Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2022/6885 E. 2023/927 K. 09.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/6885
KARAR NO : 2023/927
KARAR TARİHİ : 09.03.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs
HÜKÜM : Mahkûmiyet

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Çankırı Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.02.2019 tarihli ve 2018/226 Esas, 2019/47 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi,

29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 02.10.2020 tarihli ve 2019/1021 Esas, 2020/2066 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkrası uyarınca 8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 07.06.2022 tarihli, teşebbüste makul oranda ceza belirlenmesi gerektiği gerekçesi ile bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri,
1. Kararın gerekçesiz olduğuna,
2. Eksik inceleme sonucu hatalı karar verildiğine, sanığın öldürme kastının olmadığına, meşru savunma ve meşru savunmada sınırın aşılması koşullarının oluştuğuna suç vasfına,
3. Haksız tahrikin derecesine,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Katılan … ile sanık …’ın olay tarihinden yaklaşık iki sene önce bilinmeyen bir sebepten dolayı facebook isimli sosyal medya üzerinden tartıştıkları, olay tarihinde sanık ile tanıklar …,….,ve …’in …..,Köyü İlkokulu’nun yakınlarında oturdukları sırada, katılan …’ın tanık… ile birlikte arabadan indiğini gördükleri, sanığın konuşmak amacıyla katılan …’ın yanına gittiği, sanık ile katılan bir süre yalnız konuştuktan sonra aralarında tartışma çıktığı, sanığın katılana; “Sen bana neden küfür ettin?” diye sorması üzerine katılanın; “Sen bana hesap mı soruyorsun?” şeklinde cevap verdiği, sanıkla katılan arasında geçen bu konuşma birkaç defa tekrarlandıktan sonra bir anda katılanın sanığa kafa attığı, yumruk atmaya çalıştığı sırada sanık …’ın olay yerinde ele geçirilemeyen, silahtan sayılan bıçağı rastgele sallamak suretiyle katılanı bıçakladığı, katılan ile sanığın kavga ettiğini gören tanıkların araya girerek tarafları ayırdığı anlaşılmıştır.

Sanığın eyleminin hukuki değerlendirilmesi yönünden, sanık …’ın aşamalardaki ısrarlı savunmalarında katılan …’ı öldürme kastıyla hareket etmediğini, katılanla arasında gerçekleşen tartışma sırasında katılanın kendisine kafa attığını, bunun üzerine kendisinin de katılana bıçakla vurduğunu, katılanın hangi bölgesine vurduğunu dahi hatırlamadığını beyan ettiği,

Her ne kadar sanık ile katılan olay tarihinden yaklaşık iki yıl önce bilinmeyen bir sebepten dolayı facebook adlı sosyal medya hesabı üzerinden küfürleşmiş iseler de, taraflar arasındaki bu husumetin öldürmeyi gerektirir nitelikte olmadığı, olay günü katılan ile sanığın tesadüfen karşılaştıkları, sanığın katılanın yanına konuşmak için gittiği, katılanın bir anda sanığa kafa atması nedeniyle sanığın da katılana bıçakla vurduğu, her ne kadar katılan göğüs bölgesinden yaşamını tehlikeye sokabilecek şekilde yaralanmış ise de, sanık ile katılan arasında hareketli ani gelişen kavga ortamında katılanın yaralandığı, kavganın ani olarak gelişmesine bağlı olarak sanığın bıçağını serbest iradesiyle hedef alarak kullandığının belirlenemediği, olayın gece vakti, düşük görüş imkanı dahilinde gerçekleştiği nazara alındığında sanığın hedef seçme imkanının bulunamayabileceği, kaldı ki katılanın mevcut yaralanmalarının daha çok bacak bölgesinden olduğu, mağdurda hayatî tehlike oluşturan yaranın tek olduğu, herhangi bir iç organ, büyük damar ve sinir yaralanması oluşturmadığı, çevrede bulunanların kavgayı aralamaya yönelik müdahaleleri dışında somut bir engel bulunmadığı halde sanığın olay yerinden kaçmak suretiyle eylemine son verdiği hususları karşısında; sanığın katılan …’ı öldürme kast ve bilinciyle hareket ettiğini gösterir kesin ve yeterli delil edilemediği görülmekle sanığın suç işleme iradesinin esasen katılanı yaralamaya yönelik olduğu vicdani kanısına varılarak hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.

Haksız tahrik yönünden, olay günü katılan ile sanık arasında meydana gelen kavgada ilk haksız hareketin katılan … tarafından geldiği, tanık beyanlarından anlaşılacağı üzere katılanla sanık arasında gerçekleşen konuşma sırasında ilk olarak katılanın sanığa kafa attığı, katılanın sanığa yumruk atmaya çalıştığı sırada sanığın cebinden çıkardığı bıçağı sallamak suretiyle katılanı yaraladığı, tanık …’un olayın hemen akabinde alınan beyanında ……,ın …’a iki defa kafa attığını gördüğünü, tartışma sırasında …’ın …’ın çok fazla üzerine geldiğini, …’ın sürekli alttan aldığını beyan ettiği hususları karşısında sanığın katılandan kaynaklı haksız söz ve davranışların oluşturduğu hiddet ve şiddetli elemin etkisi altında atılı suçu işlediğinin kabulü ile cezasından takdîren 2/4 oranında indirim yapılmış olduğu anlaşılmıştır.

Meşru savunma yönünden, sanığın savunmasında katılanın kendisine kafa attığını iddia etmiş ve bu iddia kabul görmüş ise de kendisini savunma hakkı doğan sanığın, bıçağı göstererek yada katılanın hayati bölgeleri dışındaki yerlere hedef olarak saldırıyı bertaraf etmesi mümkün iken, sanığın elinde silah olmayan katılanı bıçakla toraksa nafiz yaralaması eyleminde, “gerçekleştirilen savunmanın, maruz kalınan tecavüzü bertaraf edecek ölçüde olması” yani “saldırı ile savunma arasında oran bulunması” şartı gerçekleşmediğinden meşru savunmanın şartlarının oluştuğundan sözedilemeyeceği, bir başka anlatımla, savunma ile saldırı arasındaki denge savunma lehine tartışmasız biçimde bozulmuş, dolayısıyla da ölçülülük ya da orantılılık ilkesi ihlal edilmiştir şeklinde kabul edildiği anlaışılmıştır.

2. Sanık üzerine atılı suçlamayı ikrar etmiştir.

3. Tanık beyanları dava dosyasında bulunmaktadır.

4. Katılan …’ın yaralanmasını belirten … Adlî Tıp Şube Müdürlüğünün 12.05.2016 tarihli raporunda;
“Sol göğüste önde 2 cm, arkada 3 cm kesi olduğu, sol bacakta 3 adet 2 cm kesi olduğu, toraksa nafiz bıçaklanması olan hasta sol pnömotoraks nedeniyle sol tüp torakstomi yapıldığı,
Yaralanmasının; kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olduğu,”
Görüşlerine yer verildiği belirlenmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanık … ile katılan …’ın anne tarafından akraba oldukları, kız meselesi nedeniyle aralarında husumet bulunduğu, olay tarihinden yaklaşık 2 yıl kadar önce sosyal medya siteleri üzerinden tartışıp birbirlerine karşılıklı hakaret ettikleri, sanığın 26.09.2015 tarihinde kavun toplamak için annesinin köyü olan Çankırı/Kızılırmak …….., Köyü’ne gittiği, olay tarihinde gece vakti köyde dolaşırken köy meydanında katılan …’ı arkadaşlarıyla sohbet ederken gördüğü, yanına giderek konuşmak istediğini söylediği, guruptan ayrılarak konuşmaya başladıkları, konuşmanın aralarındaki husumet nedeniyle tartışmaya, tartışmanın da büyüyerek kavgaya dönüştüğü, katılanın sanığa kafa attığı, yumruk salladığı, sanığın da ele geçirilemeyen bıçakla katılanı göğsüne 1, sırtına 1 ve sol bacağına 3 kez vurmak suretiyle yaraladığı, katılanın; “Elinde bıçak var, bıçağı alın!” diye bağırması üzerine köy meydanında bulunan…, … ve …..,’in müdahale ederek tarafları ayırdıkları, sanığın olay yerinden elinde bıçakla kaçtığı, katılanın göğsüne ve sırtına aldığı darbelerin pnömotoraksa neden olması nedeniyle hayati tehlike geçirdiği, sanığın basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde yaralandığı anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesince olay İlk Derece Mahkemesince yapılan kabul ile benzer nitelikte olduğu belirlenmiştir.

Ancak sanığın eyleminin hukukî değerlendirilmesi yönünden, sanıkla katılan arasında husumet bulunması, suçta kullanılan aletin elverişliliği, hedef alınan vücut bölgesi, darbe sayısı ve şiddeti, engel hal bulunması, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı göz önüne alındığında, sanığın eylemine bağlı olarak ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu kanaatine varıldığından, sanığın meşru savunmaya dayanan savunmalarına itibar edilmeyerek kasten öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurulmuştur.

Haksız tahrik değerlendirilmesinde ise yukarıda ayrıntılı olarak anlatıldığı üzere olayın başlangıcında katılanın sanığa kafa atması ve yumruk sallaması nedeniyle, sanığın yüklenen suçu haksız tahrik altında işlediği kabul edildiğinden, katılanın haksız tahrik teşkil eden eylemlerinin ulaştığı boyuta göre sanık hakkında asgarî hadden haksız tahrik indirimi yapılması gerektiği belirtilerek bu göre uygulama yapıldığı belirlenmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Tebliğname Yönünden
Sanık hakkında teşebbüsün derecesinde zarar ve tehlikenin ağırlığına göre Mahkemenin kabul ve takdîrinde bir isabetsizlik görülmediğinden, makul oranda teşebbüs hükümlerinin uygulanması gerektiğine yönelen Tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden
1. Gerekçesizlik Yönünden
Her ne kadar sanık müdafii tarafından kararın gerekçesiz olduğu iddia edilmişse de olaylar ve olgular başlığı (B) bendinde ayrıntısı ile yazıldığı şekilde Mahkemece kararın gerekçelendirildiği anlaşıldığından bu hususta hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Suç Vasfı Yönünden
Olaylar ve olgular başlığı (B) bendinde ayrıntılı olarak sanığın eylemi kasten öldürmeye teşebbüs olarak değerlendirilerek hüküm kurulduğu ve meşru savunma ile meşru savunmada sınırın aşılması koşullarının oluşmadığı kabul edilerek suç vasfının tayininde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3. Haksız Tahrik Derecesi Yönünden
Olayın başlangıcında katılanın sanığa kafa atması ve yumruk sallaması nedeniyle, sanığın yüklenen suçu haksız tahrik altında işlediği kabul edildiğinden, katılanın haksız tahrik teşkil eden eylemlerinin ulaştığı boyuta göre sanık hakkında asgarî hadden haksız tahrik indirimi yapıldığı anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 02.10.2020 tarihli ve 2019/1021 Esas, 2020/2066 Karar sayılı kararında öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Çankırı Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

09.03.2023 tarihinde karar verildi.