YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14471
KARAR NO : 2023/4935
KARAR TARİHİ : 11.07.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Çocuk Mahkemesinin 08.04.2021 tarihli, 2019/217 Esas ve 2021/114 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, aynı maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 31 … maddesinin üçüncü
fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 ay 26 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 13.01.2022 tarihli ve 2021/1228 Esas, 2022/69 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5237 sayılı Kanun’un 73 üncü maddesinin dördüncü fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca kamu davasının düşürülmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz sebepleri; suça sürüklenen çocuğun beraat etmesi gerektiğine, suçun sübutuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.26.05.2019 tarihinde mağdur …’ın suça sürüklenen çocuk …’i arayarak arkadaşı … ‘nın … tarafından taciz edilmesi iddiasını konuşmak istediği, Alihan’ın araba ile yanında 3 kişi olduğu halde …’in bulunduğu yere geldiği, arabaya … ve arkadaşı …’ı alarak Yaylada tarafına gittikleri, burada arabadan inerek tartışmaya başladıkları, tartışmanın kavgaya dönüştüğü, … …’ın …’e eliyle ve ayağı ile vurduğu, bu nedenle …’in basit tıbbî müdahale ile giderilir şekilde yaralandığı, …’in de … …’a eliyle vurması dolayısıyla … …’ın el parmağının kırıldığı, suça sürüklenen çocuk …’in olay yerinden kaçması ile kavganın sona erdiği kabul edilmiştir. Suça sürüklenen çocuğun mağdurun parmağının kırılmasına sebebiyet verecek şekilde eliyle vurmasından ibaret eyleminin kasten yaralama suçunu oluşturduğu anlaşılmakla çocuğun cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. … Adlî Tıp Kurumu Şube Müdürlüğünün 07.04.2021 tarihli raporuna göre; olay nedeniyle hastanın maruz kaldığı travma sonrasında meydana gelen; el tarak kemiğinde kırık durumunun kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olmadığı, kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı, kişide meydana gelen kemik kırıklarının, hayat fonksiyonlarını orta (2) derecede etkileyeceği, yüz sınırları içerisinde cilt-cilt altı bütünlüğünü bozacak derecede travmatik lezyon tarif edilmediğinden yüzde sabit iz tayinine mahal olmadığı, dava konusu olaya bağlı duyularından veya organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflaması veya yitirilmesi niteliğinde herhangi bir anatomik veya fonksiyonel bozukluk tarif edilmediği ve kişide meydana gelen el tarak kemiğindeki kırığın; bir kişiye tokat atmak suretiyle meydana gelmesinin tıbben mümkün olmadığı, kişinin eline direk darbe alması (eline direk vurulması ya da eli ile duvara yumruk atılması vb) gibi fiiller sonrasında meydana gelmesinin tıbben mümkün olabileceği adlî kanaati bildirilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Tanık Serkan’ın anlatımlarına göre suça sürüklenen çocuk ile mağdurun birbirlerine vurduğunu beyan ettiği, suça sürüklenen çocuk için aldırılan doktor raporunda suça sürüklenen çocuğun da burnundan,
gözünden yaralandığının tespit edildiği, suça sürüklenen çocuk ve mağdur hakkında alınan adlî rapor içerikleri birlikte değerlendirildiğinde mağdurun elinde oluşan kırığın, halk arasında boksör kırığı olarak tabir edilen kırık olduğunun, mağdurun suça sürüklenen çocuğu darp etmesi neticesinde oluştuğunun anlaşıldığı, mağdurun şikayetinden vazgeçtiği, suça sürüklenen çocuğun da şikayetten vazgeçmeyi kabul ettiği, suça sürüklenen çocuğun eyleminin basit yaralama kapsamında kaldığı anlaşılmakla, suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün kaldırılarak şikayet yokluğu nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiği anlaşılmakla bu yönde hüküm kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1. Mağdurun kız meselesi nedeniyle arasında anlaşmazlık bulunan suça sürüklenen çocukla olay günü buluştuğu, mağdur ve yanındaki arkadaşlarının suça sürüklenen çocukla kavga etmeye başladığı, mağdurun suça sürüklenen çocuğu basit tıbbî müdahale ile giderilebilir şekilde yaraladığı, mağdurun da suça sürüklenen çocuğun eylemi neticesinde sol el üçüncü parmağında kırık oluşacak şekilde yaralandığı anlaşılan olayda, mağdurun yaralanması ile ilgili olarak alınan rapor içeriği de göz önüne alındığında suça sürüklenen çocuğun mağdura karşı eylemi sebebiyle İlk Derece Mahkemesi tarafından nitelikli yaralama suçundan cezalandırılması isabetli iken, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde düşme kararı verilmesi hukuka aykırı ise de karşı temyiz olmadığından bu husus bozma sebebi yapılmamıştır.
2. Katılan …’a karşı kasten yaralama eyleminin suça sürüklenen çocuk … tarafından gerçekleştirildiği anlaşıldığından, suça sürüklenen çocuk müdafiinin sübuta yönelen temyiz sebebi yerinde görülmeyip temyiz isteminin esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 13.01.2022 tarihli ve 2021/1228 Esas, 2022/69 Karar sayılı kararında suça sürüklenen çocuk müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda “eleştiri nedeni saklı kalmak kaydıyla” herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … Çocuk Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.07.2023 tarihinde karar verildi.
(Karşı Oy) (Karşı Oy)
KARŞI OY
Sanık … hakkında … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi tarafından şikayet yokluğu nedeniyle verilen düşme kararının lehe temyizi üzerine düşme kararı verilmesi gerektiği yönündeki eleştiri ile birlikte istinaf isteminin esastan reddine dair Dairemizin çoğunluk görüşüne Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının kazanılmış hak saklı tutulmak suretiyle bozulması gerektiği kanaati ile katılmıyoruz.
Sanık … ve katılan … kız meselesi yüzünden tartışmış ve her iki tarafın arkadaşı tanık Serkan beyanına göre taraflar karşılıklı birbirlerini darp etmişlerdir.
Dosyada bulunan ait adlî tıp uzmanınca düzenlenen rapordan katılan …’ın sağ elinde 5. metakarp fraktürü olup hayat fonksiyonlarını orta derecede etkilediği bu kırığın bir kişiye tokat atmak suretiyle meydana gelmesinin tıbben mümkün olmadığı kişinin eline direkt darbe alması gibi fiiller sonrasında meydana gelmesinin tıbben mümkün olabileceği bildirilmiştir.
Tüm dosya kapsamına göre sanığın katılanla kavga ederken vurmak suretiyle katılanın elinde kemik kırığı oluştuğu sabit görülmekle yerel mahkemece verilen mahkûmiyet kararının lehe istinafı üzerine dosya üzerinden inceleme yapılarak katılanın elinde kemik kırığı oluşturduğundan sanığın eylemi şikayete tabi olmadığı ve yerel mahkemece verilen mahkûmiyet kararı doğru olduğu halde şikayet yokluğundan düşme kararı verilmiştir, İstinaf Dairesi tarafından verilen düşme kararı sanık tarafından lehe temyiz olununca sanık lehine kazanılmış hak teşkil etmiştir.
İstinaf Daire kararındaki açık hukuka aykırılık nedeniyle daire kararının kazanılmış hak saklı kalarak bozulması gerekirken Bam kararının hukuka aykırı olduğunun eleştiri konusu yapılarak onaylanması yönündeki Dairemizin çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. Saygılarımızla.