YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/6875
KARAR NO : 2023/84
KARAR TARİHİ : 11.01.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.02.2020 tarihli ve 2018/726 Esas, 2020/72 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 54 üncü maddesinin birinci fıkrası, 63 üncü maddesi birinci fıkrası, 58 inci maddesinin altıncı fıkrası ve 5275 sayılı Kanun’un 108 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına, müsadereye ve mahsuba karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 02.06.2020 tarihli ve 2020/1269 Esas, 2020/965 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi;
1. Sübuta,
2. Suç vasfına,
3. Meşru savunma hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
4. Haksız tahrik, takdiri indirim ve diğer lehe olan hükümlerin uygulanması gerektiğine,
5. … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince yeterli ve somut gerekçelere dayanılmaksızın istinaf taleplerinin esastan reddine karar verildiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Mağdur ile sanığın uyuşturucu madde kullanıcısı oldukları, aynı mahallede ikamet etmeleri nedeniyle birbirlerini tanıdıkları, olay gecesi saat 00:30 sıralarında mağdurun, aracı içerisinde uyuşturucu madde kullandığı, sanığın mağduru fark ederek yanına geldiği ve aracın içerisine oturduğu, mağdurun kullandığı uyuşturucu maddeden kullanmak istediği, mağdurun kabul
etmemesi üzerine sanığın sinirlendiği ve üzerinde taşıdığı bıçağı çıkartıp mağdura saldırdığı, mağduru batın sol üst, göbek altı ve boyun sol yanda olmak üzere birden fazla bıçak darbesiyle yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olacak şekilde yaraladığı, mağdurun aracında bulunan kuru sıkı tabancayı çıkardığı, sanığın bu şekilde korkmasını fırsat bilerek aracı ile olay yerinden uzaklaşarak yakında bulunan özel bir hastanenin acil servisine gittiği, mağdurun acilen operasyona alındığı, yapılan operasyon sonunda yaşamsal tehlikesinin geçtiği, olay yerinden kaçan sanığın olay günü saat 16.20 sıralarında ….., Baraj yanında polis tarafından görüldüğü, sanığın polisi görünce sazlık alana kaçtığı, sonrasında sazlık alanda bulunan kanalizasyon menfez borusu içerisinde suç aleti bıçak ile birlikte yakalandığı anlaşılmıştır.
Suç vasfı yönünden; darbe sayısı, mağdurdaki yaraların adedi ve niteliği, sanığın eylemine, mağdurun silah çekmesi üzerine son vermesi birlikte değerlendirildiğinde, sanığın kastının öldürmeye yönelik olduğu kanaatiyle teşebbüs aşamasında kalan eylemin kasten öldürmeye teşebbüs suçu olarak belirlendiği ve buna göre uygulama yapıldığı tespit edilmiştir.
Meşru savunma ve haksız tahrik yönünden; sanık, mağdurun olay sırasında kendisine silah çektiğini savunmuş ise de olayın oluş şekli itibarıyla inandırıcı olmadığı değerlendirilerek, mağdurdan sanığa yönelen haksız bir eylem de bulunmadığının tespitiyle meşru savunma ve haksız tahrik hükümlerinin uygulanmadığı anlaşılmıştır.
Takdirî indirim yönünden; sanığın geçmişi, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları ile verilen cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak takdirî indirim hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.
2. Sanığın üzerine atılı suçlamayı tevil yollu ikrar ettiği belirlenmiştir.
3. Sanığın eylemi neticesinde mağdurda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak;
a) Özel Odak Hastanesinin 29.06.2018 tarihli ve 158 numaralı;
“…Boyun sol yanda 2 cm yüzeyel kesi, batın sol üst kadranda 1 adet 2 cm kesi, 1 adet 5-6 cm batına nafiz (omentum dışarda) kesi, göbek altında 1 adet 2-3 cm kesi mevcut. Hayati tehlikesi vardır.”
b) Özel Odak Hastanesinin 23.07.2018 tarihli;
“Batına nafiz kesici alet yaralanması ile ilgili olarak;
Basit tıbbi müdahale ile iyileşmez.
Yaralanma sırasında hayati tehlike geçirmiştir.
Organ ve uzuv kaybı yoktur.”
c) … Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 27.11.2018 tarihli ve 87395799-103-2018/2225 numaralı;
“Şahsın vücudunda en az iki adet olmak üzere batına nafiz olup iç organ yaralanmasına neden olması sebebiyle “kişinin yaşamını tehlikeye sokacak nitelikte” kesici-delici alet yaraları olduğu, tüm yaraların birlikte;
1- Kişinin yaşamını tehlikeye SOKTUĞU,
2- Basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte OLMADIĞI…”
Görüşlerini içerir adlî muayene raporları dava dosyasında mevcuttur.
4. Sanığın güncel adlî sicil kaydı ve tekerrüre esas alınan ilâm örneği ile kesinleşme şerhi dava dosyasında mevcuttur.
5. 29.06.2018 tarihli Araştırma ve Teşhis, Ön Ekspertiz ve İnceleme, Yakalama, Üst Yoklama ve Rızaen Teslim Tutanaklar dava dosyasında mevcuttur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Sübut
Mağdurun aşamalarda değişmeyen beyanları ile uyumlu adlî muayene raporları ve sanığın tevil yollu ikrarı uyarınca sanığın üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiği sabit olduğundan, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Suç Vasfı
Olayda kullanılan bıçağın elverişliliği, hedef alınan bölgeler, darbe sayısı ve şiddeti, meydana gelen yaralanmanın niteliği nazara alındığında, suç vasfının kasten öldürmeye teşebbüs olarak belirlenmesinde isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C. Meşru Savunma
Sanık ile mağdur arasında yaşanan olaya tanık olan kimsenin bulunmadığı, mağdur ve sanığın olayın başlangıcına dair farklı anlatımlarının bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince olayın oluş şekli itibarıyla daha inandırıcı bulunan mağdurun beyanlarına üstünlük tanındığı, bu suretle mağdurdan sanığa yönelen haksız bir saldırı bulunmadığı, dolayısıyla sanık lehine meşru savunma koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
D. Lehe Hükümlerin Uygulanması
1. Haksız Tahrik
Meşru savunma başlığı altında da izah edildiği üzere mağdurdan sanığa yönelen haksız bir saldırı bulunmaması nedeniyle, sanık lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanmamasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Takdirî İndirim
Sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdirî indirim sebebi uygulanmasının Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında olduğu, ancak bu takdirin sınırsız ve denetime kapalı bir yetkiyi barındırmadığı, Yargıtay tarafından yapılacak değerlendirmenin, Mahkemenin takdirinin dava dosyasında mevcut veriler ile uyumlu olup olmadığı, yerinde ve yeterli gerekçeye dayanıp dayanmadığı ile sınırlı olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece; “Sanığın geçmişi, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları ile verilen cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak” şeklindeki gerekçeye istinaden sanık lehine takdirî indirim sebebi uygulanmamasına karar verilmesi karşısında, güncel adlî sicil kaydında birden fazla suçtan sabıkası bulunan ve mükerrir olduğu anlaşılan, eylemini gerçekleştirdikten sonra olay yerinden kaçan, polisler tarafından bir süre aranan, polislerin uyarmasına rağmen yakalanmamak için sazlık ve ağaçlık alana doğru kaçıp burada kanalizasyon menfez borusu içinde yatar vaziyette yakalanan sanığın suça eğilimli kişiliği ve fiilden sonraki davranışları karşısında Mahkemenin takdirinin dava dosyası kapsamına uygun şekillendiği belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Diğer Lehe Hükümler
Sanık hakkında hükmolunan netice cezanın türü ve miktarı itibarıyla uygulanma koşulları bulunan başkaca lehe hükmün bulunmadığı anlaşıldığından, öne sürülen temyiz sebebi, temyizin esasına etkili görülmemiştir.
E. Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Gerekçesi Yönünden
Gerekçeli karar hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 6 ncı maddesinde açıkça zikredilmemiş ise de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından içtihadî olarak geliştirilerek varlık kazanmış bir hak olup “adil yargılanma hakkı” nın en önemli unsurlarından biri olarak belirtilmiştir. Buna göre AİHM, mahkemelerin her türlü kararlarında gerekçeye yer verilmesi yükümlülüğüne değinerek aksi durumun, adil yargılanma hakkının ihlâli ile neticeleneceğine işaret etmiştir. (Dulaurans/Fransa, B. No. 34553/97, 21.03.2000; Georgiadis/Yunanistan, B. No. 21522/93, 29.05.1997 §§ 40-43; Ruiz Torija/İspanya, B. No. 18390/91, 09.12.1994; Ferreira/Portekiz, [BD], B. No: 19867/12, 28.07.2017, § 84)
Gerekçeli karar hakkı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (Anayasa) tarafından ise alenî bir şekilde güvence altına alınmıştır. Anayasa’nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer verilen; “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” şeklindeki düzenleme ile gerekçe, ilgilisi için bir hak olmanın yanı sıra bütün mahkemeler için de anayasal bir yükümlülük olarak öngörülmüştür. Ayrıca Anayasa’nın, Temel Haklar ve Ödevler kısmında yer alan “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesine, 03.10.2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesiyle eklenen “adil yargılanma hakkı”nın da bir unsuru olarak kabul edilmekte (… Ataş, B. No: 2013/1235, 13.06.2013.) ve Anayasa Mahkemesi tarafından incelenen bireysel
başvurulara konu edilebilmektedir. Gerekçeli karar hakkı, Türk hukuk sisteminde anayasal düzenlemeye ek olarak kanunî olarak da güvence altına alınmıştır. 5271 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesi; “Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır.” şeklinde emredici hüküm içermektedir.
Temel bir insan hakkı olan gerekçeli karar hakkı, gerek uluslararası gerek ulusal hukukî metinlerle güvence altına alınmış olup mahkeme kararlarında gerekçeye yer verilmemesi ya da yetersiz gerekçeye yer verilmesi durumlarında gerekçeli karar hakkının ihlâli gündeme gelecek ise de AİHM tarafından ifade edildiği üzere (… Kück/Almanya, B. No: 35968/97, 12.06.2003, §§ 46,47; Khamidov/Rusya, B. No: 72118/01, 15.11.2007, § 170.) yargılama bir bütündür ve olağan kanun yolları, yargılama sürecinin bir parçasıdır ve adil yargılanma hakkı, yargılamayı bir bütün olarak kapsar. Bu nedenle gerekçeli karar hakkının ihlâl edilip edilmediği, gerekçesizlik ya da kanunî gerekçeden yoksunluğun, bir bütün olarak yargılamayı adil olmaktan çıkarıp çıkarmadığına göre belirlenir. O hâlde, sonuca etki edecek mahiyetteki bir iddianın, derece mahkemes(ler)i tarafından gerekçede tartışılmamış olması ya da bu konuda kanunî bir gerekçeye yer verilmemiş olması durumunda söz konusu usûlî eksikliğin Yargıtay tarafından temyiz incelemesi sırasında giderilmesi mümkündür. Zira gerekçe, bağımsız ve tarafsız bir yargılamanın zorunlu bir unsuru olup gerekçede temel hak ve hürriyetler, hukuksal bir metin düzleminde değerlendirilir.
Bu açıklamalar ışığında, her ne kadar … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin kararında sübut ve lehe olan hükümlerin sanık lehine uygulanıp uygulanmaması hususlarında ayrıntılı bir gerekçeye yer verilmemiş ise de Gerekçe bölümünde yer alan (A) ve (D) paragraflarında, ilgili temyiz sebeblerine yönelik gerekçeli değerlendirme yapılarak söz konusu eksiklik Yargıtay tarafından giderilmiş olduğundan, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 02.06.2020 tarihli ve 2020/1269 Esas, 2020/965 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.01.2023 tarihinde karar verildi.