Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2022/14522 E. 2023/2084 K. 24.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14522
KARAR NO : 2023/2084
KARAR TARİHİ : 24.04.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.02.2016 tarihli ve 2015/223 Esas, 2016/65 Karar sayılı kararı ile; sanıklar hakkında …’a yönelik kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, aynı maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi ve son cümlesi, 29 uncu maddesi, 62 nci maddesinin

birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, sanık … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesi gereği mükerrirlere özgü infaz rejimine,

2. Sanık … ve müdafii ile sanık …’in temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 24.05.2021 tarihli ve 2021/6108 Esas, 2021/8777 Karar sayılı kararı ile; “mağdur …’ın yaralanmasına ilişkin Adli Tıp Kurumu raporu aldırılması, birden fazla nitelikli yaralanma hali mevcut olduğundan temel cezada alt sınırdan uzaklaşılarak uygulama yapılması gerektiğinden” bahisle hükümlerin bozulmasına,

3. … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.05.2022 tarihli ve 2021/512 Esas, 2022/493 Karar sayılı kararı ile; sanıklar hakkında …’a yönelik kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, aynı maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 29 uncu maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı 1 yıl 7 ay 3 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, sanık … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesi gereği mükerrirlere özgü infaz rejimine,

Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık … müdafinin temyiz sebebi; sanığın kendini korumak için hareket ettiğine, atılı suçu işlediğine dair delil bulunmadığına,

2. Sanık …’in temyiz sebebi; hükmü temyiz etme iradesinden ibarettir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Kardeş olan sanıklar … ve …’in seyir halinde oldukları araçla girdikleri yolun çalışma nedeniyle kapalı olduğunu görüp çalışma yapan şirket işçileri ile tartıştıkları, işçilerin de kalabalık şekilde bulunması nedeniyle sanıkların “siz bekleyin tekrar gelecez” diyerek oradan ayrıldıkları, sanıkların babası …’in gelerek işçilerle anlaşma yoluna gittiği, polis çağırıldığında işçilerin şikayetçi olmadığı, bir süre sonra sanıkların olay yerine araçla tekrar geldikleri, araçlarından inerek işçilerin üzerine gittikleri, …’in silahla işçilerden …’ı bacağından 1 el ateş ederek ağır (5.) derece kırık meydana gelecek şekilde yaraladığı, …’ın da yerde iken …’ı tekmelediği, ilk tartışmadan son olaya kadar sanıkların iştirak halinde hareket ederek …’ın yaralanmasına neden oldukları, iştirak halinde eylemi gerçekleştirdikleri anlaşılmıştır.

2. Sanıkların savunmaları, mağdur ve tanık anlatımları, adli raporlar, tutanaklar, bozma öncesi ve sonrası yargılama sürecine ait evraklar dosya arasında bulunmaktadır.

3. Hukuki süreç başlığı altında (2) numarada gösterilen bozma ilâmının gereklerinin yerine getirildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından fiil üzerinde hakimiyet kurulmak suretiyle fikir ve eylem birliği içinde gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık … ile sanık … müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.05.2022 tarihli ve 2021/512 Esas, 2022/493 Karar sayılı kararında sanık … ile sanık … müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık … ile sanık … müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

24.04.2023 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Tüm dosya kapsamına göre; Sanıklar … ve … hakkında … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.02.2016 tarih 2015/223 Esas 2016/65 Karar sayılı kararı ile, sanıkların mağdur …’a yönelik kasten yaralama suçundan Türk Ceza Kanunu’nun 86/1, 86/3-e, 87/2-b-son, 29, 62, 53 üncü maddeleri uyarınca ayrı ayrı 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verildiği, yerel mahkeme kararının sanıklar tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 24.05.2021 tarihli 2021/6108 Esas, 2021/8777 Karar sayılı kararı ile “mağdur …’ın yaralanmasına ilişkin Adlî Tıp Kurumundan rapor aldırılması, birden fazla nitelikli yaralanma hali mevcut olduğundan temel cezada alt sınırdan uzaklaşılarak uygulama yapılması gerektiğinden bahisle hükümlerin bozulmasına 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usul Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 326/son maddesi gereğince sanıkların kazanılmış haklarının dikkate alınmasına karar verildiği, … 3. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından Yargıtay 1. Ceza Dairesinin bozma kararına uyulmasına karar verilerek bozma ilâmının gereği yerine getirilerek yapılan yargılama sonucunda … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.05.2022 tarihli 2021/512 Esas, 2022/493 Karar sayılı kararı ile sanıkların kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86/1, 86/3-e, 87/3, 29, 53 üncü maddeleri

uyarınca ayrı ayrı 1 yıl 7 ay 3 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verildiği, kararın sanıkları tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 24.04.2023 tarihli kararı ile oy çokluğu ile temyiz taleplerinin esastan reddine ve hükmün onanmasına karar verilmiştir.
Dairemizin sayın çoğunluğu ile aramızdaki uyuşmazlık sanıklar hakkında bozma sonrası kararda takdiri indirime ilişkin 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanmamasından kaynaklanmaktadır.
Takdirî indirim nedenleri 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinde;
“Fail yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin varlığı halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine, müebbet hapis; müebbet hapis cezası yerine, yirmibeş yıl hapis cezası verilir. Diğer cezaların altıda birine kadarı indirilir.
Takdirî indirim nedeni olarak, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri göz önünde bulundurulabilir.” şeklinde düzenlenmiştir.
İlgili düzenleme incelendiğinde;
a) Failin geçmişi; sanığın suç işleme eğilimi olup olmadığını,
b) Sosyal ilişkileri; failin düzenli bir sosyo-ekonomik statüsünün bulunup bulunmadığını,
c) Fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları; fiilden sonraki davranışları ile hakkındaki soruşturmayı sürüncemede ya da neticesiz bırakma çabası içinde olup olmadığını ve yargılama sürecinde suçun ortaya çıkmasına yardımcı olup olmadığını,
d) Cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri; yargılama neticesinde hükmolunacak sonuç ceza miktarının, cezanın caydırıcılığı yönünden fail üzerinde herhangi bir etkisinin bulunup bulunmayacağını, ifade eder.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 11.07.1976 tarihli ve 15643 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 07.06.1976 tarihli ve 1976/3-4 Esas, 1976/3 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıkça vurgulandığı üzere, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 59 uncu maddesini hüküm altına alan kanun koyucu, hâkime takdirî indirim hükmünün uygulanması konusunda takdir yetkisi tanıyarak uygulamada çıkabilecek olan ve önceden öngörülme olanağı bulunmayan çeşitli hâlleri kapsayacak bir kalıp bulmanın zorluğu karşısında hâkimin bu yetkisini kısıtlamaktan özenle kaçınmış ve bu tavrını 5237 sayılı Kanun’da da devam ettirmiştir. Burada sayılan “failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar” uygulamada hâkimi sınırlayıcı değil yol gösterici nitelikteki gerekçelerdir. Bunun sonucu olarak da 5237 sayılı Kanun’un, takdirî indirim nedenleri yönünden sınırlayıcı sistemi değil, serbest değerlendirme sistemini benimsediği kabul edilmektedir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 31.01.2012 tarihli ve 2011/4-277 Esas, 2012-4 Karar sayılı kararı). O hâlde takdirî indirim nedeni uygulama/uygulamama yetkisi Mahkemenin takdirindedir. Ancak bu takdir yetkisi, sınırsız değildir. Bütün kararlarda olduğu gibi takdirî indirim nedeninin uygulanmasına veya uygulanmamasına ilişkin kararlar da gerekçeli olmalıdır. Bununla birlikte gösterilen gerekçelerin hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine ve ilgili kanun hükümlerine uygunluğunun Yargıtay denetimine tabi olacağında şüphe bulunmamaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 34 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli yazılması zorunludur. Gerekçe, verilen hükmün

dayanaklarının akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun olarak izah edilmesidir. Yerinde ve yeterli olmayan, dava dosyası içeriğine uymayan bir gerekçeyle karar verilmesi, kararın, kanunî bir gerekçeye dayanmaması nedeniyle hem kanun koyucunun amacına uygun düşmeyecek, hem de tarafları tatmin etmeyerek keyfîliğe yol açacaktır. Kurulan hükümde takdirî indirim nedeninin uygulanmamasının, hukuk kurallarını zedeleyen, Kanun’un maksat ve amacına aykırı düşen, vicdanları rahatsız eden bir yanının olup olmadığı, diğer bir anlatımla takdirî indirim nedeninin uygulanmama sebebinin ‘makul’ ve ‘makbul’ olup olmadığı yürürlükteki mevzuat hükmüne göre irdelenmeli akabinde ise takdirî indirim nedeninin uygulanmama sebebinin, kanunî bir gerekçeye dayanıp dayanmadığı saptanmalıdır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Yargıtay 1. Ceza Dairesinin bozma kararı öncesinde … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.02.2016 tarih 2015/223 Esas 2016/65 Karar sayılı kararında sanıkların gelecekleri üzerindeki olası etkileri, duruşmalardaki hal ve tutumları lehine takdirî indirim sebebi kabul edilerek verilen cezalardan 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılmasına karar verildiği halde sanıkların temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin bozma kararı ile hükmün sanıklar lehine bozulmasına karşın … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.05.2022 tarihli 2021/512 Esas, 2022/493 Karar sayılı kararında sanıkların adlî sicil kayıtları, derdest dosyalar raporları, beyanları, suçun işlenmesindeki özellikler, suça meyilli kişilikleri, cezanın caydırıcılık gayesi ve bu gayenin sanıkların geleceği üzerindeki etkisi dikkate alınarak 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesine göre takdirî indirim uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.
Bozma öncesi verilen 16.02.2016 tarihli ilk kararda sanıklar hakkında verilen cezada 5237 sayılı Kanun’un 62/1 inci maddesi uyarınca takdirî indirim yapıldığı ve bu hususun aleyhe bozma nedeni yapılmadığı kararın sanıklar lehine bozulmasına karar verildiği halde mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılamada suç vasfının sanıklar lehine değiştiği, sanıkların haksız tahrik altında atılı suçu işlediklerinin kabul edildiği, bozma sonrası aşamalarda sanıkların duruşma zabıtlarına yansıyan olumsuz tutum ve davranışlarının tespit edilmediği halde dosya kapsamı ile uyumlu olmayan yersiz ve yetersiz gerekçe ile sanıklar aleyhine olacak şekilde sanıklar hakkında verilen cezada takdirî indirim yapılmaması hukuka aykırı olduğundan sanıklar hakkındaki hükmün bu nedenle bozulması karar verilmesi görüşüyle Dairemiz sayın çoğunluğunun kararın onanması yönündeki görüşüne katılmıyorum.