YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/15395
KARAR NO : 2023/2396
KARAR TARİHİ : 27.04.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sarıkaya Asliye Ceza Mahkemesinin 22.02.2018 Tarihli ve 2017/100 Esas, 2018/69 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı
Kanun) 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) ve son bentleri, 87 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ertelenmesine, 51 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 1 yıl 6 ay 22 gün yıl denetim süresi belirlenmesine karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 16.11.2018 Tarihli ve 2018/1215 Esas, 2018/2343 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin ve sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) ve son bentleri, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ertelenmesine, 51 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca iki yıl denetim süresi belirlenmesine karar verilmiştir.
3. … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 16.11.2018 Tarihli ve 2018/1215 Esas, 2018/2343 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 13.04.2021 Tarihli ve 2021/2854 Esas, 2021/6664 Karar sayılı kararı ile hükme esas alınan adli rapor hüküm kurmaya elverişsiz olduğundan katılanın yaralanmasına ilişkin kati rapor alınması gerekliliği nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4. … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 02.07.2021 Tarihli ve 2021/795 Esas, 2021/1797 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, 87 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 4 yıl 8 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ancak 5271 sayılı Kanun’un 283 üncü maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkı gözetilerek cezasının 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası üzerinden infazına ve 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ertelenmesine, 51 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca iki yıl denetim süresi belirlenmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri sanık hakkında erteleme hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine, vekalet ücretinin hatalı belirlendiğine ilişkindir.
B. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri adli muayene rapor içeriğine, katılanın yaralanmasının sanığın eylemi sonucunda gerçekleşmediğine, meşru savunmaya, haksız tahrik indirim oranına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık ile katılanın akraba oldukları, olay günü tanık A.Ö.’den kiralanan tarladaki hasadın katılan tarafından kaldırılması nedeniyle tartıştıkları, bu sırada sanığın katılanın yüzüne yumruk vurup, onu düşürmek suretiyle yaraladığı kabul edilmiştir.
2. Sanığın tevil yollu ikrarı, şikayetçinin ve tanıkların beyanları tespit edilerek dosya içerisine eklenmiş, şikayetçinin yaralanmasına ilişkin düzenlenen adli rapor dosyada mevcuttur.
3. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek gereklerinin yerine getirildiği belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
Katılan vekilinin sanık hakkında erteleme hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine, vekalet ücretinin hatalı belirlendiğine ve sanık müdafiinin adli muayene rapor içeriğine, katılanın yaralanmasının sanığın eylemi sonucunda gerçekleşmediğine, meşru savunmaya, haksız tahrik indirim oranına ilişkin temyiz itirazlarına yönelik:
İleri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin sanığın tevil yollu ikrar içeren savunmaları, şikayetçinin ve tanıkların beyanları ile adli muayene raporlarıyla saptandığı, hükme esas alınan Kayseri Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 16.06.2021 tarihli adli tıp raporunun yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, eyleme uyan suç vasfı ile yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, somut olayda meşru savunma koşullarının oluşmadığı, katılandan sanığa yönelen ve haksız tahrik oluşturan eylemlerin niteliği ve ulaştığı boyut da dikkate alınarak sanık hakkında haksız tahrik indirimi uygulanmasının ve belirlenen indirim oranının isabetli olduğu, sanığın cezasının ertelenmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, katılanlar lehine hükmedilen vekalet ücretinin karar tarihi itibariyle doğru tespit edildiği, mevcut deliller ile yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, anılan temyiz sebeplerinin incelenmesinde, hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 02.07.2021 Tarihli ve 2021/795 Esas, 2021/1797 Karar sayılı kararında katılanlar vekilince ve sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, Üyeler … ve …’ın karşı oyu ve oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Sarıkaya Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.04.2023 tarihinde karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Tüm dosya kapsamı ve mahkemenin kabulüne göre; Tarafların akraba olup aynı köyde ikamet ettikleri, olay tarihinde tanık A.Ö.’den kiralanan tarladaki hasadın kaldırılması nedeniyle sanık ile katılanın tartıştıkları, sanığın tartışma sırasında katılanın yüzüne yumruk atarak katılanı yere düşürmek suretiyle yaraladığı anlaşılmıştır.
Sarıkaya Asliye Ceza Mahkemesinin 22.02.2018 tarihli ve 2017/100 Esas, 2018/69 Karar sayılı kararı ile sanığın kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/1, 87/1-d-son, 87/3, 29, 62, 53. maddeleri uyarınca 1yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 51. maddesi uyarınca hapis cezasının ertelenmesine ve 1yıl 6 ay 22 gün denetim süresi belirlenmesine karar verildiği;
Kararın katılan vekili ve sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 16.11.2028 tarihli ve 2018/1215 Esas, 2018/2343 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek duruşmalı yapılan inceleme neticesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 280/2. maddesi uyarınca Sarıkaya Asliye Ceza Mahkemesinin 22.02.2018 tarihli ve 2017/100 Esas, 2018/69 Karar sayılı hükmünün kaldırılarak sanık hakkında kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/1, 87/1-d-son, 29, 62, 53. uyarınca 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 51 maddesi uyarınca hapis cezasının ertelenmesine ve 2 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verildiği;
Kararın sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 13.04.2021 tarihli ve 2021/2854 Esas, 2021/6664 Karar sayılı kararı ile hükme esas alınan adlî rapor hüküm kurmaya elverişli olmadığından katılanın yaralanmasına ilişkin yeniden rapor alınması gerektiğinden bahisle kararın bozulmasına dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği;
… Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 02.07.2021 tarihli ve 2021/795 Esas, 2021/1797 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/1, 87/2-b, 29, 62, 53. uyarınca 4 yıl 8 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına 5271 sayılı Kanun’un 283. maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkı gözetilerek cezasının 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası üzerinden infazına ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 51 maddesi uyarınca hapis cezasının ertelenmesine ve 2 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verildiği;
Kararın sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucu … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin kararının onanmasına oy çokluğu ile karar verilmiştir.
Dairemiz sayın çoğunluğu ile aramızdaki uyuşmazlık sanığın erteleme sınırları dışında kalan hapis cezasının kazanılmış hak uygulaması nedeniyle ertelenip ertelenemeyeceği husundan kaynaklanmaktadır.
Kazanılmış hak kavramına Usul hukukuna ilişkin olarak Ceza Usul Kanunlarımızda yer verilmiş olup kanun metinlerinde benzer şekilde düzenlenmiştir.
1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 326 ncı maddesinde Davaya Yeniden Bakacak Mahkemenin Hak ve Mecburiyetleri başlığında düzenlenmiş olup 326 ncı maddenin son fıkrasında “Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 291 inci maddede gösterilen kimseler tarafından temyiz edilmiş ise yeniden verilen hüküm, evvelki hükümle tayin edilmiş cezadan daha ağır olamaz”,
5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 283 üncü maddesinde Sanık Lehine Başvurma halinde Verilecek Hüküm başlığında düzenlenmiş olup madde metninde “İstinaf yoluna sanık lehine başvurulmuşşa, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz”,
5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 307 nci maddesinde Davaya Yeniden Bakacak Mahkemenin İşlemleri başlığında düzenlenmiş olup 307/5 inci fıkrasında “Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 262 nci maddede gösterilen kimselerce temyiz edilmiş ise yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz” şeklinde düzenlenmiştir.
Görüldüğü üzere gerek istinaf kanun yoluna gerekse temyiz yoluna sanık lehine başvurulması halinde madde metinlerinden açıkça anlaşılacağı üzere yeniden verilecek hüküm önceki hükümle verilen cezadan daha ağır olamayacaktır. Yukarıda yazılan madde metinlerinde bu kuralın cezanın türü ve süresi
yönünden geçerli olduğu ve yerleşik yargısal uygulamalarda sanığın ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkı olarak ifade edildiği, suçun niteliği yönünden kazanılmış hakkın uygulanamayacağı kabul edilmiştir.
Madde metinlerinde sözü edilen ceza kavramı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 45 nci maddesinde “suçların karşılığında uygulanan yaptırım olarak cezalar hapis ve adlî para cezalarıdır.” şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 46 ncı maddesinde hapis cezaları, 47 nci maddesinde Ağırlaştırılmış müebbet hapis, 48 inci maddesinde Müebbet hapis, 49 uncu maddesinde Süreli hapis cezalarının düzenlendiği, Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımların düzenlendiği 50 nci maddesinin beşinci fıkrasında “Uygulamada asıl mahkumiyet bu madde hükümlerine göre çevrilen adlî para cezası veya tedbirdir.” şeklinde düzenmiştir. Benzer şekilde 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 11 nci maddesinde cezalar türlerine göre hapis ve para cezası şeklinde düzenlenmiştir. Bu açık düzenlemeler karşısında kazanılmış hak nedeniyle madde metinlerinde sözü geçen cezanın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun tanımlanan hapis cezası, para cezası veya seçenek yaptırımlara çevrilen para cezası veye tedbir olduğu kuşkusuzdur. Bu kapsamda cezanın türü ve miktarı dışında kalan hususları kazanılmış hakkın kapsamına almak imkansızdır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Yargıtay Ceza Dairelerinin yerleşik içtihatlarında kazanılmış hak ilkesinin yalnız cezanın türü ve miktarına hasredildiği, bunun dışında kanuna aykırı hallerin aleyhe bozma yasağı kapsamında değerlendirilmeyerek bozma nedeni sayıldığı, sanık lehine temyize rağmen cezanın türü ve miktarına dokunulmadan sanığın durumunu ağırlaştıran bozma kararları verildiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda Yargıtayın istikrar bulmuş uygulamasında sanık lehine temyize rağmen hırsızlık gasp, kasten yaralama kasten öldürmeye teşebbüse, taksirle ölüme sebebiyet olası kastla öldürme veya kasten öldürme kabul edilmek suretiyle sanık aleyhine ağır sonuçların ortaya çıkmasına karşın suç vasfının yanlış belirlenmesi nedeniyle bozma kararları verildiği görülmektedir.
Cezanın ertelenmesi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 51 maddesinde düzenlenmiş olup 51 inci maddenin birinci fıkrasında “İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkum edilen kişinin cezası ertelenebilir. Bu sürenin üst sınırı, fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış veya altmış beş yaşını bitirmiş olan kişiler bakımından üç yıldır.” şeklinde ceza miktarı sınırlandırılmıştır.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamasında bozma öncesi sanık hakkında cezanın ertelenmesine karar verilmesi halinde sanık lehine temyize karşın kararın bozulması halinde usuli müktesep hak olarak bozma sonrası verilen kararda cezanın ertelenmesine karar verilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Ancak bozma sonrası verilen kararda verilen cezanın erteleme sınırları içerisinde olması gerekli olup erteleme sınırları dışında bir cezanın belirlenmesi halinde kazanılmış hak nedeniyle cezanın ertelenmesi mümkün olmayacaktır. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.03.2008 tarihli ve 2008/6-47 Esas, 2008743 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere “sanığın önceki yanılgılı uygulama nedeniyle ortaya çıkan hafif sonuç cezadan, ikinci kez mahkumiyetin sonuçlarını da kapsayacak şekilde yararlandırılmasını sağlayacak, sanığa daha önce bir kez tanınmış olan atıfet genişletilmek suretiyle hakkaniyete aykırı sonuçların doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin zedelenmesine yol açmış olacağının” kabul edilmesi karşısında
somut olaya bakıldığında … Bölge Adliyesi 1. Ceza Dairesi tarafından sanığın kasten yaralama suçundan 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın ertelenmesine karar verildiği, kararı sanığın temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından katılanın adlî tıp kurumundan kati raporunun aldırılması gerektiğinden bozulmasına karar verildiği, … Bölge Adliyesi 1. Ceza Dairesi tarafından bozma ilamına uyularak katılanın alınan kati raporuna göre duyu ve organlarından birinin yitirilmesi niteliğinde yaralandığının anlaşılması üzerine kasten yaralama suçundan yapılan uygulamada 4 yıl 8 ay 7 gün hapis cezasının belirlendiği, 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 283. maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkı gözetilerek 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası üzerinden infazına ve hapis cezasının ertelenmesine karar verildiği, bu kapsamda bozma sonrası sanık hakkında 4 yıl 8 ay 7 gün hapis cezasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 51 inci maddesinde belirlenen 2-3 yıllık erteleme sınırları dışında olduğu, yerleşik yargısal uygulamalarda infaz edilecek cezanın kazanılmış hak kapsamındaki ceza miktarı olduğundan mahkemece sanığın kazanılmış hakkı gözetilerek 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası üzerinden infazına karar verildiği halde erteleme sınırları dışında kalan 4 yıl 8 ay 7 gün hapis cezasının kazanılmış hakka yanlış anlam verilerek ertelenmesine karar verilerek çifte atıfet yapıldığı, yukarıdaki açıklanan Yargıtay Ceza genel kurul kararına aykırı olacak şekilde kazanılmış hak nedeniyle hem ceza miktarının indirildiği hem de erteleme sınırları dışındaki hapis cezasının ertelendiği anlaşılmıştır.
Sanık lehine temyiz yoluna başvurulması nedeniyle sanık aleyhine bir sonucun ortaya çıkması söz konusu ise de yukarıda ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere usul kanunlarımızda kazanılmış hakkın sadece cezanın türü ve miktarını kapsadığı, diğer hallerin kazanılmış hak kapsamında öngörülmediği, suçun kasten yaralama yerine kasten öldürme suçu olarak kabul edilerek suç vasfı nedeniyle verilen bozma kararlarınında da sanık aleyhine ağır sonuçların doğduğu, cezanın infaz usulleri, cezaevinde geçirilecek süre, açığa ayrılma ve denetimli serbestlikten yararlanma süreleri yönünden sanık aleyhine durumların söz konusu olduğu açıktır. 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 283. maddesine göre “yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz” şeklinde düzenlenen kazanılmış hakkın, yerleşik yargısal uygulamalara göre hüküm fıkrasında sanık hakkında kanunun tüm arttırım ve eksiltmeye ilişkin maddeleri ve seçenek yaptırımlara ilişkin hükümler uygulandıktan sonra bulunan sonuç cezanın önceki hükümle belirlenen cezadan daha ağır olayamayacağı gözetilerek 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 283. maddesi uyarınca uygulama yapıldığı, başka bir deyişle hüküm fıkrasında sonuç ceza belirlendikten sonra 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 283. maddesinin uygulandığı, bu şekilde kazanılmış hak uyarınca belirlenen cezanın infazına karar verileceğinden kazanılmış hak uygulamasından sonra belirlenen ceza miktarı üzerinden artık seçenek yaptırımların uygulanması da söz konusu olmayacaktır. Nitekim … Bölge Adliyesi 1. Ceza Dairesi tarafından ceza uygulaması yapılarak 4 yıl 8 ay 7 gün hapis cezası belirlendikten sonra 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 283. maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkı gözetilerek cezanın 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası üzerinden infazına karar verildiği anlaşılmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Yargıtay Ceza Dairelerinin yerleşik içtihatlarında kazanılmış hak ilkesinin yalnız cezanın türü ve miktarına hasredildiği, bunun dışında kanuna aykırı hallerin aleyhe bozma yasağı kapsamında değerlendirilmeyerek bozma nedeni sayıldığı nazara alındığında … Bölge Adliyesi 1. Ceza Dairesi tarafından bozma öncesi yanılgılı uygulama ile belirlenen sonuç ceza nedeniyle kazanılmış hak
gözetilerek bir kez tanınmış atıfet ilkesi genişletilmek suretiyle erteleme sınırları dışında belirlenen 4 yıl 8 ay 7 gün hapis cezasının kazanılmış hak ve atıfet kurallarına yanlış anlam verilerek ertelenmesine karar verilerek çifte atıfet yapılması hukuka aykırı olduğundan … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 02.07.2021 tarihli ve 2021/795 Esas, 2021/1797 Karar sayılı kararının sanık hakkında erteleme hükümlerinin uygulanması nedeniyle bozulmasına karar verilmesi gerektiği görüşüyle Dairemiz sayın çoğunluğunun onama kararına katılmıyoruz.