Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2022/6718 E. 2023/1394 K. 28.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/6718
KARAR NO : 2023/1394
KARAR TARİHİ : 28.03.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Kasten öldürme, taksirle öldürme
HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.11.2019 Tarihli ve 2019/371 Esas, 2019/556 Karar Sayılı Kararıyla,
1. Sanık … hakkında kasten öldürme suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine,

2. Sanık … hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85 … maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

B. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 04.06.2020 Tarihli ve 2020/341 Esas, 2020/761 Karar Sayılı Kararıyla,
Sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılanlar vekili ile sanık … müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 … maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri, sanıkların kasten öldürme suçundan cezalandırılmaları gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanıklar ile maktulün arkadaş oldukları, olay günü sanık …’un babasına ait iş yerine gittikleri, sanık … ile maktulün iş yerindeki asma katta bulundukları sırada sanık …’un çay demlemek amacıyla aşağı indiği, sanık … ile maktulün iş yerinde bulunan tüfeği aldıkları, sanık …’nın aksi kanıtlanamayan savunmasında belirttiği üzere maktulün tüfeğin namlusunu kendisine doğru çevirdiği, kendisinin de maktule silahla oynama diyerek silahın dipçik kısmından tutarak çektiği, bu sırada tüfeğin ateş alarak maktulün gözünden vurulduğu, tüfek sesini duyan sanık …’un geldiği, boş kartuşu alarak diğer sanık …’ya doğru fırlattığı, iki sanığın tartıştığı, tanık …ın geldiği ve polisi, ambulansı arayın demesi üzerine sanık …’un polisi aradığı olayda, sanıklar ile maktul arasında önceye dayalı husumet bulunmadığının tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı, olay yerine ait kamera görüntülerinde, olay günü sanıklar ile maktulün olay yerine bir araçla geldikleri ve araçtan indiklerinin görüldüğü, bu esnada aralarında tartışma veya kavgaya yönelik herhangi bir hareketliliğin olmadığı, sanıklar ile maktulün iş yerine girişi ile sanıkların telaşlı bir şekilde çıkışları arasındaki sürenin yaklaşık 5 dakika olduğu, bu sürenin eylemin taksirle oluşuna uygun olduğu, sanıkların maktulü kasten öldürdüklerine dair herhangi bir somut delile dosya kapsamından ulaşılamadığı, sanık …’nın maktulün elinden tüfeği almaya çalışması ve bu esnada tüfeğin

patlaması sonucunda ölümün meydana gelmesi şeklinde gerçekleşen eylemde sanığın neticeyi öngöremediği ve böyle bir neticeyi istememesine rağmen sonucun meydana geldiği, sanık …’nın olay sonrasında elini ve yüzünü yıkaması nedeniyle atış artıklarının tespit edilemediği, sanık …’un ise sağ ve sol avuç içinde atış artıklarının bulunmasının nedeni kartuşa dokunması ile olduğu yönündeki savunmasının aşılamadığı, dosyada mevcut kriminal raporda belirtildiği üzere atış yapılması halinde atış artıklarının el üstünde olması gerektiği anlaşıldığından, sanık … hakkında kasten öldürme suçundan beraatine, sanık … hakkında ise taksirle öldürme suçundan cezalandırılmasına karar verildiği belirlenmiştir.

2. Sanık … üzerine atılı suçu inkar etmiştir, sanık … üzerine atılı suçu tevil yoluyla ikrar etmiştir.

3. Maktule ait otopsi raporunda, “maktulün vücudunda sol göz çevresinde av tüfeği saçma tanesi toplu giriş yarası olduğu, ölümünün av tüfeği saçma taneleri yaralanmasına bağlı kafatası ve yüz kemikleri kırıklarıyla birlikte beyin kanaması, beyin doku harabiyeti sonucu meydana gelmiş olduğu, ölümüne neden olan atışın bitişik veya bitişiğe yakın (0-3 cm) atış mesafesinden yapılmış olduğu” belirtilmiştir.

4. Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen raporda, “12 kalibre, mekanizmalı av tüfeğinin alev gizleyeni ile birlikte namlu boyunun 53.8 cm, namlu ucu ile tetik arasının 70.8 cm uzunluğunda olduğu, seyyar dipçikli olup, tüm uzunluğunun da seyyar dipçiği açık iken 108 cm, seyyar dipçiği kapalı iken 98.5 cm olarak ölçüldüğü, atışa hazır halde yani fişek yatağında fişek var ve emniyeti açık iken tetiğine basınç kuvveti uygulanmadan çekme, çekiştirme veya sarsıntı gibi etkenlerle kendiliğinden patlamadığı, yine atışa hazır halde iken beton gibi sert bir zemine üzerine düşürülmesi ya da dipçiği yere gelecek şekilde düşmesi veya vurulması sırasında da kendiliğinden patlamadığı, fişek yatağındaki fişeğin patlaması için elektronik tetik ölçme cihazı ile yapılan ölçüm sırasında tetiğine 3.8 kg civarında basınç kuvveti uygulanması gerektiğinin tespit edildiği” belirtilmiştir.

5. Olay yeri inceleme raporu, basit krokisi, uzmanlık raporları, görüntü izleme tutanakları, iletişimin tespiti kayıtları ve katılanlar ile tanıkların beyanları dava dosyasında bulunmaktadır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından düzeltme nedeni dışında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Olay ve Olgular başlığı altında ayrıntılarına yer verildiği üzere, ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, eylemin sanık

… tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, sanık …’un ise üzerine atılı suçtan mahkumiyetine yeterli, açık ve kesin delil bulunamadığı gerekçeleri gösterilerek kabul ve takdir kılındığı, sanık … hakkında maktule yönelik kasten öldürme suçundan verilen beraat kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmakla, sanık … hakkında kurulan hükümde, hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Dosya kapsamına göre, sanıklar ve maktulün olay günü birlikte sanık …’un babasının iş yerine gittikleri, sanık …’un çay demlemek amacıyla aşağı indiği, bu sırada sanık … ile maktulün iş yerinde bulunan tüfeği aldıkları, ayrıntılarına Olay ve Olgular başlığı altında (4) numaralı bentte yer verilen av tüfeğinin uzunluğu itibariyle maktulün namlusu kendisine dönük şekilde tutarken tetiğe dokunmasının mümkün olmadığı, raporla da sabit olduğu üzere herhangi bir arızası bulunmayan tüfeğin çekiştirme ile patlamayacağı, tetiğe 3.8 kg civarında basınç kuvveti uygulanması gerektiği, dolayısıyla sanık … ile maktulden başkası bulunmayan olay yerinde, sanık …’nın elinde bulunan tüfeğin namlusu maktule baktığı sırada tüfeğin patladığı, sanık …’nın eli tetikte ise de bu sırada maktulün sanığa temas edip etmediğinin bu çerçevede tetiğe iradi basılıp basılmadığının tam olarak belirlenemediği anlaşılmakla, maktulü bilerek ve isteyerek vurduğu yönünde bir delil bulunmadığı, ancak meydana gelen ve istenilmeyen neticenin alkollü olan ve kapalı mekanda ateşli silahla oynayan sanık … tarafından öngörülebilir nitelikte olması nedeniyle, sanık …’nın 5237 sayılı Kanun’un 85 … maddesinin birinci fıkrası ve üst sınırdan (1/2) veya üst sınıra yaklaşılmak suretiyle aynı Kanun’un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca bilinçli taksirle öldürme suçundan cezalandırılması gerektiği gözetilmeksizin, suç niteliğinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde basit taksirle öldürme suçundan hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
A. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) paragrafında açıklanan nedenlerle, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 04.06.2020 tarihli ve 2020/341 Esas, 2020/761 Karar sayılı kararında sanık … yönünden katılanlar vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

B. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) paragrafında açıklandığı üzere, sanık hakkında bilinçli taksir hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle eksik ceza tayini nedeniyle, katılanlar vekili tarafından sanık … yönünden öne sürülen temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 04.06.2020 tarihli ve 2020/341 Esas, 2020/761 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdiren Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

28.03.2023 tarihinde karar verildi.

… … (Karşı oy)

KARŞI OY

Maktul …’in gözünden av tüfeği ile bitişik veya bitişiğe yakın mesafeden ateş edilmek suretiyle öldürüldüğü olayda sanıklardan … hakkında yerel mahkemece taksirle adam öldürme suçundan verilen mahkumiyet kararının İstinaf edilmesi üzerine Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi tarafından onaylanmış olup bu kararın temyiz edilmesi üzerine sanık …’nın maktul …’a karşı eyleminin bilinçli taksirle adam öldürme suçunu oluşturduğundan Bam Ceza Dairesi kararının oy çokluğuyla bozulmasına Dairemiz tarafından karar verilmiştir. Sanığın maktule karşı gerçekleştirdiği eylemin olası kast ile işlendiğini düşündüğümüzden dairemizin oy çokluğuyla verdiği bozma kararına katılmıyorum Şöyle ki;

Sanıklar …, … Tören ile maktul … arkadaş olup olay tarihi öncesinde aralarında herhangi bir husumet bulunmamaktadır. Olay günü her iki sanık ve maktul sanık …’un babasına ait lastik tamir atölyesinde eğlenmek için akşam saatlerinde bir araya gelmişler ve dükkanın üst katında bulunan yazıhane bölümüne geçmişlerdir, bu sırada sanıklardan … çay koymak için alt kata indiğinde üst katta sanık … ve maktul … dışında başka herhangi bir kişi olmadığı halde aralarında geçen konuşmalardan sonra bir el ateş alan tüfeğin saçmaları nedeniyle maktul … gözünden vurularak hayatını kaybetmiştir. Olayın herhangi bir görgü tanığı yoktur olay sırasında sanık … ve maktul … ile aynı dükkanda fakat alt katta bulunması nedeniyle oluş şeklini görmeyen ve beraat eden diğer sanık …’un beyanlarından anlaşıldığı üzere üst katta tüfek patlama sesi duyunca yukarıya çıktığını ve maktulü yerde gördüğünü sanık …’ya ne oldu diye bağırıp sorduğunu ve ambulansı ve polisi aramayı istediğini ancak …’nın kendisine engel olduğunu ve kendisini doğru söylememesi için yönlendirdiğini, tüfeğin kendilerine ait olmadığını ve bu suçu kendisinin işlemediğini savunmuştur.

Olaydan kısa süre sonra olay mahalline gelen tüm tarafların arkadaşı olan tanık … olay yerine geldiğinde her iki sanığın birbirlerini çekiştirdiğini sanık …’un diğer sanık …’ya olanları polise anlatacağını söylediğini …’nın da …’a engel olup kimseye anlatma senin de başın yanar şeklinde sözler söylediğini, anladığı kadarıyla …’nın …’un 155 ve 112 aramasını engellediğini, kendisinin de cep telefonunu vererek 155’i aramalarını istediğini kendisi oraya geldikten sonra 155′ in arandığını olayın oluş şeklini görmediğini söylemiştir.

Sanık … müdafili olarak kollukta verdiği ilk ifadesinde silahın maktule ait olduğunu ve maktul tarafından dükkana getirildiğini kendisinden önce bu silahı incelemek için hem diğer sanık …’un hem de maktulün ellerine alarak baktıklarını hatta maktulün silahın tetiğine basarak tetik düşürmesi üzerine tüfeğin patlamadığını ancak kendisinin şeytan doldurur diyerek maktule kızdığını bu sırada diğer sanık …’un yanlarında olmayıp alt kata inmiş olduğunu maktul tetiğe basınca onun elinde bulunan tüfeği maktulden almaya çalıştığını tüfeği maktul ve kendisi aralarında çekiştirirken maktulün tüfeğin namlu kısmından tuttuğunu ve kendi elinin tetiğe giderek tüfeğin bu esnada patladığını savunmuştur.

Dosyada bulunan kriminal laboratuvar raporlarına göre maktulün gözüne bitişik veya bitişiğe yakın mesafeden ateş edildiği, olayda kullanılan tüfeğin tetiğine 3.8 kilogram bir basınç uygulanmaksızın düşme veya çekiştirme nedeniyle patlamayacağı, tüfeğin Magnum tek namlulu tüp şarjörlü yarı otomatik bir tüfek olup namlu uzunluğunun 105 santimetre olduğu, tüfeğin üzerinde tanık …’in parmak izlerinin bulunduğu belirlenmiştir.
Tanık … beyanında kendisinin zaman zaman sanık …’un babasına ait dükkana yevmiye karşılığı lastik tamir işine yardımcı olmak için gittiğini oraya gittiğinde bir keresinde bir tüfek gördüğünü ve bu tüfeğe dokunduğunu bu tüfeğin dükkana ait olduğunu söylemiştir.
Maktul ve her iki sanıktan alınan svaplarda maktul ve sanık …’da antimon bulunduğu ancak olaydan sonra ellediği ellerini yıkadığı anlaşılan sanık …’ya ait svaplarda ise antimon bulunmadığı anlaşılmıştır .
Olay yeri inceleme raporuna göre 105 santimetre uzunluğundaki Magnum 505 ibareli tüfeğin kurma kolunun geride olduğu, atım yatağının boş olduğu ve olay yerinde yerde 1 adet boş kartuş bulunduğu anlaşılmıştır.

Bu dosyada çözülmesi gereken problem sanık … ile maktul … birlikteyken öldürme olayının nasıl gerçekleştiği sanık …’nın anlatımlarının maddi delillerle örtüşüp örtüşmediğinin belirlenmesidir.
1.Sanık … savunmasında olay yerine tüfeği maktulün getirdiğini söylediği halde bu beyanın doğru olmadığı ve tüfeğin bahse konu dükkana ait olup olay günü olay yerinde bulunmayan ve zaman zaman iş yerine yardıma gelen tanık … tarafından dokunulması nedeniyle üzerinde …’a ait parmak izi bulunan bir tüfek olduğu yani tüfeğin olay günü öncesinde de dükkanda bulunduğu anlaşılmakla sanık …’nın tüfek maktule aitti ve maktul tarafından işyerine getirildi savunmasının doğru olmadığı anlaşılmıştır.

2.Sanık … savunmasında tüfeği kendisinden önce sırayla sanık …’un ve ondan sonra da maktul …’ın eline aldığını, Tunahan tüfekle oynarken bir el tetiğine basarak tetik düşürdüğünü ve kendisinin Tunahan’a sinirlenerek kızdığını şeytan doldurur diyerek maktule bağırdığını, (Maktule bağırdığını o sırada alt katta bulunan diğer Sanık …’un duymuş olabileceğini) tüfeği Tunahan’ın elinden almaya çalıştığını ve çekiştirme sırasında Tunahan’ın namlu kısmından kendisinin de dipçik kısmından tuttukları sırada tüfeğin patladığını savunmuştur.

Sanık …’nın bu savunması dosya kapsamındaki deliller ile örtüşmediğinden tarafımızdan itibar edilmemiştir.
Şöyle ki:
a) Öncelikle olayda kullanılan yarı otomatik tüfeğin çalışma mekanizmasının ne şekilde olduğunu tespit etmek gereklidir. Olayda kullanılan Magnum ibareli yarı otomatik tek namlulu av tüfeğinin şarjöründe bulunan dolu fişek kurma kolu çekilerek atış haznesine alınıp tetiğe basılarak tetik düşürüldüğünde av fişeği patlar, şarjörde yedek bir fişek varsa patlamanın açığa çıkardığı gazın basıncı ile şarjördeki yedek fişek namlu yatağına alınır ve diğer boş kovan ise otomatik olarak dışarı atılır.
Tetik düşürüldüğü halde namlu yatağındaki fişek herhangi bir nedenle patlamaz ise ortaya gaz basıncı çıkmayacağından şarjördeki dolu fişek namlu yatağına alınmaz bu halde yeniden tüfeğin doldurulabilmesi için bir kişinin manuel olarak tüfeği doldur boşalt yapması yani mekanizmayı eli ile geri çekip bırakması gerekir, bu durumda da namluda tüfek yatağında bulunan ve ancak tetik düşürüldüğü halde patlamayan ve ancak üzerinde silahın horozuna ait darbe izi bulunan dolu bir fişeğin olay mahalline yere düşmüş olması ve şarjörün içinde bulunan bir adet fişeğinde bu şekilde namlu yatağına alınmış olması beklenir. Şarjörlü tabancalardaki çalışma mantığı dahi böyledir. (Sanık …’nın olayla ilgili anlatımları böyledir.)

Sanık … maktul tarafından eline alınan tüfeğin tetiğine basıldığı halde patlamadığını ve kendisinin maktule sinirlenerek ‘’Şeytan doldurur’’diye bağırıp maktulün elindeki tüfeğe müdahale ettiğini söylemektedir.
Tetiğe basılarak tetik düşürüldüğü halde namlu yatağındaki fişek patlamaz ise tüfek manuel olarak yeniden doldur boşalt yapılmazsa yarı otomatik tüfeğin özellikleri gereğince teknik olarak ikinci kez tetiğe basılması mümkün değildir. Ancak sanık …’nın savunmasına göre birinci kez tetik düşürüldükten sonra maktul veya kendisi tarafından doldur boşalt yapılmadığı halde tüfek çekiştirilirken 2. kez tetiğe basılmış ve tüfek ateş alarak maktul vurulmuştur. Sanık …’nın savunmada yaptığı bu kurgu maddi gerçeklerle örtüşmediğinden tarafımızdan itibar edilmemektedir; Kaldı ki birinci tetiğe basıldıktan sonra fişek patlamaz ise bu fişeğe ikinci kez tetik düşürülemez, manuel olarak şarjördeki fişek namluya alınınca birinci fişeğin tüfek tarafından olay mahalline atılmış olması gereklidir, olay yerinde arkasında iğne izi bulunan dolu fişek ele geçmemiştir.

b) Olayda kullanılan tüfeğin toplam uzunluğunun 105 santimetre olup tüfeğin namlu ucu maktulün gözüne bitişik veya bitişiğe yakın mesafede tutularak ateş etmesi birlikte değerlendirildiğinde maktulün gözü namlunun ucunda olacak şekilde bu tüfeğin tetik kısmına maktulün ulaşıp tetiği eli ile çekmesi teknik olarak mümkün değildir. Sanık …’nın maktul tetiğe bastı bu nedenle ben tüfeği elinden almak için hamle yaptım ve dipçik kısmını tuttum O da namlu kısmını tuttu bu şekilde elimde patladı savunması da yukarıda anlatıldığı şekilde maddi gerçeklerle ve teknik bulgularla desteklenmemektedir.
Bu belirlemeler ışığında olayın ne şekilde gerçekleştiğinin belirlenmesi gerekir ise aralarında herhangi bir husumet ve düşmanlık olmayan üç arkadaşın olay günü …’un babasına ait dükkana gittikleri ve ancak orada maktulün av tüfeği ile bitişik veya bitişiğe yakın mesafeden vurularak hayatını kaybettiği, sanık tüfeği kendisi eline almadan önce maktul eline almışsa dahi tetik düşürdüğünün doğru olmadığı ya tüfek namlusunda atışa hazır fişek bulunduğu veya sanık eline tüfeği alınca namluya yeniden fişek sürdüğü, ancak namluya manuel fişek sürüldüğünde boş fişeğin de yerde olması gerektiği fakat yerde boş fişek bulunmadığı, sanık … da arkadaşı olan maktulü öldürme iradesi olmadığı halde ve yine sanık lehine değerlendirme yapılarak sanık …’nın kendisine ait olmayıp gittikleri işyerine ait olduğu sabit olan bu tüfeğe önceden mermi sürüldüğünü bilmediği halde tüfeği ellerinde alıp oynarken sanık … tüfeği maktulün gözüne doğrultarak yakın mesafeden öldürücü nitelikteki tüfeğin tetiğine basmak suretiyle maktulün ölümüne sebebiyet vermiştir. Sanıktan önce maktul tetiğe basmamıştır. Teknik deliller ve dosya kapsamı dahi bu kabulümüzü desteklemektedir.

Olayın bu oluş şekli sabit kabul edildiğinde … namlulu yivsiz av tüfeğinin tabancaya göre daha tehlikeli olup bitişik veya bitişiğe yakın mesafeden bir insanın gözüne doğrultularak iradi şekilde tetik çekilmesi ve bir el ateş edilmesi sanık … da maktulü vurabileceğini ve ölebileceğini ön gördüğü ve ancak öngördüğü halde tetiğe bastığı, öngördüğü sonucu kabullendiği, umursamadığı sonucunu bize ulaştırmıştır.
Sanık … bu dosyada tüfeğin içinde mermi olduğunu bilseydi sanık …’nın eylemi kasten adam öldürme suçunu oluştururdu, eğer çekiştirme mevzusu gerçekten maddi delillerle desteklenseydi o takdirde de bilinçli taksirle öldürme suçu sübuta ererdi ancak mevcut deliller çekiştirme ve sanıktan önce maktulün tetik düşürdüğünü doğrulamadığından ve yine sanığın arkadaşı olan maktulü öldürmeye gerektirecek bir husumeti de bulunmadığı ve ancak öldürücü özelliği izahtan vareste olan böyle bir silahı gözüne bitişik mesafeden ateşleyen …’nın neticeyi öngördüğü ancak umursamadığı bu suçu işlediği bizce sabit olduğundan sanığın müsnet suçtan cezalandırılması gerekirken Bam Ceza Dairesinin yerel mahkeme tarafından taksirle adam öldürme suçundan verilen kararı onaylayan kararını sanığın eyleminin bilinçli taksirle adam öldürme suçunu oluşturacağından bahisle bozan dairemizin çoğunluk görüşüne muhalifim.