YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/15087
KARAR NO : 2023/4275
KARAR TARİHİ : 15.06.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Tufanbeyli Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.06.2016 tarihli ve 2015/221 Esas, 2016/158 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 58 … maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunlukların ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
2. Tufanbeyli Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.06.2016 tarihli ve 2015/221 Esas, 2016/158 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 10.02.2021 tarihli ve 2021/921 Esas, 2021/1023 Karar sayılı kararı ile özetle katılanın tüm tedavi evrakları, raporları, film ve grafileri ile birlikte en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne sevk edilerek, yaralanmasının duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına veya yitirilmesine neden olup olmadığı ve yaralama fiili ile işitme kaybı arasında illiyet bağı olup olmadığı hususlarını da içerir şekilde 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı ve 87 nci maddelerinde belirlenen tüm ölçütleri kapsayan rapor aldırılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği, tarafların olayın çıkış sebebini ve gelişimini farklı şekilde anlattıkları anlaşılmakla, mahkemece öncelikle olayın başlangıç ve gelişimi üzerinde durularak ilk haksız hareketin kimden geldiğinin tespiti yoluna gidilmesi, bunun mümkün olmaması durumunda ise ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediği hallerde, şüpheli kalan bu halin sanık lehine değerlendirilmesiyle sanık hakkında asgari oranda haksız tahrik indirimi yapılması gerekip gerekmediğinin tartışmasız bırakılması gerekçeleriyle 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sanığın kazanılmış hakları korunması suretiyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Tufanbeyli Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.03.2022 tarihli ve 2021/64 Esas, 2022/125 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 58 … maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan vekilinin temyiz istemi; suç vasfının 5237 sayılı Kanun’un 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olan yaralanma olduğuna, sanığın cezasında haksız tahrik indirimi yapılmasının hatalı olduğuna, vesaire ilişkindir.
2. Sanık müdafiinin temyiz istemi; suç vasfının 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası düzenlenen kasten yaralama olduğuna, temel cezada alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulmasının hatalı olduğuna, vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, katılan ve ortağının fırın olarak kullandığı yerin sahibi olduğu, sanığın ve kayınvalidesinin fırının bulunduğu binada ikamet ettikleri, katılanın olay günü sanığın eşi ile birlikte işlettiği eczaneye ilaç almak için geldiği, sanığın, katılana hamur makinesini erken saatte çalıştırmaları ve çok ses geldiğini söyleyip bu sorunu çözmelerini istediği, katılanın yetkili kişinin kendisi olmadığı söyleyip sanığa “Bu konular beni alakadar etmez, terbiyesizlik yapma bu konularla ben ilgilenmiyorum” demesi üzerine sanığın, katılanın sol kulağının üzerine eli ile vurarak katılanı yaraladığı anlaşılmıştır.
2. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine ve içeriğine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Katılan vekilinin sanığın cezasında haksız tahrik indirimi yapılmasının hatalı olduğuna yönelen temyiz istemi yönünden;
Katılanın olay günü sanığın eşi ile birlikte işlettiği eczaneye ilaç almak için geldiği, sanığın, katılana hamur makinesini erken saatte çalıştırmaları ve çok ses geldiğini söyleyip bu sorunu çözmelerini istediği, katılanın yetkili kişinin kendisi olmadığı söyleyip sanığa “Bu konular beni alakadar etmez, terbiyesizlik yapma bu konularla ben ilgilenmiyorum” demesi üzerine sanığın katılanı eli ile vurmak sureti ile yaraladığı olayda, ilk haksız hareketin katılandan kaynaklandığı anlaşılmış olup sanığın cezasında asgari oranda haksız tahrik indirimi yapılmasının isabetli olduğu anlaşıldığından, hükümde bu yönden hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Katılan vekilinin suç vasfının 5237 sayılı Kanun’un 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olan yaralanma olduğuna, vesaire, sanık müdafiinin suç vasfının 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası düzenlenen kasten yaralama olduğuna, temel cezada alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulmasının hatalı olduğuna, vesaire yönelen temyiz sebepleri yönünden;
1. Katılanın yaralanmasına ilişkin ayrıntılarına Hukuki Süreç başlığının (2) numaralı paragrafında yer verilen Yargıtay bozma ilamı aldırılan Kayseri Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 25.01.2022 tarihli adli tıp raporunda, sanığın eylemi ile katılanın kulak zarında meydana gelen perforasyon arasında illiyet bağı kurulamadığı belirtildikten sonra Mahkemece illiyet bağı kurulup kurulamaması durumuna göre opsiyonlu rapor düzenlenmiş ise de, söz konusu illiyet bağının oluşup oluşmadığı hususunda Mahkemece bir ayrım yapılmasının mümkün olmadığı, Kayseri Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen raporun mevcut çelişkiyi gidermediği, katılana ait tüm tıbbi evrak, rapor ve varsa grafilerin gönderilmesi sureti ile Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Kurulundan rapor aldırıldıktan sonra sanığın hukuki durumunun tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Sanığın tekerrür uygulanmasına esas alınan Tufanbeyli Asliye Ceza Mahkemesinin 01.11.2012 tarihli 2010/30 Esas ve 2010/86 Karar sayılı ilâmı ile 5237 sayılı Kanun’un 154 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hakkı olmayan yere tecavüz suçundan cezalandırılmasına karar verildiği ancak; 25.02.2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 5841 sayılı Kanun’un 1 … maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesi gereğince uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenerek, tekerrüre esas alınan suçun uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmış olup 5237 sayılı Kanun’un 2 nci ve 7 nci maddeleri de gözetilerek, sanık hakkında tekerrüre esas alınan hükme ilişkin uzlaştırma işlemi yapılıp yapılmadığı mahkemesinden sorularak, sonucuna göre 5237 sayılı Kanun’un 58 … maddesinde düzenlenen mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesinde zorunluluk bulunması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (B-1) ve (B-2) bentlerinde açıklanan suç vasfının belirlenmesinde eksik inceleme yapılması ve tekerrüre esas alınan ilamda uyarlama yapılıp yapılmadığının araştırılması gerekçeleriyle Tufanbeyli Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.03.2022 tarihli ve 2021/64 Esas, 2022/125 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.06.2023 tarihinde karar verildi.