YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/13590
KARAR NO : 2023/2328
KARAR TARİHİ : 26.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Katılan vekilinin hak ve yetkisi bulunmadığından, sanık müdafiinin ise hüküm türü gözetildiğinde yasal şartları oluşmadığından duruşmalı inceleme taleplerinin 1412 sayılı Kanun’un 318 inci maddesi uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Birecik Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.05.2015 tarihli ve 2013/269 Esas, 2015/415 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 8 yıl 5 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Birecik Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.05.2015 tarihli ve 2013/269 Esas, 2015/415 Karar sayılı kararının katılan vekili ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Birleşen) 3. Ceza Dairesinin, 02.05.2019 tarihli ve 2019/366 Esas, 2019/9233 Karar sayılı kararı ile onanmasına karar verildiği ancak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan itirazın kabulü ile onama kararının kaldırılmasına ve 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi gereğince temel cezaya hükmedilirken, aynı Kanun’un 3 üncü maddesindeki cezada orantılılık ilkesi de gözetilerek hakkaniyete uygun ve sonuca etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiği gözetilmeden, temel cezanın en üst sınırdan tayini ile fazla cezaya hükmedilmesi, 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesinde düzenlenen haksız tahrik indiriminin olaya uygun ve makul oranda belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Birecik 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.03.2022 tarihli ve 2020/629 Esas, 2022/282 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 9 ay 15 hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri
Haksız tahrik indiriminin çok olduğuna, temel cezanın üst sınırdan belirlenmesi gerektiğine, vesaire ilişkindir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Eksik inceleme ile karar verildiğine, yaralama eylemi ile yaralanma arasında illiyet bağı bulunmadığına, raporlar arasında çelişkiler bulunduğuna, sanığın gözünde işlev yitirilmesi olmadığına, adil yargılanma ve savunma hakkının ihlal edildiğine, meşru savunma hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiğine, beraatine karar verilmesi gerektiğine, vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılan ile sanığın akraba oldukları ve aralarında arazi anlaşmazlığı nedeniyle husumet bulunduğu, olay tarihinde sanığın tanık N.P.’nin ve kendi tarlasının sürüm işlerini yaptığı, inceleme dışı … ve tanık N.P.’nin sanığa yemek götürmek için tarlaya gittikleri, katılanın da bu sırada tarlada bulunduğu, bu esnada sanık ile katılan arasında tartışma başladığı, tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine sanığın katılanın kafasına eline geçridiği taş ile birkaç kez vurarak yaraladığı anlaşılmıştır.
2. Sanık soruşturma aşamasında, … traktörden inerek silahı bana doğrultmak sureti ile üzerime geldi. Bende kendisine amca oğlu olduğumuzu ve silahı kullanmaması gerekiğini söyledim.Ben kendisine herhangi bir hakaret ve tehditte bulunmadım. Bu esnada … … yanıma kadar yaklaşmıştı. Elindeki silahı kendisinden aldım ve kendisi ile birbirimizi darp etmeye başladık. Kendisi yere düştü. Ben elime geçirdiğim olay yerindeki taşla kafasına 2-3 kez vurdum. Bu esnada olayın yaşandığı yere yaklaşık 50 metre uzaklıkta bulunan … ve … bu olayı görerek benle … …’i ayırmaya geldi ve bizleri ayırdılar… şeklindeki ifadesinde üzerine atılı suçlamayı ikrar etmiştir. Katılanın beyanları ve tanık N.P.’nin beyanları dava dosyasında mevcuttur.
3. Katılan hakkında düzenlenen Birecik Devlet Hastanesinin 03.01.2013 tarihli adlî muayene raporunda, sağ parietal bölgede 1 cm uzunluğunda kesi olup sütüre edildiği, sol göz kenarında 1 cm uzunluğunda kesi olup sütüre edildiği, sol kaş kenarında 1 cm uzunluğunda kesi olup sütüre edildiği, sol parietal bölgede 3 cm kesi olup sütüre edildiği belirtilmiştir.
4. Katılan hakkında düzenlenen İstanbul Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulunun 14.11.2014 tarihli adlî muayene raporunda, dosyada mevcut 3 adet CD’nin Kurulumuzda yapılan radyolojik incelenmesinde; 03.01.2013 tarihli BBT’lerde sol orbita lateral duvarında kırık, komşuluğunda serbest hava imajı saptandığı, ilk ayrıntılı göz muayenesinin olaydan yaklaşık 11 ay sonra yapıldığı ancak olay tarihli tomografilerde sol orbita lateral duvarında kırık ve komşuluğunda serbest hava imajı saptandığı cihetle; 03.01.2013 – 22.11.2013 tarihleri arasında şahsın benzer nitelikte bir travmaya maruz kalmadığının mahkemesince kabulü halinde; sol orbita lateral duvarında kırığa sol makülada koroid rüptürü, hemoraji ie parietal bölgelerde yumuşak doku lezyonlarına neden olan yaralanmasının, şahısta saptanan kırığın, hayat fonksiyonlarını Orta (2) derecede etkileyecek nitelikte olduğu, sol gözdeki el hareketleri seviyesindeki görmenin, organlardan birinin işlevinin yitirilmesi niteliğinde olduğu bildirilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemleri
1. Eksik İncelemeye, İlliyet bağı bulunmadığına, Raporlar arasında çelişki bulunduğuna, Yaralanmanın niteliğine, Meşru savunmaya Yönelen Temyiz İstemleri Yönünden
Sanığın soruşturma aşamasındaki savunmasına, katılan ve tanık beyanları ile uyumlu adlî muayene raporları içeriklerine, Birecik Devlet Hastanesinin raporunda sol göz kenarında kesi, Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulu raporunda 03.01.2013 tarihli BBT’lerde sol orbita lateral duvarında kırık tespit edildiğinin bildirilmesine göre, sanığın eylemi ile yaralanma arasında illiyet bağı bulunduğu, alınan
raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu ve meşru savunma koşulları oluşmadığı anlaşıldığından, hükümde bu yönleriyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Sanığın Savunma Hakkının Kısıtlanmasına Yönelen Temyiz İstemi Yönünden
Sanığın üzerine atılı 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi ve 87 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde düzenlenen suç için öngörülen hapis cezasının alt sınırının 5 yıldan fazla olduğu nazara alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca bozma sonrası sanığın savunmasının müdafii huzurunda alınması gerektiği gözetilmeden karar verilmesi suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması, hukuka aykırı bulunmuştur.
B. Katılan Vekilinin Temyiz İstemleri
Haksız Tahrikin Derecesine, Ceza Miktarına Yönelen Temyiz İstemleri Yönünden
Sanık hakkında, meydana gelen zararın ağırlığı ve sanığın kastının yoğunluğu dikkate alınarak 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilen cezanın aynı Kanun’un 3 üncü maddesinde belirtilen cezada orantılılık ilkesine ve hakkaniyete uygun olduğu, katılandan sanığa yönelen ve haksız tahrik oluşturan eylemlerin niteliği ve ulaştığı boyut dikkate alındığında belirlenen indirim oranının isabetli olduğu anlaşıldığından, hükümde bu yönlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C. Vesair Yönünden
1. Sanık hakkında hükmolunan sonuç cezanın “3 yıl 9 ay” hapis cezası yerine “3 yıl 9 ay 15” olarak belirlenmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekilinin ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde yer alan (A-2) ve (C-1) paragraflarında açıklanan savunma hakkının kısıtlanması ve cezada hesap hatası nedeniyle Birecik 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.03.2022 tarihli ve 2020/629 Esas, 2022/282 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.04.2023 tarihinde karar verildi.