YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/15016
KARAR NO : 2023/2172
KARAR TARİHİ : 25.04.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.06.2020 tarihli ve 2019/660 Esas, 2020/194 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında katılana yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 29 unu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 10 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir.
2. İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.06.2020 tarihli ve 2019/660 Esas, 2020/194 Karar sayılı kararının sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 29.09.2021 tarihli ve 2021/8656 Esas, 2021/12855 Karar sayılı kararıyla;
“a)Katılan vekiline duruşmalara katılımı için davetiye gönderilmemesi,
b)Katılandan kaynaklanıp sanığa ve yakınlarına yönelen haksız davranışların ulaştığı boyuta göre 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca makul oranda indirim yapılması gerekirken, cezanın 2/3 oranda indirilmesi neticesinde sanığa eksik ceza tayini..”
Nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.02.2022 tarihli ve 2021/504 Esas, 2022/77 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında katılana yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 29 unu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; meşru savunma veya sınırın aşılması hükümlerinin tatbik edilmemesinin hatalı olduğuna, öldürme kastıyla hareket edilmediğine, teşebbüs nedeniyle üst sınıra yakın ceza tayininin doğru olmadığına, haksız tahrikten yapılan indirimin yetersiz olduğuna, vesaire,
2. Katılan vekilinin temyiz sebepleri; eksik inceleme ile hakkaniyete aykırı karar verildiğine, vesaire,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. … ailesi ile … ailesi fertleri arasında önceye dayalı ortaklık olduğu ve bu ortaklık nedeniyle bir taşınmazın mülkiyeti konusunda taraflar arasındaki ihtilafın giderilemediği, olay günü katılanın aracıyla … ailesine ait işyerine geldiği, aracını sanığın oğlu …’in üzerine sürdüğü ve ele geçirilemeyen tabancayla sanığın diğer oğlu İskender’i tehdit ettiği, akabinde meydana gelen kavga sırasında sanığın, bıçakla katılanın karın bölgesine iki kez vurmak suretiyle öldürmeye teşebbüs ettiği anlaşılmıştır.
2. Katılan aşamalarda benzer beyanlarda bulunmuş, sanık suçlamayı ikrar etmiş, tanıkların ve temyiz dışı tarafların beyanları tespit edilerek dava dosyasına eklenmiş, sanığın eylemi neticesinde katılanda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak İstanbul Adli Tıp Şubesi’nce düzenlenen 12.03.2014 tarihli raporda, ”.. karın yan arka bölgesindeki 2 adet bıçak giriş deliğinin batına girdiği ve ikisinin de dalağı perfore ettiği, her bir yaranın ayrı ayrı hayati tehlike oluşturduğu ve dalağının alınmasının duyu ve organlarından birinin işlevinin sürekli kaybına yol açtığı..” tespitlerine yer verildiği anlaşılmıştır.
3. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği ve gereklerinin yerine getirildiği belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık müdafiinin suç vasfına, teşebbüs uygulamasında tayin olunan ceza miktarına, meşru savunma veya sınırın aşılmasına, haksız tahrik oranına yönelen temyiz sebepleri yönünden;
Taraflar arasındaki husumetin boyutu, suçun işlenmesinden önce cereyan eden olaylar, sanığın kastının yoğunluğu, hayati öneme haiz bölgeye isabet eden her bir bıçak darbesinin ayrı ayrı hayati tehlikeye neden olması, katılanın ”splenektomi” ameliyatı sonrasında dalağının alınması birlikte gözetildiğinde, sanığın eyleme bağlı ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu anlaşıldığından, 16.10.2019 tarihli bozma ilamında belirtildiği üzere, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı uyarınca 9 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası öngören 5237 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ”14 yıl” hapis cezasına hükmolunmasında, katılandan kaynaklanıp sanığa ve oğullarına yönelen haksız eylemlerin ulaştığı boyuta göre cezadan makul (1/2) oranda haksız tahrik hükmün uygulanmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından, katılanın haksız eylemlerinden sonra olayın karşılıklı kavga şeklinde devam etmesi, sanığın saldırıya oranla daha ağır sonuca yol açacak şekilde makabil eylemlerde bulunması sebepleriyle sanık lehine meşru savunma veya sınırın aşılması koşulları oluşmadığından hükümde bu yönleriyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Katılan vekilinin eksik incelemeye yönelen temyiz sebebi yönünden;
Katılan vekili hangi husus yada hususların eksik incelemeye yol açtığını belirtmediği gibi, toplanan delillerin hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olması karşısında, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C. Vesair Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafii ile katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.02.2022 tarihli ve 2021/504 Esas, 2022/77 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.04.2023 tarihinde karar verildi.