YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/13958
KARAR NO : 2022/10340
KARAR TARİHİ : 23.12.2022
(KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİ)
Kasten öldürme suçundan İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/02/2007 tarihli ve 2003/429 Esas, 2007/27 sayılı kararı ile 15 yıl hapis cezasına hükümlü …’in bu cezasının infazı sırasında, İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 03/04/2008 tarihli ve 2003/429 Esas, 2007/27 sayılı ek kararı ile 4616 sayılı 23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıvermeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun uygulanmak suretiyle 22/12/2000 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere şartla tahliye edilmesini müteakip, adı geçen hükümlünün bihakkın tahliye tarihi olan 22/12/2015 tarihinden önce 23/09/2008 tarihinde işlediği 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’a muhalefet suçundan İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/07/2017 tarihli ve 2017/91 Esas, 2017/313 sayılı kararı ile 10 ay hapis cezası ile cezalandırıldığının ihbar edilmesi üzerine, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 5275 sayılı Kanun’un 107/12 ve 13. maddeleri gereğince karar verilmesine yönelik talebinin, ihbara konu suçun 5275 sayılı Kanun’un 107/6. maddesine göre belirlenen denetim süresi içerisinde işlenmediğinden bahisle reddine ilişkin İstanbul İnfaz Hâkimliğinin 13/04/2022 tarihli ve 2022/6967 Esas, 2022/8341 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine dair mercii İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 01/07/2022 tarihli ve 2022/745 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18/09/2007 tarihli ve 2007/1-214-181 sayılı kararında belirtildiği üzere infaza ilişkin lehe oluşan hataların kazanılmış hakka konu olmayacağı gözetilerek yapılan incelemede,
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 10/12/2018 tarihli, 2018/2219 Esas, 2018/5254 Karar sayılı ilâmında ” Hükümlünün infaza konu cezasından dolayı koşullu salıverilme hakkından yararlanabilmesi bakımından infaz kurumunda geçirilmesi gereken sürenin belirlenmesinde 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun hükümleri uyarınca yapılan uygulamanın 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun hükümlerine göre yapılacak uygulamaya göre lehe olduğundan, somut olayda 5275 sayılı Kanun hükümlerine göre değil 765 sayılı TCK’nin 17. maddesi hükümlerine göre koşullu salıverilme kararının geri alınmasına karar verilmesi gerektiği, koşullu salıverilme ile ilgili uygulama bakımından 647 sayılı Kanun hükümleri ile 5275 sayılı Kanun hükümlerinin sadece lehe olan bölümlerinin alınıp karma uygulama yapılmasının mümkün olmadığı, hükümlerin bir bütün olarak uygulanmasının zorunlu olduğu,…” şeklinde açıklamaya yer verildiği,
Hükümlü hakkında İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/02/2007 tarihli ve 2003/429 Esas, 2007/27 sayılı kararı ile 15 yıl hapis cezasına hükmedildiği,
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 647 sayılı Cezalarının İnfazı Hakkında Kanun’un 19 ve ek 2. madde hükümleri dikkate alınarak 1/2 oranında ve ayda 6 gün indirim yapılmak suretiyle düzenlenen 27/03/2008 tarihli ve 2008/1-156 sayılı müddetnamede bihakkın tahliye tarihinin 22/12/2015, koşullu salıverilme tarihinin ise 22/12/2005 olarak tespit edilmesi sonrasında, İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 03/04/2008 tarihli ve 2003/429 Esas, 2007/27 sayılı ek kararı ile 4616 sayılı Kanun’a göre indirim uygulanmak suretiyle 22/12/2000 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere koşullu salıverildiği,
Hükümlünün koşullu salıverildiği tarih ile bihakkın tahliye tarihi arasında (denetim süresi içerisinde) 23/09/2008 tarihinde işlediği 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan dolayı İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/07/2017 tarihli ve 2017/91 Esas, 2017/313 sayılı kararı ile 10 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı ve bu kararın 05/10/2018 tarihinde kesinleştiği,
Koşullu salıverilme ile ilgili mevzuat incelendiğinde;
Mülga 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un “Şartla Salıverilme” başlıklı 19. maddesinin 1. fıkrasında “(Değişik fıkra: /11/03/1986 – 3267/1 md.) ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasına hükümlüler 25 yıllarını; müebbet ağır hapis cezasına hükümlüler 20 yıllarını; diğer şahsi hürriyeti bağlayıcı cezalara mahkum edilmiş olanlar hükümlülük süresinin ½’ni; çekmiş olup da tüzüğe göre iyi halli hükümlü niteliğinde bulundukları takdirde, talepleri olmasa dahi şahsi şartla salıverilirler.”,
Aynı Kanun’un Ek 2. maddesinde “Hükümlülerin yarı açık veya açık cezaevlerine seçilmelerine karar verme işlemi, Adalet Bakanlığınca her yılın Ocak ayı içerisinde tespit edilerek Cumhuriyet Savcılıklarına bildirilen şartla salıverilme tarihine göre yapılır. Bakanlıkça bildirilen bu tarih aşılmamak ve kapalı kurumlarda çalışanlara öncelik tanınmak kaydıyla; 9, 10 ve 11 inci maddeler gereğince tabi tutulacakları müşahadeleri sonucu yarı açık veya açık müesseselere naklolunan hükümlülerin; anılan müesseselerde kaldıkları her ay için 6 gün, 19 uncu maddenin 1, 2 ve 3 üncü fıkralarına göre tespit edilecek şartla salıverilme tarihlerinden indirilmek suretiyle şartla salıverilme işlemi yapılır.”,
765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 17. maddesinin 1. fıkrasında “(Değişik fıkra: 07/12/1988 – 3506/1 md.) şartla salıverilmiş olan hükümlü, geri kalan süre içinde işlediği kasıtlı bir cürümden dolayı şahsi hürriyeti bağlayıcı bir cezaya mahkum olur veya mecbur olduğu şartları yerine getirmez ise, şartla salıverilme kararı geri alınır. Bu takdirde suçun işlendiği tarihten sonraki kısım hükümlünün ceza süresine mahsup edilmeyerek aynen çektirilir ve şartla salıverilmeye esas teşkil eden hükmün infazı ile ilgili olarak bir daha şartla salıverilmeden yararlanamaz.” şeklinde,
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Koşullu Salıverme” başlıklı 107. maddesinin 2. fıkrasında “Ağırlaştırılmış müebbet hapis Esas No: 2022/13958
cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar yirmidört yılını, diğer süreli hapis cezalarına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının yarısını infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler. (Ek cümleler:14/4/2020-7242/48 md.) Ancak, Türk Ceza Kanunu’nun; a) Kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82 ve 83) süreli hapis cezasına mahkûm olanlar,… cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler…”, 6. fıkrasında “(6) Koşullu salıverilen hükümlünün tâbi tutulacağı denetim süresi, yukarıdaki fıkralara göre infaz kurumunda geçirilmesi gereken süre kadardır. Ancak süreli hapislerde hakederek tahliye tarihini geçemez.” şeklinde,
Anılan Kanun’un aynı maddesinin 12 ve 13. fıkralarında ise “(12) Koşullu salıverilen hükümlünün, denetim süresinde hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, infaz hâkiminin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi hâlinde koşullu salıverilme kararı geri alınır.(13) Koşullu salıverilme kararının geri alınması hâlinde hükümlünün; a) Sonraki suçu işlediği tarihten itibaren başlamak ve hak ederek tahliye tarihini geçmemek koşuluyla sonraki işlediği her bir suç için verilen hapis cezasının iki katı sürenin, b)(Değişik:25/5/2005-5351/8md.) Yükümlülüklerine aykırı davranması hâlinde, bu yükümlülüklere uymama tarihi ile hak ederek salıverilme tarihi arasındaki süreyi geçmemek koşuluyla ihlalin niteliğine göre takdir edilecek bir sürenin, Ceza infaz kurumunda aynen çektirilmesine karar verilir…” şeklinde düzenlemelere yer verildiği,
Bu haliyle, hükümlünün infaza konu cezasından dolayı koşullu salıverilme hakkından yararlanabilmesi bakımından infaz kurumunda geçirilmesi gereken sürenin belirlenmesinde 647 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılan uygulamanın 5275 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılacak uygulamaya göre lehe olduğu, koşullu salıverilme ile ilgili uygulama bakımından 647 sayılı Kanun hükümleri ile 5275 sayılı Kanun hükümlerinin sadece lehe olan bölümlerinin alınıp karma uygulama yapılmasının mümkün olmadığı, hükümlerin bir bütün olarak uygulanmasının zorunlu olduğu gözetildiğinde, bihakkın tahliye tarihine kadar infaz süreci devam eden hükümlünün bihakkın tahliye tarihinden önce kasıtlı bir suçtan hapis cezasıyla mahkûmiyetine karar verildiğinin anlaşılması karşısında, denetim süresi içerisinde suç işleyen hükümlünün, aynen infazı gereken süre açısından 5275 sayılı Kanun’un 107. maddesinin 12 ve 13. fıkralarında yer alan düzenlemeler kapsamında lehe değelendirme yapılarak bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 24/10/2022 gün ve 94660652-105-34-21609-2022-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesi ile Dairemize ihbar ve dava evrakı gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü;
TÜRK MİLLETİ ADINA
Kanun yararına bozma talebine dayanılarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına göre açıklanan sebeple yerinde görüldüğünden, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 01/07/2022 tarihli ve 2022/745 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZULMASINA, diğer işlemlerin yapılabilmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23/12/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.