YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14509
KARAR NO : 2023/618
KARAR TARİHİ : 23.02.2023
SUÇ : Eşi kasten öldürmek
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Katılan vekilinin ve sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.03.2021 Tarihli ve 2020/283 Esas, 2021/106 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 54 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 22 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, müsadereye ve mahsuba karar verilmiştir.
2. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 07.10.2021 tarih ve 2021/909 Esas, 2021/1263 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin, sanık ve müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.)
3. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 07.10.2021 tarih ve 2021/909 Esas, 2021/1263 Karar sayılının kararının katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz talepleri üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 30.03.2022 Tarihli ve 2022/85 Esas, 2022/2458 Karar sayılı kararıyla;
“5237 sayılı TCK’nin 62. maddesinde takdiri indirim nedeni olarak, “failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi” hususların göz önünde bulundurularak takdiri indirim nedenlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin bildirildiği, mahkemece bu hususlar tartışılmadan, sanığın duruşma tutanaklarına yansıyan olumsuz tutum ve davranışı olmamasına karşın “sanığın yargılama sırasındaki tutum ve davranışları dikkate alınarak” şeklindeki yetersiz gerekçeyle TCK’nin 62. maddesinin uygulanmamasına karar verilmesi,” gereçekçesiyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4. … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/09/2022 Tarihli ve 2022/177 Esas, 2022/313 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 54 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası
uyarınca 18 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, müsadereye ve mahsuba karar verilerek dava dosyası, 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca doğrudan temyiz merciine gönderilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri
1. Tasarlamaya,
2. Haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine,
3. Takdiri indirim hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine,
İlişkindir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Meşru savunmaya ve meşru savunmada sınırın aşılmasına, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık ile maktulün resmi nikahlı eş oldukları, daha önceden zaman zaman ailevi nedenlerle tartışmalar yaşadıkları, olay günü maktul ile sanığın tartışması neticesinde sanığın evde bulunan bıçağı alarak maktulün göğüsünün yan tarafına sapladığı, eylem sonucunda maktulün öldüğü, eylemin bu şekilde gerçekleştiği kabul edilmiştir.
Meşru savunmaya ve meşru savunmada sınırın aşılmasına yönelik: Her ne kadar sanık olay tarihinde eşi ile kavga ederken eşinin üzerine gelmesi sebebiyle bıçağı göğüs hizasında tuttuğu ve maktulün üzerine gelmesi sebebiyle bıçağın maktule saplandığı şeklinde savunma yapmışsa da otopsi tutanağı ve diğer belgelerden maktulün göğüsünün yan tarafından yaralandığı, sanığın belirttiği şekilde bıçağı göğüs hizasında tutması halinde ölüm meydana getirecek şekilde yan taraftan yaralanmanın mümkün olmadığı anlaşılmakla sanığın bu yöndeki savunmalarına itibar edilmemiş, taraflar arasında yaşanan tartışma neticesinde sanığın kasten bıçağı maktulün yan tarafına sallamak suretiyle maktulün ölümüne sebebiyet verdiği olayda meşru savunmaya veya meşru savunmada sınırın aşılmasının şartlarının oluşmadığı kabul edilmiştir.
2. Sanık üzerine atılı suçlamayı tevil yollu ikrar etmiştir.
3. … Adli Tıp Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 20.07.2020 tarihli otopsi raporunda;
“Sol klavikulanın 2 cm. altında ön aksiller hatta transvers seyirli 3 cm.’lik sütüre yara olduğu, sütürler açıldığında 2,5×1 cm.’lik, sola doğru 0,5 cm.’lik kuyrukla biten bir ucu dar bir ucu geniş açılı kesici-delici alet yarası olduğu, sol meme başı hizasında ön aksiller hatta 2 cm.’lik sütüre tüp torakostomi yarası, her iki dirsek ön yüzde, her iki el sırtında, her iki ayak sırtında ekimozlu ve her iki femoralde ekimozsuz enjeksiyon izleri olduğu görüldü.
Kişinin ölümünün kesici delici alet yaralanmasına bağlı iç organ yaralanmasından gelişen iç ve dış kanama sonucu meydana gelmiş olduğu” şeklinde görüş bildirildiği anlaşılmıştır.
4. Sanık hakkında düzenlenmiş … Eğitim ve Araştırma hastanesinin 19.05.2020 tarihli adli muayene raporunda darp ve cebir izine rastlanmadığı belirlemiştir.
5. Olay yerinde yapılan incelemeye istinaden düzenlenen olay yeri inceleme raporu, tanıklar….,….,….,…..,…..,’nün beyanları dosya içerisinde mevcuttur.
IV. GEREKÇE
A. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri
1. Tasarlama
a) Kasten öldürme suçu 5237 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.” şeklinde düzenlenmiş,
“Nitelikli hâller” başlıklı 82 nci maddesinde;
“(1) Kasten öldürme suçunun;
a) Tasarlayarak,
…
İşlenmesi hâlinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.”
Şeklindeki düzenleme ile tasarlayarak öldürme, kasten öldürme suçunun nitelikli hâlleri arasında sayılmıştır.
b) Gerek madde metninde, gerekse gerekçesinde tasarlama kavramının tanımına yer verilmemiş, bu konunun açıklığa kavuşturulması, öğreti ve yargısal kararlara bırakılmıştır. Öğretide tasarlamayı açıklama bakımından “soğukkanlılık” ve “planlama teorisi” olarak iki görüş ileri sürülmüştür. Soğukkanlılık teorisine göre, tasarlayarak öldüren şahısta bir soğukkanlılık gözlenmektedir. Bu kişinin başkasını öldürürken hiç heyecan duymamış olması, ondaki ruhsal kötülüğü göstermektedir. Ayrıca fail, öldürme kararını önceden almış olmasına, araya zaman girmiş olmasına karşın, soğukkanlılığını korumuş ve bu karardan vazgeçmemiştir. Planlama teorisine göre ise tasarlama ile işlenen öldürme suçlarında, suç, önceden kararlaştırılmış, hazırlanmış ve planlanmıştır. Bu hazırlık, pusu kurmak, mağduru ya da maktulü bulmak, hile ile öldüreceği yere getirmek şeklinde olabilecektir. Burada fail, önceden aldığı suç işleme kararını gerçekleştirmek için suçta kullanacağı araçları seçip, temin etmekte ve bu suçu nasıl işleyeceği konusunda plan yapmaktadır.
c) 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (765 sayılı Kanun) yürürlükte olduğu dönemde, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 09.07.2002 tarihli ve 2002/138 Esas, 2002/301 Karar sayılı kararı ile 03.12.2002 tarihli ve 2002/247 Esas, 2002/414 sayılı kararlarında; “Failin bir kimseye karşı bir suçu işlemeye sebatla ve koşulsuz olarak karar vermesi, suçu işlemeden önce soğukkanlı bir şekilde düşündükten sonra ulaştığı ruhsal sükûnete rağmen kararından vazgeçmeyip ısrarla ve bu akış içerisinde fiilini icraya başlaması hâlinde tasarlamadan söz edilebilir. Tasarlama hâlinde fail, anında karar verip fiili işlememekte, suç işleme kararı ile fiilin icrası arasında bir süre geçmektedir. Fail bu süre içinde suçu işleyip işlememe konusunda düşünmekte, ancak tasarladığı suçu işlemekten vazgeçmemektedir. Failin suçu işlemekten vazgeçmesi fakat bir başka nedenle ve ani bir kararla fiili işlemesinde tasarlamadan söz edilemez. Suç işleme kararının ne zaman alındığı ve eylemin ne zaman işlendiği mevcut kanıtlarla saptanmalı, suç
kararıyla eylem arasında geçen zaman dilimi içerisinde ruhi sükûnete ulaşılıp ulaşılamayacağı araştırılmalıdır.” sonucuna ulaşılmıştır.
d) Yerleşik yargısal kararlarda kabul edildiği ve tereddütsüz bir şekilde uygulandığı üzere, tasarlamadan söz edilebilmesi için failin, bir kimsenin vücut bütünlüğü veya yaşam hakkına karşı eylemde bulunmaya sebatla ve koşulsuz olarak karar vermiş olması, düşünüp planladığı suçu işlemeden önce makul bir süre geçmesine ve ulaştığı ruhi sükûnete rağmen bu kararından vazgeçmeyip sebat ve ısrarla fiilini icraya başlaması ve gerçekleştirmeyi planladığı fiili, belirlenmiş kurgu dâhilinde icra etmesi gerekmektedir. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 16.04.2013 tarihli ve 2013/3 Esas, 2013/144 Karar sayılı kararı, 26.06.2012 tarihli ve 2012/67 Esas, 2012/258 Karar sayılı kararı, 12.06.2012 tarihli ve 2012/560 Esas, 2012/227 Karar sayılı kararı, 25.01.2011 tarihli ve 2011/122 Esas, 2011/7 Karar sayılı kararı, 16.02.2010 tarihli ve 2010/251 Esas, 2010/25 Karar sayılı kararı, 02.02.2010 tarihli ve 2010/239 Esas, 2010/14 Karar sayılı kararı, 15.12.2009 tarihli ve 2009/200 Esas, 2009/290 Karar sayılı kararı, 03.10.2006 tarihli ve 2006/30 Esas, 2006/210 Karar sayılı kararı, 13.11.2001 tarihli ve 2001/239 Esas, 2001/247 Karar sayılı kararı ile 28.04.1998 tarihli ve 1998/117 Esas, 1998/155 Karar sayılı kararı da bu doğrultudadır.
e) Tasarlama hâlinde fail, anında karar verip fiili işlememekte, suç işleme kararı ile fiilin icrası arasında sükûnetle düşünebilmeye yetecek kadar bir süre geçmektedir. Fail bu süre içinde suçu işleyip işlememe konusunda düşünmekte ve suçu işlemekten vazgeçmemektedir. Failin suçu işlemekten vazgeçmesi ve fakat bir başka nedenle ve bir başka ani kararla fiili işlemesinde tasarlamadan söz edilemez. Suç işleme kararının hangi düzeydeki eylem için ve ne zaman alındığı ile eylemin şarta bağlı olmayan bu kararlılıktan ne kadar zaman geçtikten sonra işlendiği mevcut delillerle belirlenmeli, suç kararıyla eylem arasında geçen zaman dilimi içerisinde ruhi sükûnete ulaşılıp ulaşılamayacağı değerlendirme konusu yapılmalıdır.
f) Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın, maktulü öldürme kararını önceden verdiğine, bu kararı verdikten sonra aradan soğukkanlılığa kavuşacak kadar makul bir süre geçmesine rağmen öldürme kararında sebat ettiğine ilişkin dava dosyasına yansıyan bir durumun bulunmadığı, sanığın savunmasından olayın ani bir kastla geliştiği sonucuna varılmakla, Mahkemece sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 82 inci maddesinin birinci fıkrası (a) uygulamamasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Haksız Tahrik
Tarafların evlilik hayatları boyunca süregelen tartışmalarının olduğu, olay günü olayın hemen öncesinde aralarında tartışma başladığının seslerin yükseldiğinin tanık beyanlarıyla anlaşıldığı, tartışmanın kim tarafından başlatıldığına dair herhangi bir delil bulunmadığı anlaşılmakla sanık lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasında isabetsizlik tespit edilmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Takdirî İndirim
5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiri indirim sebebi uygulanması Mahkemenin takdirinde olup Mahkemece, sabıkasız olan ve duruşma tutanaklarına yansıyan olumsuz davranışı bulunmayan sanık lehine, “sanığın pişmanlık göstermesi, yargılama sürecindeki saygılı tutum ve davranışları, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri şeklindeki” yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeyle takdiri indirim sebebi uygulandığı belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Meşru Savunma ve Meşru Savunmada Sınırın Aşılması
Her ne kadar sanık öldürme kastıyla hareket etmediğine kendisine yönelen saldırıyı defetmek amacıyla atılı suçu işlediğini savunmuş ise de maktulün olay anında silahsız olduğunun anlaşılması, kavganın çıkış sebebi ile ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının her türlü şüpheden uzak şekilde tespit edilememesi nedeniyle şüphe sanık lehine değerlendirilerek hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanması isabetli olup somut olayda sanık lehine meşru savunma veya meşru savunmada sınırın aşılması koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/09/2022 Tarihli ve 2022/177 Esas, 2022/313 Karar sayılı kararında katılan vekilince ve sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alınarak sanık müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca … 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.02.2023 tarihinde karar verildi.