Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2022/6241 E. 2023/353 K. 08.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/6241
KARAR NO : 2023/353
KARAR TARİHİ : 08.02.2023

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık hakkında hükmolunan netice cezanın türü ve miktarı itibarıyla, 1412 sayılı Kanun’un 318 inci maddesi uyarınca sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kars Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.09.2012 tarihli ve 2012/122 Esas, 2012/251 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Bu kararın sanık ve müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 03.02.2015 tarihli ve 2013/5906 Esas, 2015/378 Karar sayılı ilâmıyla;
“Mağdur …’a ait raporların mevcut haliyle hüküm kurmaya elverişli olmadığı hususu dikkate alınarak, Mağdur …’a ait tüm tıbbî evrak ve raporlar, film ve grafilerin Adlî Tıp Kurumu’na gönderilerek, mağdurdaki yaralar yönünden; TCK’nın 86 ve 87. maddeleri kapsamında rapor aldırılması ve sonucuna göre sanık …’ın hukukî durumunun saptanması gerektiği gözetilmeksizin, yetersiz rapor ile yetinilerek eksik soruşturma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,”
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. Kars Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.03.2016 tarihli ve 2015/139 Esas, 2016/104 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanunu’nun 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

4. Bu kararın sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 24.01.2018 tarihli ve 2016/5309 Esas, 2018/217 Karar sayılı ilâmıyla;
“Mağdur hakkında düzenlenen Kars Adlî Tıp Şube Müdürlüğünün 10.04.2015 tarihli raporunda ”Şahsın yaşamını tehlikeye soktuğu, vücuttaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisi hafif, orta ve ağır olarak sınıflandırıldığında; şahısta saptanan kırığın, hayat fonksiyonlarını AĞIR (4) derecede etkileyecek nitelikte olduğu”, Kars Adlî Tıp Şube Müdürlüğünün 03.03.2016 tarihli raporunda ise ”Şahsın yaşamını tehlikeye sokmadığı, yüzünde sabit iz niteliğinde olduğu, vücuttaki kemik kırığının

hayat fonksiyonlarına etkisi hafif, orta ve ağır olarak sınıflandırıldığında; şahısta saptanan kırığın, hayat fonksiyonlarını ORTA (2) derecede etkileyecek nitelikte olduğu, duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması veya yitirilmesi niteliğinde olmadığı” ibareleri bulunması karşısında, söz konusu raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için mağdurun tüm tedavi evrakları ve grafileri ile birlikte dosyanın Adlî Tıp Kurumu ilgili ihtisas kuruluna gönderilerek rapor aldırılmadan, rapor sonucuna göre sanığın hukukî durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,”
Nedeniyle bozulmasına ve 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sonuç ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına karar verilmiştir.

5. Kars 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.02.2020 tarihli ve 2018/55 Esas, 2020/37 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanunu’nun 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri;
1. Sanığın meşru savunma altında hareket ettiğine,
2. Haksız tahrik indiriminin en üst sınırdan uygulanması gerektiğine,
3. Alt sınırdan uzaklaşılarak fazla ceza tayin edildiğine,
4. Vesaire,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Aralarında önceye dayalı husumet bulunan sanık ve mağdurun olay günü köy meydanının yanındaki marketin önünde karşılaştıkları, ilk haksız hareketin kimden geldiği tespit edilemeyen şekilde karşılıklı olarak birbirlerine saldırdıkları, sanığın silahtan sayılan bir cisimle mağdurun kafasına vurarak sol frontal sinüs kırığı hayat fonksiyonlarını orta (2 nci) derecede etkileyecek ve mağdurun yüzünde sabit ize neden olacak şekilde yaraladığı, aynı olayda mağdurun eylemi nedeniyle sanığın da bıçakla hayatî tehlikeye neden olacak şekilde yaralandığı anlaşılmıştır.

2. Sanık üzerine atılı suçu ikrar etmiştir.

3. Olaya ilişkin bilgi sahibi olan tanıkların beyanları dava dosyasında mevcuttur.

4. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (4) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilmiştir.

5. Bozma ilamı sonrası yapılan yargılama sırasında sanığın eylemi neticesinde mağdurda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak çelişkileri gideren; Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulu tarafından tanzim olunan, 23.05.2018 ve 16.10.2019 tarihli;

“Mağdurun sol frontal sinüs kırığına neden olan yaralanmasının;
“-Kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı,
– Kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı,
– Vücudundaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisi Hafif (1), Orta (2-3) ve Ağır (4-5-6) olarak sınıflandırıldığında; şahısta saptanan kırığın hayat fonksiyonlarını Orta (2) derecede etkileyecek nitelikte olduğu,
– Kişi hakkında düzenlenmiş tıbbî belgelerde tarif edilen ve kişinin 04.10.2019 tarihinde Kurulumuzda yapılan muayenesinde yüz sınırları içerisinde tespit edilen yara izinin belirli bir mesafeden, belirgin bir dikkat sarf etmeden, ilk bakışta fark edildiğine göre, yüzde sabit iz niteliğinde olduğu,”
Görüşlerini içerir adlî muayene raporları dava dosyasında mevcuttur.

6. Sanık hakkında Erzurum Adlî Tıp Şube Müdürlüğünce tanzim olunan, 13.06.2012 tarihli adlî muayene raporunda; “yaralanmasının kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olduğu” şeklinde görüş beyan edildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Fazla Ceza Yönünden
Sanığın eylemi nedeniyle mağdurun yüzünde sabit ize ve hayat fonksiyonlarını orta (2 nci) derecede etkileyen kemik kırığına neden olacak şekilde yaralandığı olayda, birden fazla nitelikli halin ihlali ile atılı suçu işleyen sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın kastının yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen “cezada orantılılık ilkesi” dikkate alınarak sanık hakkında belirlenen temel cezanın sonuca etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Meşru Savunma ve Haksız Tahrik Yönünden
Oluşa ve tüm dosya içeriğine göre, aralarında önceye dayalı husumet bulunan sanık ve mağdurun karşılıklı olarak birbirlerine silahtan sayılan cisimlerle saldırdıkları, meydana gelen kavga sırasında sanığın da hayatî tehlikeye neden olacak şekilde yaralandığına dair adlî muayene raporunun bulunduğu, tanıkların olayın başlangıcını görmemesi nedeniyle ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının tespit edilemediği, bu nedenle sanık lehine meşru savunma koşullarının oluşmadığı; ancak şüphe sanık lehine değerlendirilerek sanığın cezasında 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren 1/2 oranında haksız tahrik indirimi uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

C. Vesaire Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kars 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.02.2020 tarihli ve 2018/55 Esas, 2020/37 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

08.02.2023 tarihinde karar verildi.