YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/6260
KARAR NO : 2023/480
KARAR TARİHİ : 16.02.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Kasten öldürmeye teşebbüs, kasten yaralamaya teşebbüs, hakaret, mala zarar verme
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararları, mahkûmiyet
Sanık … Yönünden; İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında katılanlar …’a yönelik hakaret suçundan hükmolunan cezanın tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen mahkûmiyet kararı ve katılan …’ya yönelik kasten yaralamaya teşebbüs suçundan hükmolunan cezanın tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı ile bu suçlara yönelik temyizin niteliği dikkate alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) ve (d) bentten uyarınca hükümlerin temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir.
Sanık … Yönünden; İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında katılan …’a yönelik mala zarar verme suçundan hükmolunan cezanın tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı ile bu suça yönelik temyizin niteliği dikkate alındığında, 5271 sayılı Kanun’ un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hükmün temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir.
Sanık … Yönünden; İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’ un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 31. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.09.2015 tarihli 2014/1422 Esas, 2015/958 Karar sayılı kararıyla, sanık … hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan açılan kamu davasında eylemin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 inci maddesinin birinci fıkrası ve 35 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği kasten öldürmeye teşebbüs suçuna dönüşme ihtimaline binaen delillerin takdir ve değerlendirmesinin yüksek dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle 5235 sayılı Kanun’un 11 inci ve 12 nci maddeleri ile 5271 sayılı Kanun’un 3 üncü, 4 üncü ve 5 inci maddeleri uyarınca görevsizlik kararı verilmiştir.
2. … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.07.2017 tarihli ve 2016/172 Esas, 2017/291 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun’ un 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 11 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 25.10.2019 tarihli ve 2017/3205 Esas, 2019/2167 Karar sayılı kararıyla,
a) Sanık … hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme ile esastan reddine,
b) Sanık … hakkında mağdur …’ya karşı kasten yaralamaya teşebbüs ve mağdur …’a karşı mala zarar verme suçlarından, sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine,
c) Sanık … hakkında hakaret suçundan, sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin birinci fıkrası, dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 8 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık … müdafiinin temyiz sebepleri
1. Sanık hakkında cezai sorumluluğu yönünden Adlî Tıp Kurumu Üst Kurulundan yeniden rapor alınması gerektiğine,
2. Sanığın suçu işlemediğinden bahisle beraatine karar verilmesi gerektiğine,
3. Eksik inceleme ile karar verildiğine,
4. Kararın gerekçesiz olduğuna,
5. 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanması gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Katılan … ile inceleme dışı diğer katılanların olay günü birlikte bulundukları sırada, inceleme dışı sanık …’in alkolün de verdiği etkiyle katılan ve yanındakilere hakaret ettiği devamında olay yerinden uzaklaştırıldığı ancak bir süre sonra inceleme dışı sanığın yanında oğlu olan sanık … ile olay yerine geri döndüğü ve sanık …’ın elinde bulunan bıçakla katılan …’a birden fazla kere vurmak suretiyle katılanı yaşamını tehlikeye sokacak nitelikte yaraladığı kabul edilmiştir.
2. Katılan hakkında düzenlenen Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 21.07.2014 tarihli raporunda, “sol meme sol üst yanda 10-15 cm’lik kesi olduğu”, Adlî Tıp Kurumu … Adlî Tıp Şube Müdürlüğünün 22.12.2014 tarihli raporunda, “Yaralanmasının kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olduğu” tespit edilmiştir.
3. Sanığın, üzerine atılı suçlamayı kaçamaklı olarak ikrar ettiği belirlenmiştir.
4. Katılanın aşamalarda değişmeyen beyanları ile tanık M.D.’nin birbiri ile uyumlu beyanları dava dosyasında mevcuttur.
5. Sanık hakkında”nedamet göstermeyen fiilden sonraki davranışları ve sosyal ilişkileri” nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanmamasına karar verilmiştir.
6. Sanığın ceza sorumluluğunun tespiti yönünden Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı Adlî Tıp Birinci Üst kurulu tarafından tanzim olunan 21.05.2019 tarihli “sanığın yargılama konusu suç yönünden ceza sorumluluğunun tam olduğu” yönünde oy birliği ile açıklanan görüşü içeren adli muayene raporu dava dosyasında mevcuttur.
7. Kolluk güçleri tarafından düzenlenen 22.07.2014 tarihli CD izleme ve inceleme tutanağı ile sanığın güncel adlî sicil kaydı dava dosyasında mevcuttur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
1. Sanık … hakkında kurulan hüküm yönünden; İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
2. Sanık … hakkında kasten yaralamaya teşebbüs ve mala zarar verme suçları yönünden; İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
3. Sanık … hakkında hakaret suçu yönünden; İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında katılanlar Dilara, Semiha ve Keziban’a yönelik hakaret suçundan hükmolunan cezanın istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince mahkûmiyet kararı verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Sanık …’ın eylemi neticesinde katılanda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı … Adlî Tıp Şube Müdürlüğünce tanzim olunan ve Olay ve Olgular başlığı altında (2) numaralı paragrafta ayrıntılı içeriğine yer verilen 22.12.2014 tarihli adlî muayene raporunda; katılanın vücudunda, sol koltuk altı bölgesindeki yaklaşık 10-15 cm’lik kesi vasfındaki yaralanmanın, atelektaziye (akciğerin bir kısmının ya da akciğerlerden birinin tamamen büzüşmesi sonucu yeterince genişleyememesi) neden olduğu ve hayatî tehlikeye yol açtığı dikkate alınarak, 5237 sayılı Kanun’un 9 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası öngören 35 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ceza belirlenirken makul bir ceza tayini yerine yazılı şekilde 11 yıl hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle eksik ceza tayini, temyiz edenin sıfatı karşısında aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
A. Sanık …’in Temyiz İstemi Yönünden
1. Sanık hakkında mala zarar verme suçundan hükmolunan ceza yönünden; İlk Derece Mahkemesince hükmolunan cezanın tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı nazara alınarak 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde
yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu mala zarar verme suçunun, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadıkları dikkate alındığında, sanığın mala zarar verme suçuna yönelik temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
2. Sanık hakkında hakaret ve kasten yaralamaya teşebbüs suçlarından hükmolunan cezalar yönünden; 28.02.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinde yer verilen; ilk defa Bölge Adliye Mahkemesince verilen ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, İlk Derece Mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her türlü Bölge Adliye Mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu hakaret ve kasten yaralamaya teşebbüs suçlarının, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadıkları dikkate alındığında, sanığın kasten yaralamaya teşebbüs ve hakaret suçlarına yönelik temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Sanık … Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
Adli sicil kaydında tekerrüre esas mahkûmiyet hükmü bulunan sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin uygulanmaması, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
1. Cezai Sorumluluğuna Yönelen Temyiz İstemi Yönünden
Sanığın cezai sorumluluğu yönünden, kurul raporları arasında çelişkinin giderilmesi amacıyla alınan Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı Adlî Tıp Birinci Üst kurulu tarafından düzenlenen 21.05.2019 tarihli “ceza sorumluluğunun tam olduğu” yönünde oy birliği ile açıklanan görüş içeren adli muayene raporu karşısında, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Sübuta ve Eksik İncelemeye Yönelen Temyiz İstemi Yönünden
Katılanın aşamalarda değişmeyen beyanları ile uyumlu adlî muayene raporları, tanık ifadeleri, kaçamaklı ikrar içeren sanık savunmaları, CD izleme tutanağı karşısında, sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Gerekçeye Yönelen Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçeli karar hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 6 ncı maddesinde açıkça zikredilmemiş ise de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından içtihadî olarak geliştirilerek varlık kazanmış bir hak olup “adil yargılanma hakkı”nın en önemli unsurlarından biri olarak belirtilmiştir. Buna göre AİHM, mahkemelerin her türlü kararlarında gerekçeye yer verilmesi yükümlülüğüne değinerek aksi durumun, adil yargılanma hakkının ihlâli ile neticeleneceğine işaret etmiştir. (Dulaurans/Fransa, B. No. 34553/97, 21.03.2000; Georgiadis/Yunanistan, B. No. 21522/93, 29.05.1997 §§ 40-43; Ruiz Torija/İspanya, B. No. 18390/91, 09.12.1994; Ferreira/Portekiz, [BD], B. No: 19867/12, 28.07.2017, § 84)
Gerekçeli karar hakkı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (Anayasa) tarafından ise alenî bir şekilde güvence altına alınmıştır. Anayasa’nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer verilen; “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” şeklindeki düzenleme ile gerekçe, ilgilisi için bir hak olmanın yanı sıra bütün mahkemeler için de anayasal bir yükümlülük olarak öngörülmüştür. Ayrıca Anayasa’nın, Temel Haklar ve Ödevler kısmında yer alan “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesine, 03.10.2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesiyle eklenen “adil yargılanma hakkı”nın da bir unsuru olarak kabul edilmekte (… Ataş, B. No: 2013/1235, 13.06.2013.) ve Anayasa Mahkemesi tarafından incelenen bireysel başvurulara konu edilebilmektedir. Gerekçeli karar hakkı, Türk hukuk sisteminde anayasal düzenlemeye ek olarak kanunî olarak da güvence altına alınmıştır. 5271 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesi; “Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır.” şeklinde emredici hüküm içermektedir.
Temel bir insan hakkı olan gerekçeli karar hakkı, gerek uluslararası gerek ulusal hukukî metinlerle güvence altına alınmış olup mahkeme kararlarında gerekçeye yer verilmemesi ya da yetersiz gerekçeye yer verilmesi durumlarında gerekçeli karar hakkının ihlâli gündeme gelecek ise de AİHM tarafından ifade edildiği üzere (… Kück/Almanya, B. No: 35968/97, 12.06.2003, §§ 46,47; Khamidov/Rusya, B. No: 72118/01, 15.11.2007, § 170.) yargılama bir bütündür ve olağan kanun yolları, yargılama sürecinin bir parçasıdır ve adil yargılanma hakkı, yargılamayı bir bütün olarak kapsar. Bu nedenle gerekçeli karar hakkının ihlâl edilip edilmediği, gerekçesizlik ya da kanunî gerekçeden yoksunluğun, bir bütün olarak yargılamayı adil olmaktan çıkarıp çıkarmadığına göre belirlenir. O hâlde, sonuca etki edecek mahiyetteki bir iddianın, derece mahkemeleri tarafından gerekçede tartışılmamış olması ya da bu konuda kanunî bir gerekçeye yer verilmemiş olması durumunda söz konusu usûlî eksikliğin Yargıtay tarafından temyiz incelemesi sırasında giderilmesi mümkündür. Zira gerekçe, bağımsız ve tarafsız bir yargılamanın zorunlu bir unsuru olup gerekçede temel hak ve hürriyetler, hukuksal bir metin düzleminde değerlendirilir.
Bu açıklamalar ışığında, her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesi kararında ayrıntılı bir gerekçeye yer verilmemiş ise de Gerekçe bölümünde, ilgili temyiz sebeplerine yönelik gerekçeli değerlendirme yapılarak söz konusu eksiklik Yargıtay tarafından giderilmiş olduğundan, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
4. Takdiri İndirim Maddesine Yönelen Temyiz İstemi Yönünden
Mahkemenin “nedamet göstermeyen fiilden sonraki davranışları ve sosyal ilişkileri” şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçe ile mükerrir sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanmadığı anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
A. Sanık … Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde yer alan (A) paragrafında açıklanan nedenle sanığın temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık … Hakkında Kasten Öldürmeye Teşebbüsten Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde yer alan (B) paragrafında açıklanan nedenlerle … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 25.10.2019 tarihli ve 2017/3205 Esas, 2019/2167 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.02.2023 tarihinde karar verildi.