Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2022/15206 E. 2023/4441 K. 21.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/15206
KARAR NO : 2023/4441
KARAR TARİHİ : 21.06.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/2815 E., 2022/2789 K.
SUÇ : Kasten öldürme
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Sanıklar … ve … müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Uşak 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.04.2022 tarihli ve 2021/46 Esas, 2022/281 Karar sayılı kararı ile;
a. Sanıklar … ve … hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 … maddesinin birinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,

b. Sanıklar … ve … hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 81 … maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, sanık … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 58 … maddesi uyarınca cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,

2. … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 05.10.2022 tarihli ve 2022/2815 Esas, 2022/2789 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik Cumhuriyet savcısı (aleyhe) ve sanıklar müdafiilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 … maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanıklar müdafiilerinin temyiz sebepleri; iştirak iradesini gösteren delil bulunmadığına, eksik inceleme ile karar verildiğine, maktulün silahlı saldırısı nedeniyle meşru savunma koşulları oluştuğuna, mahkûmiyetlerin hatalı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

1. Temyiz dışı firari sanık …’ın … isimli taş ocağını işlettiği, sanık …’nin şantiye şefi olup, işlerle aktif olarak ilgilendiği, sanıkların aynı bölgede taş ocağı bulunan maktul …’dan mıcır aldıkları, girdikleri ihalede taşların istenen özellikte olmaması nedeniyle maktulden taş almayacaklarını söylemeleri ile sanıklar … ve şantiye şefi olan … ile maktul arasında bu nedenle anlaşmazlık meydana geldiği, sanıkların iddiasına göre maktulün kendisinden taş almaları konusunda ısrarcı olduğu, sanıkların almak istemediği, karşılıklı tehdit ve hakaret iddiaları bulunduğu, olaydan 1 gün önce … isimli işyerinin iddiaya göre kurşunlandığı, bu hususun maktulden bilindiği,

Olay günü maktulün akrabaları … ve …’nin kendi şantiyelerine ait araçla sanıklara ait şantiyenin önünden geçtikleri, sanıkların … ve …’yi silahla durdurup tehdit edip gönderdikleri, yol üzerinde beklemeye başladıkları, bir süre sonra maktulün sevk ve idaresindeki aracı ile aynı yoldan geldiği sırada sanıklar tarafından maktulün aracının tarandığı, aracın şarampole yuvarlandığı, maktulün ateşli silah mermi çekirdeği isabetine bağlı karaciğer, diyafram, akciğer, büyük damar yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu öldüğü, maktulün ölümü nedeniyle şantiyenin sahibi firari sanık …’ın kardeşi …, şantiye şefi …, koruma olarak şantiyede bulunan sanık … ve iş başvurusunda bulunmak amacıyla geldiğini iddia eden sanık …’un maktulün ölümünden iştirak halinde sorumlu oldukları kanaatiyle mahkûmiyetlerine karar verildiği anlaşılmıştır.

2. Sanıkların inkara dayalı savunmaları, müşteki ve tanık anlatımları, otopsi raporları, olay yeri inceleme tutanakları, krokiler, kamera görüntüleri, çözüm tutanakları, fotoğraflar, teşhis, kriminal raporlar, yargılama sürecine ait evraklar dosya arasında bulunmaktadır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen Olay ve Olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Sanıklar müdafiilerinin; eksik incelemeye, sanıkların suçu işlemediklerine, meşru savunma koşulları oluştuğuna, cezalandırılmalarına dair kararların hatalı olduğuna yönelen temyiz sebepleri yönünden;
İleri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanıklar tarafından fiil üzerinde hakimiyet kurulmak suretiyle iştirak iradesi altında gerçekleştirildiğinin saptandığı, izlenen kamera görüntüleri, alınan beyanlar ve dosya kapsamına göre, sanıkların ateşli silahlarla yolu kesmek suretiyle önce maktulün akrabaları olan … ve…’yı durdurdukları, onları gönderip yol üzerinde beklemeye başladıkları, maktulün 4 dakika sonra olay yerine kendi aracıyla geldiği, maktulden sanıklara yönelen başka türlü def etme imkanı bulunmayan haksız ve orantısız bir eylem bulunduğuna dair delil elde edilemediğinden meşru savunma koşullarının oluşmadığı, sanıkların iştirak halinde suçu işledikleri kabulü ile atılı suçtan mahkûmiyetlerine dair mahkemenin takdir ve değerlendirmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından anılan temyiz sebeplerinin incelenmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 05.10.2022 tarihli ve 2022/2815 Esas, 2022/2789 Karar sayılı kararında sanıklar müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz

incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğu ile TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Hükmolunan ceza miktarları ve tutuklulukta geçirilen süreler dikkate alınarak sanıklar …, …, …, … müdafilerinin tahliye taleplerinin REDDİNE,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Uşak 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

21.06.2023 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

İnceleme konusu yapılan … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesininin 2022/1285 Esas ve 2022/2789 Karar sayılı ilâmında uyuşmazlık konusu olan husus bir kısım sanıklar yönünden tahrik derecesinin ne olduğu yolunda toplanmaktadır.
İlk tespit şudur; bu olayda ÖRGÜT-ÇETE-MAFYA çatışması YOKTUR. Yine TASARLAMA-PUSU YOKTUR.
Temelde, ilçede iki ayrı Taş ocağı işletmesi vardır. Bunlardan maktulün işletmecisi olduğu şantiye ve ocak daha eskidir. Sanıkların tarafı olduğu … isimli şantiye ve ocak sonradan açılmıştır.
Sanık tarafın işlettiği şantiye, ilk başta maktulün sahibi olduğu şantiyeden taş alımı yapmaya başlamıştır. Ancak, bu alınan taşlar Karayollarının kriterlerini karşılamayınca bu defa … bu ticari ilişkiyi bitirmiştir. İşte ASIL SORUN BU NOKTADA BAŞLAMIŞTIR.
Maktul taraf, taş alımının kendilerinden yapılması konusunda ısrarcı olmaya başlamış ve dahası tanık anlatımlarına göre maktul kardeşleriyle … ŞANTİYESİNE gelerek, şantiye şefini, küfürlü şekilde, silah gösterip taşları kendisinden almak zorunda olduklarını sanık tarafa söylemiştir. Bu mesele olaydan 3-4 gün önce olmuştur.

Devam edegelen taş alım ısrarının sonunda, maktul taraftan sanık tarafa yönelen tehditleri vardır.
Olaydan 1 gece önce beyanları alınan tanık ocak bekçileri bir aracın … şantiye bekçi kulübesine silah sıktığını söylemişlerdir. Buna ilişkin fotoğraflar dosyasında vardır.
Aşağıda ismi zikredilen iki tanık şantiyeye silah sıkan kişinin maktul olduğunu araç tanımı ve bizzat kendisinden duymak suretiyle teyit etmektedir.
Dolayısıyla, süregelen ticari zorlama, tehdit boyutuna ulaşmış ve …’a bir zorunluluk diktesi yapılmıştır. Bu tehdit ilk önce ticari zorlama olarak başlamış arkasından tanık beyanlarına göre sanık tarafın şantiyesine maktul ve yakınları ile birlikte silahlı olarak gelinmek ve olaydan bir gece önce sanık tarafın şantiyesi kurşunlanmak suretiyle silahlı tehdit boyutuna ulaşmıştır.
İşte bu nedenle, işletmenin ortakları ve sahipleri olan Tan grubu ile, taş alım konusunda bizzat zorlamaya maruz kalan Şantiye şefi … Uygun açısından bir tahrik oluşur.
Mahkeme, ilk haksız hareketin kimden geldiği yolunda bir belirleme yapılamadığından tahrik derecesini asgari olarak uygulamıştır.
Oysa davada ilk haksız hareket bellidir. Maktul, sanık tarafı kendisinden alışveriş yapmaya zorlamış, tehdit etmeye başlamış ve sanık tarafın şantiyesini kurşunlamıştır. Bu konuda Tanık … beyanı ve Tanık … beyanları çok nettir. … şantiyesine gece silah sıkan maktuldür. Üstelik bu kurşunlanma, bir önceki silahlı tehdit olayından daha sonra ve çatışmanın yaşandığı günün ilk gece saatlerinde olmuştur.
Bu durumda süregelen silahlı tehditler nedeniyle tahrik derecesi asgari oranın üzerinde olmalıdır. Zira dairenin yerleşik uygulamaları çerçevesinde basit müessir fiil, basit küfür, hakaret gibi hususlar asgari tahriki gerekli kılarken mevcut davada olayın özellikleri daha fazla tahrik indirimi uygulanmasını gerekli kılar.
Davada oluş ve kabule göre ve maddi deliller çerçevesinde asgari tahrikin fazlasının uygulanmasını gerekli kılan çok önemli bir olgu ve delilleri vardır. O da şöyledir:
Maktulün aracından ateş edildiği yolunda somut ve net deliller vardır. Bunlar şöyledir;
a) Maktulün tüm svaplarında atış artığı vardır. Bunlar her iki el ve yüz bölgeleridir.
b) Maktule ve araca yönelen tüm atışlar UZAK ATIŞ tır.
c) Maktulün aracının sol tarafından çıkış deliği vardır. Oysa maktulün aracının sağ yanına sanıklarca hiç atış yapılmamıştır.
d) Maktul vurulduktan sonra aracıyla şarampole düşmüştür. Ve bu aracın başına ilk gelenler maktulün kendi yakınlarıdır.
Dolayısıyla maktulün aracında silah bulunmaması açıklanabilir bir durumdur ve tüm bulgular araç içinden maktul tarafından ateş edildiğini göstermektedir.
Bu durumda yerleşik uygulamalara göre zaten tek başına karşılıklı çatışma olgusu ile taraflar yönünden makul tahrik oranını gerekli kılmaktadır.
Neticeten maktul tarafın taş alımı Kanun’daki zorlayıcı, sürekli ve artık silahlı tehdite ulaşan davranışları nedeniyle, olay günü, ilk önce yeni bir tehdit veya saldırı beklentisinde olan sanıkların, maktulün yeğenleri ve adamlarını taşıyan minibüse yönelik caydırıcı olarak havaya ateş etmesiyle başlayan olayda, hemen arkasından mevcut delillere göre silahlı olarak olay yerine gelen maktule ateş

ederek tahrik altında adam öldürme suçunu işledikleri kabul edilen davada; süregelen tehditler ve maktul tarafından münibüs aşamasından sonra dışarı doğru ateş edildiğini gösteren somut deliller dikkate alındığında … ve … Uygun yönünden tahrik derecesinin en az makul düzeyde uygulanması dosya kapsamı ve dairenin yerleşik tahrik uygulama kıstasları çerçevesinde gerekir iken asgari düzeyde tahrik uygulanması tarafımızca doğru bulunmamakla kararın asgari tahrik uygulanmak suretiyle onanması yönünde görüş açıklayan Sayın çoğunluğa iştirak etmiyoruz.