Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2022/14569 E. 2023/3714 K. 30.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14569
KARAR NO : 2023/3714
KARAR TARİHİ : 30.05.2023

T U T U K L U
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Kasten yaralama sonucu ölüme neden olma
KARAR : Direnme

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 21.09.2022 tarihli ve 2022/1410 Esas, 2022/2007 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 29.03.2022 tarihli ve 2021/7546 Esas, 2022/2392 Karar sayılı bozma kararına karşı verilen direnme kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Dairemize gönderildiği belirlenmekle;

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi tarafından verilen direnme kararının; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin direnme kararını temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci

fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Katılanlar vekilinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Karaman Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.08.2020 tarihli ve 2019/175 Esas, 2020/251 Karar sayılı kararı ile;
a) Sanık … hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 … maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 … maddesinin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba,

b) Sanık … hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 81 … maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba,
Karar verilmiştir.

2. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 09.12.2020 tarihli ve 2020/1725 Esas, 2020/1990 Karar sayılı kararı ile;
a) Sanık … hakkında kasten öldürme suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılanlar vekilinin, sanık müdafiinin istinaf başvuruları üzerine, 5271 sayılı Kanun’un 280 … maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 … maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi ve 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi delaletiyle 87 nci maddesinin dördüncü fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 … maddesinin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba,

b) Sanık … hakkında kasten öldürme suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılanlar vekilinin, sanık müdafiinin istinaf başvuruları üzerine, 5271 sayılı Kanun’un 280 … maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 … maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi ve 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi delaletiyle 87 nci maddesinin dördüncü fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba,
Karar verilmiştir.

3. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 09.12.2020 tarihli ve 2020/1725 Esas, 2020/1990 Karar sayılı kararının, katılanlar vekili, sanık … müdafii ve sanık … müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 29.03.2022 tarihli ve 2021/7546 Esas, 2022/2392 Karar sayılı ilâmıyla özetle; sanık … müdafiinin temyiz isteminin süreden reddine, diğer temyiz istemlerinin kabulü ile oluşa ve dosya kapsamına göre, sanık …’ın tanık …’yı telefonla arayarak rahatsız ettiği ve sevgili olma konusunda ısrarcı olduğu, olay gününden bir gün önce maktul … ile tanıklar … ve…’ın akşam saat 20:00 civarı buluşup bir süre gezdikten sonra tanıklar … ve … ile buluştukları, hep beraber gezdikleri esnada sanık …’ın …’yı telefonla arayarak rahatsız ettiği ve telefonda tartıştıkları esnada …’ın telefonu alarak … ile tartışmaya başladığı, bu olaylara şahit olan maktul …’ın da …’ın elinden telefonu alarak …’la konuşmaya başladığı, …’ın küfretmesi üzerine maktul …’ın da küfürle karşılık verdiği ve karşılıklı olarak küfürleştikleri …’ın maktul …’ı eski hastanenin oraya çağırması üzerine maktul ve tanıkların hep birlikte …’ın çağırdığı yere gittikleri ancak gittikleri yerde …’ı bulamadıkları, sevdiği kızın maktul … ile gezdiğini öğrenen ve bir gün önce maktul … ile telefonda tartışması sebebiyle maktule husumet duyan sanık …’ın, olay günü sanık … ile birlikte maktulün işyerini tanık…’tan öğrenmek suretiyle fikir ve eylem birliği içinde maktulün annesiyle birlikte işlettiği çay ocağının olduğu işhanına birlikte girerek yakaladıkları maktul …’a ellerindeki bıçaklarla ayrı ayrı doğrudan birden fazla kez olmak üzere toplamda 6 kez vurmak suretiyle kalça, göbek, kasık ve uyluk bölgelerinden yaraladıkları, maktulün aldığı darbeler sonunda tanık A.R.Ç’nin dükkanına girmesi nedeniyle sanıkların eylemlerine devam edemedikleri, maktulun sağ uyluk iç kısmına aldığı bıçak darbesinin büyük damar kesisine neden olduğu, kaldırıldığı hastanede üç gün sonra bu kesiden gelişen dış kanama sonucu öldüğü olayda, sanıkların ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu anlaşıldığından kasten öldürme suçundan mahkûmiyetlerine karar veren ilk derece mahkemesi hükümlerine karşı istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekirken ilk hükümlerin kaldırılarak yazılı biçimde kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan mahkûmiyetlerine karar verilmesi suretiyle suç vasfında hataya düşülmesi nedeniyle oy çokluğuyla bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 21.09.2022 tarihli ve 2022/1410 Esas, 2022/2007 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca önceki hükümde direnilmesi ile;
a) Sanık … hakkında kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi ve 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi delaletiyle 87 nci maddesinin dördüncü fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 … maddesinin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba,

b) Sanık … hakkında kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi ve 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi delaletiyle 87 nci maddesinin dördüncü fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebepleri
Sanıkların tasarlayarak kasten öldürme suçundan aksi halde olası kastla tasarlayarak öldürme suçundan cezalandırılmaları gerektiğine ilişkindir.

B. Sanık … Müdafiilerinin Temyiz Sebepleri
Sanığın kastı bulunmadığına, haksız tahrik ve takdiri indirim hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.

C. Sanık … Müdafiinin Temyiz Sebepleri
İştirak iradesinin bulunduğuna ve yaralama suçunu işlediğine dair delil bulunmadığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
1. Sanık …’ın olaydan önceki dönemde tanık …’yı telefonla arayarak rahatsız ettiği ve sevgili olma konusunda ısrarcı olduğu, maktulün olay gününden bir gün önce tanıklar … ve…’ın akşam saat 20:00 civarı buluşup bir süre gezdikten sonra … ve … ile buluştukları, hep beraber aynı araç içerisinde bulundukları sırada sanık …’ın …’yı telefonla arayarak tekrar rahatsız ettiği ve telefonda tartıştıkları esnada tanık …’ın telefonu alarak … ile tartışmaya başladığı, bu olaylara şahit olan maktulün de …’ın elinden telefonu alarak …’la konuşmaya başladığı esnada …’ın küfretmesi üzerine maktulün de küfürle karşılık verdiği ve karşılıklı olarak küfürleştikleri, önce sanığın küfür ettiğinin tanık beyanları ile sabit olduğu, …’ın maktulü eski hastanenin oraya çağırması üzerine maktul ve tanıkların hep birlikte …’ın çağırdığı yere gittikleri ancak gittikleri yerde …’ı bulamadıkları, olaydan bir gün sonra sanıklar … ve …’ın maktulün işyerini tanık…’tan öğrendikleri, maktulün annesiyle birlikte işlettiği çay ocağının olduğu işhanına birlikte gittikleri, maktule ellerindeki bıçakla ayrı ayrı doğrudan birden fazla kez vurup ayrıldıkları, otopsi raporu ve Adlî Tıp 1. İhtisas Dairesi raporlarına göre maktulün vücudunda 6 adet bıçak yarası bulunması, yaşamsal bölge olan karın bölgesinde sadece 1 adet darbe olması, her ne kadar basit bir tıbbî müdahale ile giderilemeyecek nitelikte olsa da batına nafiz olmaması, diğer yaraların yaşamsal bölgelerde olmaması, öldürücü nitelikte olan yaranın sağ femurdaki yara olması ve ölümün femural arter kesisine bağlı olması ve engel olacak hiç kimsenin bulunmadığı ortamda maktul üzerinde tam bir hakimiyet kurmalarına ve ayrı ayrı bıçak kullanmalarına rağmen yaşamsal bölgelere güçlü bir şekilde vurmamaları karşısında sanıkların kastının yaralamaya yönelik olduğu, ölüm sonucunun gerçekleşmesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 87 nci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi ile uygulama yapılması gerektiği kanaatine ulaşıldığı belirtilmiştir.

2. Sanıklar ile maktul arasında husumet bulunmadığı gibi önceden sadece uzaktan tanıştıkları, sanık … ile maktulün küfürleşmesinden itibaren yeterli zaman geçmemesi ve sanıkların öldürme kasıtlarının olmadığının kabul edilmesi karşısında önceden şartsız olarak alınmış bir öldürme kararından ve tasarlayarak öldürmeden de bahsedilemeyeceği belirtilmiştir.

3. Her iki sanığın maktulün adresini öğrenip beraberce olay yerine gitmeleri, Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesi raporu, otopsi bulguları itibariyle 2 ayrı bıçağın kullanıldığının belli olması, sanıkların ellerindeki bıçaklar ile olay sonrası kamera kaydında görülmeleri, olay yerini birlikte terk etmeleri karşısında fikir ve irade birliği içinde hareket ettikleri, maktule karşı fiziki ve sayısal üstünlük sağlayıp tam bir hakimiyet kurup birlikte bıçakladıkları, 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında her ikisinin de fail olarak sorumlu oldukları, sanık …’ın bıçak ile görüntüsünün olması, ayırmaya çalışması halinde maktulün 6 bıçak darbesi almasına rağmen sanık …’ın yaralanmamasının mümkün olmayacağı ve sanık …’ın maktulü o şekilde bırakıp ayrılmasının da düşünülemeyeceği, sanık …’ın bu savunmalarına itibar edilemeyeceği belirtilmiştir.

4. Sanık …’ın tanık …’yı gönül ilişkisi konusunda ısrar ederek rahatsız ettiği, olaydan önceki gecede telefonla yine rahatsızlık verdiği, telefonu …’dan alan … ve maktul tarafından …’yı rahatsız etmemesi konusunda uyarılması üzerine maktule küfür ettiği, tanıkların anlatımına göre önce sanığın küfür etmesi, maktulün ise daha sonra küfür ile karşılık vermiş olması, sanık …’ın maktul ile tanışıklılığının ve bir sorununun olmadığı gibi haksız tahrik yönünden bir savunmasının olmaması, her iki sanığın maktulün yanına giderek herhangi bir tartışma olmadan maktüle saldırdıklarının tanık beyanları ile sabit olması, tanık … ile sanık …’ın aileleri arasında husumet bulunduğu iddiası soyut olduğu gibi tanığın yalan söylemesini gerektirmeyeceği, maktulün sanıklara herhangi bir saldırısının olmadığının adli rapor ile sabit olması ve sanıkların elleri ile hiç vurmayıp önceden hazırladıkları bıçakları kullanmalarının da maktulün bir eylemi olmadığını göstermesi karşısında sanıklar hakkında haksız tahrik indirimi şartlarının oluşmadığı belirtilmiştir.

5. Sanık …’ın mükerrir olması, sanık …’ın hiç tanımadığı bir kişiye kendisinin herhangi bir sorunu olmadan soğukkanlı bir şekilde bıçakla vurması, olay sonrası maktule yardım etmemesi, samimi bir pişmanlığının bulunmaması, suçtan sonraki davranışları karşısında takdiri indirim uygulanmadığı belirtilmiştir.

6. Sanıkların savunması, katılanlar beyanı, tanıkların anlatımları, otopsi raporu ve diğer adlî raporlar, adlî sicil kayıtları, bozma öncesi ve sonrası yargılama sürecine ait evraklar dava dosyasında mevcuttur.

IV. GEREKÇE
Dosya kapsamında mevcut deliller ışığında Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 29.03.2022 tarihli ve 2021/7546 Esas, 2022/2392 Karar sayılı bozma ilâmında açıklanan gerekçelerle sanıkların kasten öldürme suçundan mahkûmiyetlerine karar veren ilk derece mahkemesi hükümlerine karşı istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekirken ilk hükümlerin kaldırılarak kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan mahkûmiyetlerine dair direnme kararı verilmesi, yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle direnme kararı yerinde görülmediğinden Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 29.03.2022 tarihli ve 2021/7546 Esas, 2022/2392 Karar sayılı bozma kararının, Tebliğname’ye uygun olarak, Üye … ve Üye …’in direnme kararının onanması yönündeki karşı oyu ve oy çokluğu ile DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

Hükmolunan ceza miktarları ve tutuklulukta geçen süreler göz önüne alındığında, sanıklar müdafiilerinin tahliye taleplerinin REDDİNE,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince direnme kararını incelemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE,
30.05.2023 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Yargıtay Birinci Ceza Dairesinin uyumlu içtihadına göre, gerçekleştirilen eylem kasten öldürme & kasten yaralama olarak vasıflandırılırken, taraflar arasında öldürmeyi gerektirir husumet bulunup bulunmadığı, faillerin olay öncesi ve sonrasındaki söz ve davranışları, suçta kullanılan aletler ve kullanılış şekilleri, mağdurun/maktulün vücudundaki isabet yerleri, sayısı ve harabiyetleri, eyleme son veriliş şekli birlikte değerlendirilerek bir sonuca varılmalıdır. Failler tarafından mağdurun öldürülmesi amaçlanmış ise eylem öldürme, yaralanması amaçlanmış ise eylem yaralama olarak vasıflandırılmalı, yaralama olarak vasıflandırılan eylem sonucu mağdurun ölmesi halinde ise failler TCK’nin 87. maddesinin dördüncü fıkrasına göre cezalandırılmalıdır.
Dosya kapsamına göre; sanık … ile maktul …’ın olaydan bir gün önce tartıştıkları, olay günü sanık … ve arkadaşı olan sanık …’ın maktul …’ın bulunduğu iş hanına birlikte gittikleri, karşılaştıkları maktule saldırıp ellerindeki bıçakları karın, kasık, uyluk ve kalça bölgelerine rastgele salladıkları, … ’ın yaralanması üzerine engel bir hal olmamasına rağmen olay yerinden kaçtıkları anlaşılmıştır.

Yukarıda anlatıldığı şekilde gerçekleşen olayda maktulün uyluk bölgesine isabet eden bir darbenin büyük damar harabiyetine neden olduğu, yumuşak doku seyirli olan diğer tüm darbelerin basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte oldukları, sanıkların maktulün hayati organlarının bulunduğu bölgeyi hedef alarak darbe gerçekleştirdiklerine dair delil bulunmadığı, başka bir ifadeyle sanıkların olayda kullandıkları bıçakları rastgele savurdukları, sanık …’ta ele geçen bıçağın namlu kısmının 15 cm olmasına rağmen maktulün karın ve kasık bölgelerindeki yaraların yüzeysel nitelikte olduğu, sanıklar ile maktul arasında öldürmeyi gerektirir husumet bulunmadığı ve engel bir durum olmamasına rağmen sanıkların kendiliklerinden eyleme son verdikleri birlikte dikkate alındığında, öldürme kastını açığa çıkaran kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla, kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle kurulan hükmün ONANMASI yerine, suç vasfının kasten öldürme olduğundan bahisle hükmün BOZULMASINA ilişkin çoğunluk görüşüne katılmamaktayız.