı olup olmadığını,
d) Cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri; yargılama neticesinde hükmolunacak sonuç ceza miktarının, cezanın caydırıcılığı yönünden fail üzerinde herhangi bir etkisinin bulunup bulunmayacağını, ifade eder.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 11.07.1976 tarihli 15643 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 07.06.1976 tarihli ve 1976/3-4 Esas, 1976/3 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda açıkça vurgulandığı üzere, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 59 uncu maddesini hüküm altına alan kanun koyucu, hâkime takdirî indirim hükmünün uygulanması konusunda takdir yetkisi tanıyarak uygulamada çıkabilecek olan ve önceden öngörülme olanağı bulunmayan çeşitli hâlleri kapsayacak bir kalıp bulmanın zorluğu karşısında hâkimin bu yetkisini kısıtlamaktan özenle kaçınmış ve bu tavrını 5237 sayılı Kanun’da da devam ettirmiştir. Burada sayılan “failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar”

uygulamada hâkimi sınırlayıcı değil yol gösterici nitelikteki gerekçelerdir. Bunun sonucu olarak da 5237 sayılı Kanun’un, takdirî indirim nedenleri yönünden sınırlayıcı sistemi değil, serbest değerlendirme sistemini benimsediği kabul edilmektedir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 31.01.2012 tarihli ve 2011/4-277 Esas, 2012-4 Karar sayılı kararı). O hâlde takdiri indirim nedeni uygulama/uygulamama yetkisi Mahkemenin takdirindedir. Ancak bu takdir yetkisi, sınırsız değildir. Bütün kararlarda olduğu gibi takdirî indirim nedeninin uygulanmasına veya uygulanmamasına ilişkin kararlar da gerekçeli olmalıdır. Bununla birlikte gösterilen gerekçelerin hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine ve ilgili kanun hükümlerine uygunluğunun Yargıtay denetimine tabi olacağında şüphe bulunmamaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141 … maddesinin üçüncü fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli yazılması zorunludur. Gerekçe, verilen hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun olarak izah edilmesidir. Yerinde ve yeterli olmayan, dava dosyası içeriğine uymayan bir gerekçeyle karar verilmesi, kararın, kanunî bir gerekçeye dayanmaması nedeniyle hem kanun koyucunun amacına uygun düşmeyecek, hem de tarafları tatmin etmeyerek keyfîliğe yol açacaktır. Kurulan hükümde takdirî indirim nedeninin uygulanmamasının, hukuk kurallarını zedeleyen, Kanun’un maksat ve amacına aykırı düşen, vicdanları rahatsız eden bir yanının olup olmadığı, diğer bir anlatımla takdirî indirim nedeninin uygulanmama sebebinin ‘makul’ ve ‘makbul’ olup olmadığı yürürlükteki mevzuat hükmüne göre irdelenmeli akabinde ise takdirî indirim nedeninin uygulanmama sebebinin, kanunî bir gerekçeye dayanıp dayanmadığı saptanmalıdır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Yargıtay 1. Ceza Dairesinin bozma kararı öncesinde Gölköy Asliye Ceza Mahkemesinin 01.06.2016 tarih ve 2016/23 Esas, 2016/265 Karar sayılı kararında sanığın kovuşturma aşamasındaki … tutum ve davranışları lehine takdiri indirim sebebi kabul edilerek verilen cezalardan TCK’nın 62 maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılmasına karar verildiği halde sanığın temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin bozma kararı ile hükmün sanık lehine bozulmasına karşın Gölköy Asliye Ceza Mahkemesinin 21.03.2022 tarihli ve 2022/28 Esas, 2022/173 Karar sayılı kararında sanığın suçlu geçmişi ve suç işleme eğilimi nazara alınarak TCK’nın 62 maddesine göre takdiri indirim uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.
Bozma öncesi verilen 01.06.2016 tarihli ilk kararda sanık hakkında sanığın adli sicil kaydının bulunması ve mükerrir olması ve bir daha suç işlemekten çekineceğine dair kanaat oluşmadığından TCK’nın 50, 51 ve CMK’nın 231 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği ve sanığın duruşmalardaki olumlu tutum ve davranışları nazara alınarak verilen cezadan TCK’nın 62/1 maddesi uyarınca takdiri indirim yapıldığı ve bu hususun aleyhe bozma nedeni yapılmadığı kararın basit yargılama hususunun değerlendirilmesi ve tekerrüre esas alınan ilam yönünden sanık lehine bozulmasına karar verildiği halde mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılamada bozma sonrası aşamalarda sanığın duruşma zabıtlarına yansıyan olumsuz tutum ve davranışlarının tespit edilmediği halde bozma öncesi aşamada değerlendirilen ve engel görülmeyen sebeplere dayanılarak yersiz ve yetersiz gerekçe ile sanık aleyhine olacak şekilde sanık hakkında verilen cezada takdiri indirim yapılmaması hukuka aykırı olduğundan sanık hakkındaki hükmün bu nedenle de bozulması karar verilmesi görüşüyle Dairemiz sayın çoğunluğunun bozma kararına bu yönden katılmıyorum.