Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2022/15011 E. 2023/3956 K. 07.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/15011
KARAR NO : 2023/3956
KARAR TARİHİ : 07.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.10.2018 tarihli ve 2018/40 Esas, 2018/641 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza

Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, aynı maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 51 … maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları uyarınca erteli 1 yıl 2 ay 1 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve 1 yıl 3 ay denetim süresi belirlenmesine karar verilmiştir.

2. … 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.10.2018 tarihli ve 2018/40 Esas, 2018/641 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Birleşen) 3. Ceza Dairesinin, 12.03.2019 tarihli ve 2019/477 Esas, 2019/5162 Karar sayılı kararı ile özetle; tanıklar …, … ve mağdur yeniden dinlenerek, beyanları arasındaki çelişkilerin giderilmesi ve hangi beyana neden üstünlük tanındığı tartışılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması ve katılanın yaralanmasının hayati tehlikeye neden olup olmadığı ve silahtan bir cisimle meydana gelip gelmediğinin tespiti açısından Adli Tıp Kurumu İlgili İhtisas Dairesinden 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı ve 87 nci maddelerindeki tüm unsurları kapsayacak şekilde raporun aldırılması gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. … 54. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.11.2021 tarihli ve 2021/96 Esas, 2021/402 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, aynı maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ile son fıkrası, 87 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri
Temel cezanın üst sınırdan belirlenmesi gerektiğine, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (f) bendinin ve aynı Kanun’un 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin uygulanması gerektiğine, 5237 sayılı Kanun’un 87 nci maddesinin üçüncü fıkrası ile yapılan artırım oranına, takdiri indirim hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine ve vesaire ilişkindir.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Eksik incelemeye, sübuta, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümleri tartışılmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, haksız tahrik hükümleri tartışılmadan karar verildiğine ve vesaire ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Suç tarihi öncesinde sanık ile katılanın aynı kafede birlikte çalıştıkları, olay günü gündüz saatlerinde sanık ile katılanın iş ile ilgili bir meseleden dolayı sözlü tartıştıkları, saat 22.00 sıralarında katılanın iş yerinden çıktığı, iş yerinden yaklaşık 10 metre kadar uzaklaştığı sırada sanığın yanında kimlikleri tespit edilemeyen kişilerle katılanın yanına gelerek, kafasına taş veya sopa ile vurmak suretiyle katılanı yaraladıkları anlaşılmıştır.

2. Sanığın eylemi neticesinde katılanda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak düzenlenen;
a. Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun, 17.05.2019 tarihli;
“… nazal kemikte, sol frontal sinüs ön ve arka duvarında sol orbita tavanına uzanan kırıklara neden olan yaralanmasının; 1. Kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olduğu, 2. Kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı, 3. Vücudundaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisi Hafif (1), Orta (2-3) ve Ağır (4-5-6) olarak sınıflandırıldığında ve birden fazla kırık saptandığından; şahısta saptanan kırıkların müştereken hayat fonksiyonlarını Ağır(4) derecede etkileyecek nitelikte olduğu…”,
b. Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun, 13.01.2020 tarihli;
“… 1-Kişi hakkında düzenlenmiş tıbbi belgelerde tarif edilen ve kişinin 08/01/2020 tarihinde Kurulumuzda yapılan muayenesinde yüz sınırları içerisinde tespit edilen yara izinin belirli bir mesafeden, belirgin bir dikkat sarf etmeden, ilk bakışta fark edilmediğine göre, yüzde sabit iz niteliğinde olmadığı, 2- 17/03/2014 tarihinde nazal kemikte, sol frontal sinüs ön ve arka duvarında sol orbita tavanına uzanan kırıklara ve yumuşak doku lezyonlarına neden olan yaralanmasının, sorulduğu üzere sert ve künt bir cismin (yumruk, tekme, taş, sopa vb.) doğrudan havalesiyle meydana gelebilecek nitelikte olduğu, 3- Organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması veya yitirilmesi hususunda görüş bildirebilmek için kişinin yeni yapılacak Hess-Lee perdesi tetkikinin gönderilmesi gerektiği…”
Görüşlerini içeren raporları dava dosyasında bulunmaktadır.

3. Sanık savunması, katılanın ve tanıkların beyanları, soruşturma aşamasında düzenlenen tutanaklar, sanığın nüfus kayıt örneği ve adli sicil kaydı dava dosyasında mevcuttur.

4. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine ve içeriğine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Katılan vekilinin; sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (f) bendinin uygulanması gerektiğine, takdirî indirim hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine, sanık müdafiinin; eksik incelemeye, sübuta, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümleri tartışılmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna yönelen temyiz sebepleri yönünden;
Mahkemece Yargıtay (Birleşen) 3. Ceza Dairesinin, 05.12.2017 tarihli ve 2017/4041 Esas, 2017/15970 Karar sayılı bozma ilâmına uyularak araştırma yapıldığı ancak tanık …’ın açık kimlik bilgilerine ve adresine ulaşılamadığı anlaşılmakla, tanık …’un dinlenmemesinin sonuca etkili olmadığı da dikkate alındığında bu hususta eksik incelemenin bulunmadığı, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (f) bendinin, anılan maddeye 15.04.2020 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 14.04.2020 tarihli ve 7242 sayılı Kanun’un 11 … maddesi ile eklendiği, kanunîlik ilkesi gereği suç tarihinden sonra yürürlüğe giren bu nitelikli halin sanık hakkında uygulanmasının mümkün olmadığı, takdirî indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmasına karar verildiği, sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının miktarı itibarıyla yasal koşulları oluşmadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümlerinin tartışılmamasında isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönleriyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Katılan vekilinin; temel cezanın üst sınırdan belirlenmesi gerektiğine, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin uygulanması gerektiğine, 5237 sayılı Kanun’un 87 nci maddesinin üçüncü fıkrası ile yapılan artırım oranına ve vesaire, sanık müdafiinin; eksik incelemeye, haksız tahrik hükümleri tartışılmadan karar verildiğine ve vesaire yönelen temyiz sebepleri yönünden;
a. Bozma sonrası aldırılan Olay ve Olgular başlığı altında (2-b) numaralı bentte bilgilerine ve içeriğine yer verilen raporun sonuç kısmında “…Organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması veya yitirilmesi hususunda görüş bildirebilmek için kişinin yeni yapılacak Hess-Lee perdesi tetkikinin gönderilmesi gerektiği…” bildirildiği halde bu hususta rapor aldırılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

b. Katılan ve sanığın soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki beyanlarında kabul ettikleri üzere, katılan ve sanığın olay günü öğlen saatlerinde kavga ettikleri ve iş yerinde bulunanların araya girerek olayın büyümesini engellediği, aynı günün akşamı yolda karşılaştıklarında da yeniden tartışmaya başladıkları ve sanığın katılanı darp ettiği olayda, sanık lehine 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesinde yer alan haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,

c. Sadece bozma sonrası yapılan yargılama giderlerinin sanıktan tahsiline karar verilmesi suretiyle yargılama giderinin eksik tayini,

d. Kabul ve uygulamaya göre;
aa. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 25.04.2017 tarihli, 2015/1167 Esas ve 2017/247 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, ek savunma hakkı tanınmadan iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı Kanun’un 87 nci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesinin uygulanması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6 ncı maddesine ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 226 ncı maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,

bb. Olay ve Olgular başlığı altında (2-b) numaralı bentte bilgilerine ve içeriğine yer verilen raporda katılanın yaralanmasının yüzde sabit iz niteliğinde olmadığı belirtildiği halde, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca uygulama yapılması,

cc. Olay ve Olgular başlığı altında (2-a) numaralı bentte bilgilerine ve içeriğine yer verilen raporda katılanın yaşamını tehlikeye sokan bir duruma ve hayat fonksiyonlarını ağır (4) derecede etkiler kemik kırığına neden olacak şekilde yaralandığının bildirilmesi karşısında, birden fazla nitelikli halin ihlalinin ancak temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma nedeni yapılabileceği, sanığın sadece en ağır sonuç olan yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olacak şekilde yaralama eyleminden sorumlu olacağı gözetilmeden, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ile son cümlesine göre uygulama yapıldıktan sonra 5237 sayılı Kanun’un 87 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca cezanın artırılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,

dd. Bozma ilâmı öncesi sanık hakkında erteli 1 yıl 2 ay 1 gün hapis cezasına hükmedildiği, bu hükmün sadece sanık tarafından temyiz edilmesi ve sanık aleyhine temyiz bulunmaması karşısında, ceza miktarının sanık lehine 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kazanılmış hak teşkil ettiği gözetilmeksizin, bozma üzerine verilen kararda sanık hakkında neticeten 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle fazla ceza tayini,
Hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde (2-a-b-c-d, aa, bb, cc, dd) bentlerinde açıklandığı üzere eksik inceleme, haksız tahrik hükümlerinin tartışılmaması, yargılama giderinin eksik tayini, kabul ve uygulamaya göre de ek savunma hakkı tanınmaması, uygulama yeri olmadığı halde 5237 sayılı Kanun’un 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin uygulanması, aynı Kanun’un 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin uygulanmaması, hatalı olarak 5237 sayılı Kanun’un 87 nci maddesinin üçüncü fıkrası ile ayrıca artırım uygulanması, bu hususun temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma nedeni olacağının gözetilmemesi ve ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış hakkının ihlal edilmesi nedenleriyle … 54. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.11.2021 tarihli ve 2021/96 Esas, 2021/402 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin ve sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.06.2023 tarihinde karar verildi.