Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2022/6031 E. 2023/468 K. 16.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/6031
KARAR NO : 2023/468
KARAR TARİHİ : 16.02.2023

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.10.2021 tarih ve 2021/263 Esas – 2021/378 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 63 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 14.02.2022 tarihli ve 2021/1698 Esas, 2022/128 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; suç vasfının yaralama olarak kabulü gerektiği ve asgari (1/4) oranda haksız tahrik indirimi uygulanması gerektiği görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Öldürme kastı bulunmadığından bahisle suç vasfına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Arkadaş olan mağdur ile sanık arasında olay tarihinde kesin olarak tespit edilemeyen bir sebeple tartışma yaşandığı, bu sırada sanığın ele geçirilemeyen bıçakla mağduru kulak altında boyundan, yanak ve oksipital bölgelerinden yaraladığı, devamında olay yerinden kaçtığı anlaşılmıştır.

Suç vasfı yönünden; Sanığın mağdurun hayatî bölgelerinden olan boyun bölgesini hedef alarak, birden fazla kez bıçakla hamle yapmış olması, sanığın eylemini sonlandırmayarak mağdurun yüz ve boyun bölgesinin farklı yerlerinden bıçaklamaya devam ederek eylemi gerçekleştirmedeki kararlı duruşu, olaydan sonra mağdurun bıçak darbeleri neticesinde yaralanmasına rağmen sanığın mağduru hastaneye yetiştirip tedavi ettirmek yerine olay yerinden kaçmış olduğu, mağdurun alınan beyanlarında da, sanığın kendisini bıçakla boynundan, yüzünden, kulağının arkasından birden fazla kez bıçakladığı yönündeki beyanları, bu beyanların mevcut adli tıp kurumu raporu ile uyumlu olduğu, tüm bu hususlar nazara alındığında, sanığın mağdura karşı kasten öldürme suçunu işlediği sabit kabul edilmiştir.

2. Sanık, mağduru bıçakla yaraladığını kabul etmekle birlikte, öldürme kastı olmadığını savunmuştur.

3. Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 25.04.2021 tarihli adlî muayene raporunda, “sağ kulak altında sağ boyun zone 2 bölgesinde kas dokusunu de içeri alan kesici delici alet yaralanması, sol yanakta ağız içine uzanan kesi, sol oksipital bölgede kesi” olduğu belirtilmiştir.

4. Adlî Tıp Kurumu İstanbul Adlî Tıp Şube Müdürlüğünün 15.06.2021 tarihli raporunda, yaralanmanın, “…kişinin yaşamını tehlikeye sokmadığı, basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı,” belirtilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Tebliğnamedeki Haksız Tahrike Yönelik Bozma Görüşü Yönünden
Sanığın soruşturma aşamasındaki savunmalarına, mağdur beyanına ve tüm dosya kapsamına göre, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesi uyarınca haksız tahrik hükümlerinin uygulanmamasında bir isabetsizlik görülmediğinden, Tebliğnamedeki görüşe iştirak olunmamıştır.

B. Suç Vasfına Yönelen Temyiz İstemi Yönünden
Sanığın aralarında husumet bulunmayan ve arkadaşı olan mağduru, olay günü alacak verecek meselesinden çıkan bir tartışma sonucu bıçakla birden fazla kez yaşamı tehlikeye sokmayacak ve basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaraladığı, devamında eylemine kendiliğinden son vererek mahallinden kaçtığı olayda, mağdur ve sanık arasında öldürmeyi gerektirir husumet bulunmaması, suçun işlenmesinden, özellikle yaralamanın niteliği ve eyleme son veriliş şekli birlikte gözetildiğinde öldürme kastını açığa çıkaran kesin bir delil bulunmadığı anlaşıldığından, Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı İstanbul Adlî Tıp Şube Müdürlüğü Raporunda, “… Sabit iz yönünden rapor tanzimi için 3 ay sonra muayene için gönderilmesi gerektiği”nin belirtilmesi karşısında, sınır dışı edildiği bildirilen mağdurun yurda dönme ihtimaline binaen tüm tedavi evrakları, varsa film ve grafileri ile adli muayene raporu ile birlikte en yakın Adlî Tıp Kurumuna sevki sağlanarak, yapılacak fiziki muayenesini müteakip, yaralanmaların sabit iz niteliğinde olup olmadığı hususunda, 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerinde belirlenen ölçütlere göre rapor aldırılması ancak mağdurun makul sürede bulunamaması durumunda dosya kapsamında bulunan mevcut Adlî Tıp Şube Müdürlüğü raporu doğrultusunda, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci madesinde sayılan cezanın bireyselleştirilmesindeki ölçütler ve 3 üncü maddesindeki orantılılık ilkesi de nazara alınarak alt sınırdan ayrılmak suretiyle kasten silahla yaralama suçundan hüküm kurulması yerine suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde kasten öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde (B) paragrafında açıklanan nedenle sanık müdafiinin suç niteliğine ilişkin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 14.02.2022 tarihli

ve 2021/1698 Esas, 2022/128 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Bozma nedeni göz önünde bulundurulduğunda, sanığın başka bir suçtan tutuklu veya hükümlü değil ise derhal TAHLİYESİNE,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca takdîren İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

16.02.2023 tarihinde karar verildi.