YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/15142
KARAR NO : 2023/3927
KARAR TARİHİ : 06.06.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesinin birinci fıkrası ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 318 … maddesi gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ortaca 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.05.2015 tarihli ve 2014/447 Esas, 2015/262 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
2. Ortaca 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.05.2015 tarihli ve 2014/447 Esas, 2015/262 Karar sayılı kararının, katılan vekili ve Cumhuriyet savcısı(aleyhe) tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin, 18.05.2021 tarihli ve 2020/15052 Esas, 2021/14399 Karar sayılı ilâmı ile; 03.06.2014 tarihli adli muayene raporunun katılan ve tanık beyanını desteklemesi karşısında, rapordaki değerlendirmeler dikkate alınmaksızın yalnızca cd görüntülerine dayanarak yetersiz gerekçeyle sanık hakkında beraat kararı verilmesi nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Ortaca 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.12.2021 tarihli ve 2021/373 Esas, 2021/728 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında basit yargılama usûlü uygulanarak kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 … maddesinin altıncı fıkrası, 5271 sayılı Kanun’un 251 … maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
4. Ortaca 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.06.2022 tarihli ve 2022/117 Esas, 2022/443 Karar sayılı kararı ile sanık müdafiinin itirazı üzerine 5271 sayılı Kanun’un 252 nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca duruşma açılarak genel hükümlere göre yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 58 … maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 3 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Vekilinin Temyiz Sebebi
Vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Sanığın atılı suçu işlediğine dair şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına, lehe hükümlerin uygulanmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
1. Sanığın olay tarihinden önce katılana ait işyerinde çalıştığı, ancak aralarında anlaşmazlık çıkması üzerine sanığın işine son verdiği ve olay tarihinde sanığın katılana ait işletmeye gelerek alacağı
olduğunu, hesap görülmesini istediği, hesapta anlaşamadıkları, bu sebeple tartışmaya başladıkları, sanığın işyerinin ofis olarak kullanılan bölümünden hesapları içerir belgeleri aldığı, katılanın bu esnada sanığa müdahale ettiği, sanığın katılanı kolundan adlî rapora göre basit tıbbî müdahale ile giderilecek nitelikte yaraladığı, her ne kadar sanık katılanı yaralamadığını beyan etmiş ise de katılan beyanı, katılan beyanını doğrulayan tanık anlatımı ve adlî raporu birlikte değerlendirildiğinde sanığın inkara ilişkin savunmasının suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu kabul edilerek cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Sanık savunması, katılan beyanı, tanıkların anlatımları, adlî rapor adlî sicil kaydı, uzlaşma teklif formları, bozma öncesi ve sonrası yargılama sürecine ait evraklar dava dosyasında mevcuttur.
3. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği ve gereğinin yerine getirildiği belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
Katılan vekilinin; vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine, sanık müdafiinin; sanığın atılı suçu işlediğine dair şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına, lehe hükümlerin uygulanmadığına yönelen temyiz sebebi yönünden;
a) Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, katılandan sanığa yönelen haksız söz veya davranış bulunmadığından haksız tahrik indirimi uygulanmamasının isabetli olduğu, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmasına karar verildiği, yasal şartları oluşmadığından 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesi uyarınca seçenek yaptırımlara çevirme, 5271 sayılı Kanun’un 231 … maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve 5237 sayılı Kanun’un 51 … maddesi uyarınca erteleme hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği anlaşıldığından, hükümde bu yönleriyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
b) Ancak; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki “Kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısmın ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir.” şeklindeki hükmü karşısında, kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine sanık aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilememesi, hukuka aykırı görülmüş ise de söz konusu konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe başlığı altında (2-b) paragrafında açıklanan katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkin nedenle Ortaca 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.06.2022 tarihli ve 2022/117 Esas, 2022/443 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin ve sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasına “Katılan kendisini vekille temsil ettirdiğinden 5.100 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılana ödenmesine” cümlesinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.06.2023 tarihinde karar verildi.